İstanbul Gelişim Üniversitesi Kurumsal Açık Erişim Arşivi

DSpace@Gelişim, İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü: Öğe ,
    Prekar Gençliğin YouTube’daki Yansımaları: 49W Üzerinden Alternatif Bir Siyasal İfade Alanı
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2026) Uzunoğlu, Sarphan
    Amaç: Bu çalışma, Türkiye’de giderek genişleyen prekarya sınıfına mensup gençlerin dijital medyada geliştirdikleri siyasal ifade biçimlerini, 49W adlı YouTube kanalı üzerinden incelemektedir. Yöntem: Niteliksel söylem çözümlemesi, duygu analizi, sosyal ağ haritalaması ve derinlemesine görüşme tekniklerini içeren çok yöntemli tasarımıyla çalışma, gençlerin geleneksel medyaya olan güvensizliklerini, alternatif bilgi kaynaklarına yönelimlerini ve “temiz” anlatıcılara duydukları güveni ele almaktadır. Araştırma kapsamında 345 videodan elde edilen 118.473 YouTube yorumu analiz edilmiş; kanalın kurgusu, yorumlardaki tematik yoğunluklar ve duygulanımsal tepkiler ayrıntılı şekilde haritalanmıştır. Ayrıca kanalın içerik üreticilerinden Abdülvahit Gezer’le görüşme, platformun politik konumlanışını, anlatıcı figürünün tasarımını ve algoritmik görünürlükle baş etme stratejilerini anlamada derinlikli içgörüler sunmuştur. Bulgular: Elde edilen bulgular, 49W’nin açıklayıcı gazetecilik formunu benimsediğini, “temiz yüz” figürleri aracılığıyla medya güvenini yeniden inşa ettiğini ve gençlerin siyasal rezonansını etkileyen duygulanımsal bağlar kurduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Bu yönüyle çalışma, genç prekaryanın dijital kamusal alandaki sesini, medya krizine karşı geliştirdiği alternatif anlatı stratejilerini ve politik aidiyet arayışını anlamaya katkı sunmaktadır.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Demografik Değişkenlerin Doğrudan Yabancı Yatırımlar Üzerindeki Etkisi: Gelişmekte Olan Ülkeler Örneği
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2026) Topçu, Güneş
    Amaç: Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerde, demografik değişkenlerin doğrudan yabancı yatırım (DYY) girişi üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla hazırlanmıştır. Demografik değişkenler ülkelerin yatırım kararı vermesinde hem üretim hem de tüketim bağlamında belirleyici bir faktördür. Özellikle sermaye yetersizliğinden dolayı dış finansmana ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkelerin, ekonomik büyümeyi sürdürülebilir kılması ve gelişmiş ülkelerin refah seviyelerine ulaşabilmesi için, DYY’ye ihtiyaçları vardır. Bu bağlamda, gelişmekte olan ülkelerin yabancı yatırımcı çekebilmesinde, ülkelerin demografik yapıları büyük önem taşımaktadır. Yöntem: Çalışmada panel veri kullanılmış ve 97 adet gelişmekte olan ülkeye ait 2009-2022 yılları arası yıllık veri Sabit Etkiler modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Bu çerçevede, regresyon parametreleri Driscoll-Kraay standart hatalarıyla tahmin edilmiştir. Açıklayıcı değişkenler, nüfus artışı, eğitim seviyesi, sanayi sektöründeki kadın istihdamı, hizmet sektöründeki kadın istihdamı ve doğumda beklenen yaşam süresi iken bağımlı değişken gelişmekte olan ülkelere ait DYY girişidir. Bulgular: Analiz sonuçlarına göre, nüfus artışı ve sanayi sektöründeki kadın istihdamının DYY girişi üzerindeki etkisi anlamlı ve pozitif iken hizmet sektöründeki kadın istihdamı, eğitim seviyesi ve doğumda beklenen yaşam süresinin DYY girişi üzerindeki etkisi anlamlı ve negatiftir. Yapılan ek analizlerin sonuçları, temel regresyon sonuçlarını desteklemektedir; demografik değişkenlerin katsayılarının işaretleri değişmemiş ve büyük ölçüde anlamlı kalmaya devam etmiştir. Sonuçlar: Elde edilen bulgular, çokuluslu şirketlerin yatırım tercihi yaparken, öncelikle, üretimde faydalanabileceği eğitimsiz ucuz işgücünü önemsediğini