İstanbul Gelişim Üniversitesi Kurumsal Açık Erişim Arşivi
DSpace@Gelişim, İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , 36-60 aylık okul öncesi dönem çocuklarının problemli teknoloji kullanım düzeyinin incelenmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Yıldız, ŞeymaBu araştırma, 36-60 aylık okul öncesi dönem çocuklarının problemli teknoloji kullanım düzeylerinin çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden karşılaştırmalı ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde ikamet eden 36-60 aylık 270 çocuk oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve "Çocuklar İçin Problemli Teknoloji Kullanımı Ölçeği" kullanılmıştır. Hipotezlerin test edilmesinde SPSS v26 kullanılarak, bağımsız örneklem bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, okul öncesi eğitim almayan çocukların problemli teknoloji kullanımı düzeylerinin, okul öncesi eğitim alan çocuklara göre anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir. Bunun yanında, çocukların yaşları ile problemli teknoloji kullanımı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna paralel olarak, 49-60 ay yaş grubundaki çocukların problemli teknoloji kullanımı puanlarının 36-48 ay yaş grubundaki çocuklara göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, cinsiyet, evdeki teknolojik cihaz sayısı ve türü (bilgisayar, tablet, oyun konsolu) ile çocukların problemli teknoloji kullanımı düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki veya farklılık bulunmamıştır. Sonuç olarak, okul öncesi eğitimin ve yaşın çocukların problemli teknoloji kullanımı üzerinde önemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve yaşa uygun teknoloji kullanım rehberlerinin geliştirilmesi önerilmektedir.Öğe Türü: Öğe , Demans Hastalarında cVEMP Bulgularının Değerlendirilmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Toplu, TuğçeBu çalışmada, hafif düzey demans tanısı almış bireylerde vestibüler fonksiyonların etkilenip etkilenmediğinin servikal vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyel (cVEMP) testi ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniği'ne başvuran ve demans tanısı almış bireyler ile yaş ve cinsiyet açısından benzer özellikler gösteren sağlıklı kontrol grubu dâhil edilmiştir. Tüm katılımcılara standart protokole uygun olarak cVEMP testi uygulanmış; P1 ve N1 latansları, amplitüd değerleri, eşikler ve asimetri oranları analiz edilmiştir. Bulgulara göre demans grubunda amplitüd değerlerinin daha düşük, eşik değerlerinin daha yüksek ve asimetri oranlarının artmış olduğu belirlenmiştir. Ayrıca VEMP yanıtının varlığı açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmıştır. P1 ve N1 latans değerleri açısından ise gruplar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sonuç olarak, demans hastalarında vestibüler fonksiyonların değerlendirilmesinde cVEMP ölçümlerinin yararlı ve tamamlayıcı bir yöntem olabileceği düşünülmektedir.Öğe Türü: Öğe , Beliren yetişkinlik döneminde bağlanma stillerinin somatizasyon ve narsistik kişilik özellikleri ile ilişkisinin incelenmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Erkoyuncu, BusenurBu araştırmanın amacı, beliren yetişkinlik döneminde bireylerin bağlanma stilleri ile somatizasyon ve narsisistik kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma, ilişkisel tarama modeli kapsamında yürütülmüş; Türkiye'de yaşayan 18–29 yaş aralığındaki genç yetişkinlerden çevrimiçi ortamda veri toplanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılmış ve eksik formlar elendikten sonra analizler 410 katılımcı üzerinden gerçekleştirilmiştir. Veriler, Demografik Bilgi Formu, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği, SCL-90 Somatizasyon alt ölçeği ve Narsisistik Kişilik Envanteri aracılığıyla toplanmış; istatistiksel analizler IBM SPSS 27 programı ile yapılmıştır. Araştırmada, katılımcıların bağlanma stillerinin cinsiyet, medeni durum, aile tipi ve ebeveyn tutumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Ayrıca, narsisistik kişilik özellikleri ve somatizasyon düzeylerinin de bazı demografik değişkenlere göre farklılaştığı saptanmıştır. Bu bulgular, bireyin erken dönem aile deneyimlerinin ve sosyodemografik özelliklerinin, duygusal bağlanma biçimleri ve kişilik yapılanması üzerinde etkili olabileceğini göstermektedir. Araştırmanın sonucunda, kaçınan bağlanma stili ile narsisistik kişilik özellikleri arasında orta düzeyde, somatizasyon arasında ise düşük düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Kaygılı/kararsız bağlanma stili hem somatizasyon hem de narsisistik kişilik özellikleri ile pozitif yönde ilişkili bulunmuştur. Buna karşılık, güvenli bağlanma stili her iki değişkenle de negatif yönde anlamlı ilişki göstermiştir. Sonuç olarak, güvensiz bağlanma stillerinin hem narsisistik eğilimlerle hem de bedensel belirti bildirimleriyle ilişkili olduğu; güvenli bağlanmanın ise psikolojik uyum ve duygusal dengeyle bağlantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Öğe Türü: Öğe , Çocukluk çağı travmalarının beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerde ilişki bağımlılığı ve koşullu öz değer algısıyla ilişkilerinin incelenmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) İşler, SimanurBu araştırmada, çocukluk çağı travmalarının beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerde ilişki bağımlılığı ve koşullu