NATO and the Turkish-Greek Relationship: A Quest for Cautious Coexistence
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Since joining NATO, Türkiye and Greece have been both indispensable allies and persistent sources of intra-alliance tension. This article examines how NATO has managed the enduring rivalry between two indispensable allies in practice. While the literature has largely focused on the causes of rivalry and recurring crises in Turkish-Greek relations, less attention has been paid to how the alliance has accommodated this conflict in its functioning. The article introduces the concept of cautious coexistence to describe a distinct mode of institutional conflict management in which rival allies sustain operational cooperation while political disputes remain unresolved. Drawing on a qualitative analysis of NATO military exercises during the Cold War, post–Cold War operations, and confidence-building measures, the article shows that cooperation between Türkiye and Greece has persisted in limited but functional domains, often shaped by procedural neutrality and pragmatic institutional routines. The findings suggest that NATO’s effectiveness in this case has rested less on resolving disputes than on containing them, preserving interaction, and preventing escalation. The Turkish-Greek relationship thus illustrates a broader pattern in alliance politics: institutions may sustain stability not by eliminating rivalry, but by absorbing and containing its disruptive effects.
Türkiye ve Yunanistan, NATO’ya katıldıklarından bu yana hem vazgeçilmez müttefikler hem de ittifak içi gerilimlerin süreklilik arz eden kaynakları olmuştur. Bu makale, iki vazgeçilmez müttefik arasındaki kökleşmiş rekabetin NATO tarafından pratik düzlemde nasıl yönetildiğini analiz etmektedir. Büyük ölçüde Türk-Yunan ilişkilerindeki literatür, rekabetin yapısal nedenlerine ve tekrarlayan kriz dinamiklerine odaklanırken, bu rekabetin ittifakın işleyişi içinde nasıl yönetildiğini görece sınırlı biçimde ele almıştır. Bu makale, siyasi uyuşmazlıkların çözümsüz kaldığı durumlarda rakip müttefiklerin operasyonel iş birliğini sürdürmesini ifade eden özgün bir kurumsal çatışma yönetimi biçimi olarak ‘temkinli birlikte varoluş’ kavramını tanıtmaktadır. Soğuk Savaş dönemi NATO askeri tatbikatları, Soğuk Savaş sonrası operasyonlar ve güven artırıcı önlemler üzerine yapılan nitel analiz, Türkiye ile Yunanistan arasındaki iş birliğinin sınırlı ancak işlevsel alanlarda sürdüğünü ve bu iş birliğinin çoğunlukla prosedürel tarafsızlık ile pragmatik kurumsal rutinler tarafından şekillendiğini ortaya koymaktadır. Makalenin bulguları, NATO’nun bu olaydaki etkinliğinin ihtilafları çözmekten ziyade onları sınırlandırmaya, taraflar arasındaki etkileşimi sürdürmeye ve tırmanmayı önlemeye dayandığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Türk-Yunan ilişkileri, ittifak politikasına dair daha geniş bir örüntüyü ortaya koymaktadır: kurumlar, rekabeti ortadan kaldırarak değil, onu soğurarak ve kontrol altına alarak istikrarı sürdürebilir.