göstermektedir. Nitekim, özellikle Çin’in zenginleşmesinde, emek yoğun fabrikalarda gerçekleşen seri üretimin büyük etkisi olmuştur. Öte yandan, teknolojik gelişmeler mevcut konjonktürü etkilemekte ve fabrikalarda otomasyonun artmasıyla beraber işgücüne olan ihtiyacı azaltmaktadır. DYY’yi ülkelerine çekmek isteyen gelişmekte olan ülkeler, teknolojik gelişmeleri de göz önünde bulundurarak, demografik özelliklere önem veren politikalar geliştirmelidir. Bu politikalara örnek olarak, sanayi sektöründeki kadın istihdamının artırılması ve bireylerin dijital okur yazarlığını artıran eğitim politikaları gösterilebilir.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Z Kuşağı Boş Zamanını Nasıl Değerlendiriyor?: Neulinger’in Boş Zaman Teorisi’ne Odak Grup Görüşmesi ile Güncel Bir Bakış
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2026) Erdem, Damla
    Amaç: Bu çalışma, Z kuşağı bireylerinin boş zaman etkinliklerine yönelik yaklaşımlarını derinlemesine incelemeyi ve bu süreçte etkili olan belirleyici içsel motivasyon faktörlerini ortaya koyarken, Neulinger’in boş zaman teorisi çerçevesinde güncel bir perspektif sunarak alana katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve veri toplama yöntemi olarak odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, 12 kişilik üniversite öğrencisinden oluşan katılımcı grubu ile gerçekleştirilen görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi yöntemiyle sistematik olarak çözümlenmiştir. Bulgular: Analiz sonucunda, Z kuşağı bireylerinin boş zaman aktivitelerine ilişkin eğilimleri ile bu eğilimleri şekillendiren içsel motivasyon unsurları ortaya konmuştur. Katılımcıların boş zaman aktiviteleri, “fiziksel ve zihinsel rahatlama”, “sosyal etkileşim” ve “kişisel gelişim” olmak üzere üç ana tema altında sınıflandırılmıştır. Bulgular, katılımcıların etkinlik tercihlerini büyük ölçüde içsel motivasyona dayalı olarak gerçekleştirdiklerini; bu süreçte zihinsel üretkenlik, sosyal bağların güçlenmesi ve yeni bilgiler edinme gibi kazanımların öne çıktığını göstermektedir. Ayrıca spor ve doğa temelli etkinliklerin disiplin ve liderlik becerileri kazandırması; kültürel ve sanatsal etkinliklerin ise yaratıcılık, araştırma eğilimi ve kendini ifade etme fırsatı sunması, çalışmanın dikkat çekici bulguları arasında yer almaktadır. Sonuç: Araştırma sonucunda, Z kuşağı bireylerinin boş zaman alışkanlıkları anlaşılmış ve turizm, rekreasyon, eğitim ile yerel yönetim gibi çeşitli alanlarda gençlere yönelik strateji geliştirilmesine teorik ve pratik bir zemin oluşturulmasına katkı sağlanmıştır. Ayrıca araştırma, ilgili literatüre özgün bir bakış açısı sunarak, gelecekte yapılacak çalışmalara teorik ve pratik katkılar sağlamayı hedeflemektedir. Dolayısıyla, araştırma sonuçları, Z kuşağı bireylerinin boş zaman yaklaşımlarının Neulinger’in teorisinde vurguladığı içsel motivasyon ve özgür seçim temelindeki saf boş zaman kavramı ile önemli ölçüde örtüştüğünü göstermektedir.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Öz Denetim ile Duygusal Yeme Arasındaki İlişkide Yaşam Anlamının Aracı Rolünün İncelenmesi
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2026) Mor, Miray; Kahraman, Süleyman
    Amaç: Bireylerin duygusal deneyimleri ile beslenme alışkanlıkları arasındaki bağlantı, sağlık bilimleri ve psikoloji alanlarının kesişiminde önemli bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Duygusal yeme davranışlarını etkileyen psikolojik faktörlerin anlaşılması, bütüncül sağlık yaklaşımları için giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Çalışmanın temel amacı öz denetim ile duygusal yeme arasındaki ilişkide yaşam anlamının aracı rolünün incelenmesidir. Yöntem: Öz denetim bağımsız değişken, duygusal yeme bağımlı değişken olarak belirlenmiş ve ikisinin