İstanbul Gelişim Üniversitesi Kurumsal Açık Erişim Arşivi

DSpace@Gelişim, İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü: Öğe ,
    İnşaat sektöründe beton tedarikçilerinin seçiminde bulanık TOPSIS, bulanık EDAS ve bulanık VIKOR yöntemlerinin kullanılması
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Eltayeb Musaad Ahmed, Tasneem
    Bu tezde, inşaat sektöründe beton tedarikçilerinin seçiminde Bulanık EDAS ve Bulanık TOPSIS yöntemlerinin kullanımı incelenmiştir. İnşaat projelerinde beton tedarikçilerinin doğru seçimi, projenin başarısı ve maliyet etkinliği açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışmada, bulanık mantık tabanlı TOPSIS, EDAS ve VIKOR yöntemleri kullanılarak tedarikçi seçim süreci optimize edilmiştir. Araştırma kapsamında, çeşitli tedarikçilerin performans kriterleri değerlendirilmiştir ve bu kriterler doğrultusunda en uygun tedarikçi belirlenmiştir. Sonuçlar, Bulanık EDAS ve Bulanık TOPSIS yöntemlerinin tedarikçi seçiminde etkin ve güvenilir bir yaklaşım sunduğunu göstermektedir.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Almanya'daki Michelin yıldızlı restoranlarda inovasyon ve yaratıcılık süreçlerinin çalışan stresine etkisi
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Kılıç, Mehmet Sabri
    Gastronomi sektörü, günümüzde hızla dönüşen tüketici beklentileri, teknolojik gelişmeler ve artan rekabet koşulları nedeniyle dinamik ve çok katmanlı bir yapıya bürünmüştür. Bu dönüşüm sürecinde özellikle Michelin yıldızlı restoranlar, yalnızca kaliteli hizmet sunan işletmeler olmaktan çıkarak; estetik, özgünlük ve yenilikçilik odaklı gastronomik deneyimler sunan yaratıcı sahnelere dönüşmüştür. Bu araştırmanın amacı, Almanya'daki Michelin yıldızlı restoranlarda yürütülen inovasyon ve yaratıcılık süreçlerinin, bu restoranlarda görev yapan çalışanlar üzerindeki stres düzeylerine olan etkisini incelemektir. Araştırma kapsamında nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Almanya'daki Michelin yıldızlı restoranda çalışan 6 şef ve 6 yardımcı şef olmak üzere toplam 12 restoran çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada, görüşme tekniği ile toplanan verilerin analizinde nitel veri analiz yazılımlarından MAXQDA 2020 programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler, demografik bilgilerle birlikte MAXQDA programına aktarılmış ve ardından tematik analiz ile tema ve alt tema oluşumuna yönelik veriler çözümlenip kodlanmıştır. Michelin yıldızlı restoranlarda çalışan şef ve yardımcı şeflerin deneyimlerini tematik analiz yoluyla inceleyerek, mesleki yaşantılarına dair kapsamlı bir bakış sunulmuştur. Bulgular, bu tür restoranlarda çalışmanın mesleki gelişim, prestij ve yaratıcılık açısından önemli avantajlar sunduğunu; ancak aynı zamanda yüksek beklentiler, yoğun iş temposu ve sürekli mükemmellik baskısı nedeniyle ciddi zorluklar ve stres kaynakları barındırdığını ortaya koymuştur. İnovasyon süreçleri; bireysel yaratıcılık, ekip içi iş birliği ve çok yönlü ilham kaynaklarının etkileşimiyle şekillenen dinamik ve çok katmanlı yapılar olarak değerlendirilmiştir. Yaratıcılık süreçlerinin sürdürülebilirliğinde ise açık iletişim, deneysel uygulamalar ve destekleyici kurumsal stratejilerin etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca, inovasyonun çalışan motivasyonunu artırıcı bir unsur olmakla birlikte, yeterli kurumsal destek sağlanmadığında stres düzeyini yükseltebildiği tespit edilmiştir.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Genç yetişkinlerde erken dönem uyumsuz şemalar ile öz saygı ve sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Molla Özen, Deniz