öz-değer algısı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma, erken dönem travmatik yaşantıların yetişkinlikteki ilişkisel örüntüler ve benlik değerinin koşullu biçimleri üzerindeki rolünü anlamaya yönelik olarak yürütülmüştür. Araştırmada, değişkenler arasındaki yönlü ilişkileri değerlendirmek amacıyla ilişkisel tarama modellerinden yordayıcı korelasyonel araştırma modeli kullanılmıştır. Çocukluk çağı travmaları bağımsız değişken, ilişki bağımlılığı aracı değişken ve koşullu öz-değer bağımlı değişken olarak ele alınmış; aracılık etkisi Hayes'in (2018) PROCESS yaklaşımı ile test edilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Türkiye'de ikamet eden ve 18–29 yaş aralığında bulunan toplam 344 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler, Haziran–Eylül 2025 tarihleri arasında Google Forms aracılığıyla çevrim içi olarak toplanmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 23.18 (SS = 3.43) olup, %66.6'sı kadın ve %33.4'ü erkektir. Örneklem; eğitim düzeyi, aile yapısı, ebeveyn eğitim durumu ve gelir düzeyi açısından çeşitlilik göstermektedir. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33), Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği (SFİBÖ) ve Koşullu Öz-Değer Ölçeği (KÖDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın yürütülmesi için İstanbul Gelişim Üniversitesi Etik Kurulu'ndan 30.05.2025 tarih ve 2025-11-26 sayılı etik onay alınmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 27 programı ile analiz edilmiştir. Tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra değişkenler arasındaki doğrusal ilişkileri belirlemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Aracılık etkisini değerlendirmek amacıyla regresyon temelli aracılık analizi yapılmış ve bootstrap yöntemi kullanılarak dolaylı etkilerin anlamlılığı incelenmiştir. Ayrıca ölçek puanlarının demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere bağımsız örneklem t-testi, Welch t-testi, Kruskal-Wallis H testi ve Dunn-Bonferroni post-hoc analizleri gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma bulguları, çocukluk çağı travmaları ile ilişki bağımlılığı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Travma düzeyi arttıkça bireylerin ilişkilerde bağımlılık eğilimi yükselmektedir. İlişki bağımlılığının koşullu öz-değer üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu ve bireyin öz-değerini dışsal onaya dayandırma eğilimini artırdığı belirlenmiştir. Yapılan aracılık analizi sonucunda, çocukluk çağı travmalarının koşullu öz-değer üzerindeki etkisinde ilişki bağımlılığının kısmi aracılık rolü bulunduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular, erken dönem olumsuz yaşantıların sadece psikolojik iyi oluş üzerinde değil, bireyin yetişkinlik dönemindeki ilişkisel işlevsellik ve benlik yapılanması üzerinde de etkili olduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçlar, çocukluk çağı travmalarının yetişkinlikteki ilişkisel davranış örüntülerini ve öz-değer süreçlerini doğrudan ve dolaylı yollarla etkileyen temel değişkenlerden biri olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırma psikoterapi uygulamalarında travma temelli değerlendirme süreçlerinin önemine işaret etmekte, özellikle beliren yetişkinlik dönemine yönelik klinik müdahalelerde ilişki bağımlılığı ve koşullu öz-değer temalarının birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir.Öğe Türü: Öğe , Alüminyum Giydirme Cephe Sistemlerinde Sınıflandırma, Performans Kriterleri ve Uygulama Süreçleri(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2026) Şahin, Şeyma NurBu tez çalışması, alüminyum giydirme cephe sistemlerinin sınıflandırılması, performans kriterleri ve uygulama süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele almayı amaçlamaktadır. Modern yapı üretiminde özellikle yüksek yapılarda tercih edilen bu sistemler; hafiflik, dayanım, estetik esneklik ve enerji verimliliği gibi çok yönlü gereksinimleri karşılarken, doğru tasarım kararları yalnızca mimari beklentileri değil, yapısal güvenliği, bina-dış çevre ilişkisini ve uzun dönemli kullanım performansını da doğrudan etkilemektedir. Bu doğrultuda tez kapsamında alüminyum giydirme cephelerin tanımı, temel bileşenleri ve yapısal işleyişi ortaya konmuş; stick, unitized, yarı-unitized ve benzeri montaj tekniklerine göre sınıflandırma yapılırken prefabrikasyon düzeyi, şantiye hızı, işçilik, bakım gereksinimi ve maliyet gibi parametreler üzerinden sistemlerin avantaj ve sınırlılıkları değerlendirilmiştir. Performans analizinde ısı geçirgenliği, hava ve su sızdırmazlığı, rüzgâr yükleri altındaki davranış, akustik performans, yangın dayanımı ve enerji verimliliği teknik standartlar çerçevesinde incelenmiş; derz tasarımı, bağlantı rijitliği, profil geometrileri ile fitil ve yalıtım malzemesi seçimleri gibi mikro ölçekli kararların performans çıktıları üzerindeki belirleyici etkileri tartışılmıştır. Uygulama bölümünde ise saha ölçümü, ankraj yerleşimi, alt konstrüksiyon kurulumu, panel ve doğrama montajı, silikon-fitil uygulamaları, su tahliyesi, montaj toleransları ve şantiye koordinasyonu süreçleri değerlendirilmiş; sahada karşılaşılan teknik sorunlar ve montaj hatalarının performansa etkileri irdelenerek kalite kontrol, iş sağlığı ve güvenliği, denetim ve saha testlerinin sistem performansını güvence altına alan kritik rolü vurgulanmıştır.


