arasındaki ilişkide yaşam anlamının aracılık etkisi ölçümlenmiştir. Araştırmaya 18-65 yaş aralığında (Ort. = 35.14) toplam 421 yetişkin (%64.6 kadın, % 35.4 erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama araçları olarak Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Öz-Denetim Ölçeği, Duygusal Yeme Ölçeği ve Yaşamda Anlam Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile, aracılık etkisi ise Hayes’in PROCESS Macro (Model 4) kullanılarak bootstrap yöntemi (5000 örneklem, %95 güven aralığı) ile test edilmiştir. Bulgular: Korelasyon analizi sonuçlarına göre, öz denetim ile duygusal yeme arasında zayıf düzeyde negatif ilişki (r = -.135, p < .01), yaşam anlamı ile duygusal yeme arasında zayıf düzeyde negatif ilişki (r = -.189, p < .01) ve öz denetim ile yaşam anlamı arasında orta düzeyde pozitif ilişki (r = .376, p < .01) tespit edilmiştir. Aracılık analizi sonuçları, yaşam anlamının öz denetim ile duygusal yeme arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Yenileyici öz denetim alt boyutu (β = -.022), onarıcı öz denetim alt boyutu (β = -.028) ve toplam öz denetim için (β = -.017) aracılık anlamlı bulunurken, yaşantısal öz denetim alt boyutunda aracılık etkisi anlamlı değildir. Sonuç: Bu bulgu, beslenme davranışlarının psikolojik temellerini anlamada ve duygusal yeme ile ilişkili sorunlara yönelik etkili müdahale programları geliştirmede önemli çıkarımlar sunmaktadır.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    The Relationships Between Emotion Regulation, Attachment Styles, and Interpersonal Relationship Styles in Adults
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Yayınları / Istanbul Gelisim University Press, 2026) Arslan Şekkeli, Halise; Feyzioğlu, Aynur
    Aim: This study explores the interaction between emotion regulation (ER) processes, adult attachment styles, and interpersonal relationship styles. The primary aim is to identify key determinants of interpersonal relationship styles by examining how ER strategies and difficulties shape social interactions in combination with attachment patterns. Method: The sample consists of 420 adults between 18 and 65 recruited using a snowball sampling. Participants were given several self-report questionnaires, including the Demographic Information Form, ER Questionnaire (ERQ), Difficulties in ER Scale-Short Form (DERS-16), Experiences in Close Relationships ScaleRevised (ECR-R), and Interpersonal Relationships Scale (IRS). The relationships between the continuous variables of the study were evaluated by Pearson Product Moment Correlation Coefficient; the predictor variables were evaluated by Multiple Linear Regression Analysis. Results: The findings indicate significant correlations between ER strategies, ER difficulties, attachment styles, and interpersonal relationship styles. Specifically, engagement in cognitive reappraisal and expressive suppression and difficulties with impulse control and emotional clarity emerged as important predictors of interpersonal relationship styles. Individuals with higher scores on emotional clarity and adaptive regulation strategies tended to engage in more supportive and constructive interpersonal interactions. In contrast, difficulties in managing emotions were associated with higher levels of conflict-oriented inhibitory relational tendencies. Additionally, attachment styles played an important role; anxious and avoidant attachment scores were significantly correlated negative interpersonal tendencies. Conclusion: By emphasizing the dynamic interaction between emotional processes and attachment experiences in shaping social dynamics, these findings offer valuable insights for psychological interventions to improve ER skills and build healthier relationships in adulthood.