    Bu araştırmada, genç yetişkin bireylerde erken dönem uyumsuz şemaların sosyal kaygı ve özsaygı düzeyleriyle olan ilişkisi incelenmiştir. Kişilerin erken çocukluk döneminden itibaren yaşadıkları deneyimlerin, zamanla işlevsel olmayan şema yapılarının gelişimine neden olabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada, söz konusu şemaların bireylerin sosyal kaygı düzeylerini ve benlik saygılarını nasıl etkilediği ile birlikte, cinsiyet ve aile yapısı değişkenleri açısından farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında 18-30 yaş aralığında, 182 kadın (%52,8) ve 163 erkek (%47,2) olmak üzere toplam 355 kişiden oluşan bir örneklem grubuyla çalışılmıştır. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Formu (YŞÖ-KF3), Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği (LSAS) ve Benlik Saygısı Değerlendirme Kısa Formu (BSDÖ-KF) uygulanmıştır. Verilerin analizi için SPSS Statistics for Windows 25.0 (deneme sürümü) kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, kopukluk, zedelenmiş otonomi, diğerlerine yönelim ve yüksek standartlar şema alanları ile sosyal kaygı (kaygı ve kaçınma alt boyutları dahil) arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, çoklu regresyon analizleri sonucunda, sadece zedelenmiş otonomi ve zedelenmiş sınırlar şema alanlarının sosyal kaygı üzerinde anlamlı etkileri olduğu ortaya konmuştur. Bu bulgulara göre, bireylerin zedelenmiş otonomi şemasına dair skorları arttıkça sosyal kaygı düzeylerinin de yükseldiği; zedelenmiş sınırlar şemasındaki skorlar yükseldikçe ise sosyal kaygı düzeylerinin azaldığı söylenebilir. Zedelenmiş otonominin sosyal kaygı üzerindeki etkisi, diğer şemalara kıyasla daha belirgindir. Öte yandan, zedelenmiş sınırlar ile erken dönem uyumsuz şemalar ve sosyal kaygı arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Kopukluk ve zedelenmiş otonomi şema alanlarının, olumlu benlik saygısıyla negatif; olumsuz benlik saygısıyla ise pozitif yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Dikkat çekici bir şekilde, zedelenmiş sınırlar şeması olumlu benlik saygısını pozitif, olumsuz benlik saygısını ise negatif yönde yordayan bir faktör olarak öne çıkmıştır. Diğerlerine yönelim şema alanı da olumlu benlik saygısını artırıcı, olumsuz benlik saygısını ise azaltıcı bir değişken olarak bulunmuştur. Yüksek standartlar şeması ile benlik saygısı arasında korelasyon bulunsa da çoklu regresyon analizlerinde bu şemanın olumlu ya da olumsuz benlik saygısı üzerinde anlamlı bir etkisi tespit edilmemiştir. Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizlerde, kadın katılımcıların sosyal kaygı, kaygı ve kaçınma alt boyutlarında erkeklere kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek puanlar aldığı görülmüştür (p<0.05). Ayrıca, aile yapısına göre yapılan değerlendirmelerde, kopukluk, zedelenmiş otonomi, yüksek standartlar şema alanlarında; kaçınma alt boyutunda ve benlik saygısının olumlu ve olumsuz yönlerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p<0.05).
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Voleybol antrenörlerinin iş yaşamında yalnızlık durumlarının mesleki öz yeterlilik ve iş doyumu üzerine etkisi
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Işık, Ömür Can
    Bu araştırmanın temel amacı, sporcuların yetiştirilmesinden sorumlu olan antrenörlerin yalnızlık hislerini ve bu hislerin mesleki öz yeterlilik ve iş doyumu üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, İstanbul ili 5. Bölgesinde ikamet eden voleybol antrenörlerini kapsamaktadır. Araştırmanın örnekleminde İstanbul-5. Bölgede ikamet eden 81 kadın ve 121 erkek toplam 202 antrenör yer almaktadır. Örneklem grubunu ise bu evren içerisinden gönüllü olarak seçilen voleybol antrenörleri oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcıların iş doyum düzeylerinin belirlenmesi amacıyla Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçeye uyarlanması Baycan (1985) tarafından yapılmıştır. Katılımcıların iş yerinde yaşadıkları yalnızlıklarının belirlenmesi amacıyla Wright vd. (2006) tarafından geliştirilmiş olan İş Yaşamında Yalnızlık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin Türkçeye uyarlanması Doğan vd. (2009) tarafından yapılmıştır ve voleybol antrenörlerinin mesleki öz yeterlik düzeyini ölçmek ve sonuçlarını araştırmak amacıyla Koçak ve Güven (2018) tarafından geliştirilmiş olan Voleybol Antrenörü Mesleki Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın veri analizi için SPSS 24.0 (Statistical package for the Social Sciences) programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde güvenilirlik analizi, tanımlayıcı istatistiksel metotlar ve demografik veriler ile ölçek yargı ifadeleri arasındaki ilişkiyi ölçen parametrik testler kullanılmıştır. Betimsel istatistik metoduyla katılımcıların demografik bilgilerini içeren verilerin frekans, yüzde ve ortalama değerleri hesaplanmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeğin geçerlilik ve güvenirliğinin belirlenmesine yönelik Cronbach alfa katsayısı hesaplanmıştır. Yapılan veri analizleri sonucunda ölçeklerin Cronbach alfa katsayısı 0.700 ve üstü bulunmuştur. Cronbach alfa değerinin 0.70 ve üstü değerlerde olması ölçeğin güvenilir kabul edildiği anlamına gelmektedir (Tavşancıl, 2002). Dolayısıyla araştırmadan elde edilen Cronbach alfa katsayının 0.70'ten büyük olması ölçeğin yüksek güvenirlikte olduğunu göstermektedir.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Farklı oranlarda nano titanyum içerikli geopolimer harçların mikro yapı ve mekanik özeliklerinin incelenmesi
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Tatar, Rıfat
    Bu tez kapsamında yapılan çalışmada, bağlayıcı olarak %50 oranında uçucu kül, %50 oranında yüksek fırın cürufu, alkali aktivasyon için sodyum silikat ve sodyum hidroksit kullanılmıştır. Sodyum silikat ve sodyum hidroksit oranı 2.5, sodyum hidroksit molaritesi ise 14M seçilerek bağlayıcı oranının %1 ve %2 oranında nano titanyum eklenerek oluşturulan geopolimer numunelerin ve nano katkısız numunelerin C(kontrol) mikro yapıları ile mekanik özellikleri incelenmiştir. Numunelerin 28, 56 ve donma-çözünme için 90 günlük kür süreleri tamamlanan numunelere UPV (ultrases geçiş hızı), su emme kapasitesi, eğilme dayanımı, basınç dayanımı testleri ile SEM (Taramalı elektron Mikroskopu), EDS (Enerji Dağılımı Spektroskopisi) ve 3D bilgisayarlı tomografi görüntüleri incelenmiştir. Sonuç olarak Yapılan çalışma sonucunda, %2 oranında nano titanyum katkısı içeren geopolimer numunelerin en yüksek ultrases geçiş hızı, en düşük su emme oranı ve en yüksek basınç dayanımı değerlerine sahip olduğu belirlenmiştir. Eğilme dayanımı açısından hem %1 hem de %2 nano katkılı numuneler yüksek performans göstermiş olup, aralarındaki farkın düşük olması nedeniyle ekonomik açıdan %1 nano katkılı numunelerin tercih edilmesi önerilmektedir. Mikro yapı analizleri, nano parçacıkların gözenekleri doldurarak iç yapıyı yoğunlaştırdığını ve C-S-H ile N-A-S-H jellerinin oluşumuna katkı sağladığını göstermektedir. Donma-çözülme çevrimleri sonrasında en fazla dayanım kaybı kontrol numunesinde gözlenirken, nano katkılı numunelerde bu kayıp önemli ölçüde azalmıştır. Ayrıca, 3D tomografi analizleri nano katkıların boşluk yapısını incelttiğini, makro boşluk oranını azalttığını ve daha dayanıklı bir yapı sağladığını ortaya koymuştur. Genel olarak, nano titanyum katkısının Geopolimer yapıların mekanik ve fiziksel özelliklerini iyileştirdiği ve çevresel etkilere karşı dirençlerini artırdığı sonucuna varılmıştır.