İstanbul Gelişim Üniversitesi Kurumsal Açık Erişim Arşivi

DSpace@Gelişim, İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü: Öğe ,
    Lise kademesindeki üstün zekalı öğrencilerde empati, prososyallik, yaşamda uyum ve yaşam doyumunun incelenmesi
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Babaoğlu Atabay, Serap
    Bu araştırmanın temel amacı, lise kademesindeki üstün zekalı öğrencilerin empati, prososyallik, yaşamda uyum ve yaşam doyumu düzeylerini değerlendirebilmektir. Araştırmanın alt amaçlarında ise empati, prososyallik, yaşamda uyum ve yaşam doyumunun demografik değişkenlere dayalı karşılaştırılması yer almaktadır. Bu doğrultuda, araştırmanın modelinin kurgulanmasında ilişkisel tarama modeli temel alınmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ve Kocaeli illerinde lise kademesinde öğrenim gören üstün zekalı öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubu ise amaçlı örnekleme ile seçilen ve araştırmaya katılmak için gönüllü olan 188 öğrenciden meydana gelmektedir. Araştırma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Adolesanlarda Empati ve Sempati Kurma Ölçeği, Ergen Prososyallik Ölçeği, Yaşamda Uyum Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bu doğrultuda, araştırmada nicel tipte veriler toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, SPSS-28 paket programı kullanılmıştır. Bu eksende frekans ve yüzde analizi, tanımlayıcı istatistikler, normallik analizleri, bağımsız gruplar t testi, ANOVA ve pearson korelasyon analizi gibi analizler yapılmıştır. Araştırma sonunda, lise kademesindeki üstün zekalı öğrencilerin empati ve prososyallik düzeylerinde kız öğrencilerin erkek öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak sınıf düzeyi, kardeş sayısı, aile gelir durumu, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumuna göre anlamlı bir bulgu elde edilememiştir. Ayrıca, yaşamda uyum düzeyinde cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, aile gelir durumu, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumuna göre anlamlı sonuçlara ulaşılamamıştır. Katılımcı öğrencilerin yaşam doyumu düzeylerinde, aile gelir durumu iyi olan öğrencilerin aile gelir durumu kötü ve orta olan öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucu tespit edilmiştir. Fakat cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir sonuç belirlenememiştir. Buna ek olarak, lise kademesindeki üstün zekalı öğrencilerin empati, prososyallik, yaşamda uyum ve yaşam doyumu düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde korelasyonel ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Genç yetişkinlerde internet bağımlılığı ve sosyal kaygı arasındaki ilişki
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Çaygöz, Kübra
    Bu araştırmada, genç yetişkinlerde internet bağımlılığı ve sosyal kaygı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma ilişkisel tipte anket yöntemi ile gerçekleşmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 18-30 yaş aralığında bulunan 406 genç yetişkin birey oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında 'Demografik Bilgi Formu', 'İnternet Bağımlılığı Testi' ve 'Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği' kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 28 programı kullanılmıştır. İlgili analizlerde tanımlayıcı istatistikler, normallik kontrolleri ve ölçeklerin güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Değişkenler arası ilişkiler Pearson korelasyon ve çoklu regresyon ile incelenmiş, grup karşılaştırmaları ise bağımsız gruplar t-testi ve ANOVA ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları incelendiğinde, internet bağımlılığı toplam, günlük yaşantı yerine çevrim içi etkinliklere yönelme, çevrim içi kalma süresini uzatma eğilimi ve internet kullanımının yarattığı sorunlar ile sosyal kaygı toplam, korku/anksiyete ve kaçınma arasında pozitif yönde ilişkiler bulunmuştur. Sonuç olarak araştırmaya katılan genç yetişkin bireylerde internet bağımlılığı toplam, günlük yaşantı yerine çevrim içi etkinliklere yönelme, çevrim içi kalma süresini uzatma eğilimi ve internet kullanımının yarattığı sorunlar arttıkça sosyal kaygı toplam, korku/anksiyete ve kaçınma düzeylerinin arttığı elde edilmişitr. Çalışmada elde edilen bulgu ve sonuçlara bağlı olarak çeştili önerilerde bulunulmuştur.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Suriye kimliğinin inşası: Baas sonrası dönem
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Alhaloul, Ömer
    Günümüzde kimlik, modern devletin inşasında temel bir unsur olarak kabul edilmektedir; zira devlete istikrar kazandırır, kurumlarının birliğini güçlendirir ve toplumsal bütünlüğü destekler. Kimlik, bireyler ve gruplar arasındaki ilişkileri düzenleyen bir bağ işlevi görmekte ve toplumun farklı bileşenleri arasındaki etkileşimi şekillendirmektedir. Açık ve ortak bir kimliğin varlığı, ulusal aidiyet duygusunun pekişmesine ve vatandaşlık bilincinin güçlenmesine olanak tanır. Ayrıca, kimlik, sosyal ve siyasi çatışmaların anlaşılmasında, toplumsal dinamiklerin analiz edilmesinde merkezi bir araç olarak rol oynar. Bu nedenle, kimliğin önemi ve işlevi, modern devletin yapısını anlamak ve sürdürülebilirliğini sağlamak için akademik çalışmalar açısından vazgeçilmez bir kavramdır. Suriye devleti, I. Dünya Savaşı sonrasında, Prens Faysal'ın önderliğinde bağımsız bir Arap devleti kurma çabası olarak ilan edilen Suriye Krallığı ile kurulmuştur. Ancak bu siyasi proje, Sykes-Picot Anlaşması çerçevesinde Fransız sömürge müdahalesi nedeniyle kısa sürede sona ermiş, bağımsız ve tam teşekküllü bir Suriye devletinin kurulmasını engellemiştir. Fransız sömürge politikaları, "böl-yönet" stratejisiyle ulusal yapıyı zayıflatmış, azınlıkları destekleyerek iç bölünmeleri derinleştirmiştir. Bu politikalar, ulusal bütünlüğün zayıflamasına ve toplum içinde çatışan, çoklu kimliklerin ortaya çıkmasına yol açmış, sonraki dönemlerde istikrarlı ve birleşik bir ulusal devlet inşa etme çabalarını zorlaştırmıştır. Fransız sömürge yönetiminin sona ermesinin ardından, Suriye uzun bir askerî darbeler ve siyasi kaos dönemi yaşamış; bu durum devletin istikrarını zayıflatmış ve iktidar mücadelelerini artırmıştır. Baas Partisi'nin iktidara gelmesiyle Arap milliyetçi kimliği devletin resmi referansı olarak benimsenmiş, Hafız Esad ise parti içindeki kontrolü güçlendirerek iç siyasette baskıcı politikalar uygulamış ve dış ilişkilerde devletin istikrarını bölgesel ve uluslararası düzeyde güvence altına almak için pragmatik bir yaklaşım izlemiştir. Beşşar Esad'ın iktidara gelmesiyle, sistemde köklü reformlar gerçekleştirilememiş; baskıcı yapılar devam etmiş, güvenlik önlemleri ve mezhep temelli eğilimler artmış ve bu durum iç krizlerin derinleşmesine yol açmıştır. Bu koşullar, yaklaşık on dört yıl süren Suriye Devrimi'nin patlak vermesine ve yerel, bölgesel ve uluslararası aktörlerin müdahalesine yol açmıştır. Bu süreç, ulusal aidiyetten uzak çoklu alt kimlik çatışmalarının varlığını ve giderek artışını ortaya koymuştur. 2024 sonlarında rejimin çöküşü ve geçiş döneminin başlamasıyla birlikte, bu alt kimlikleri bütünleştirip kültürel ve toplumsal çeşitliliğin kaynağı haline getirecek kapsayıcı bir Suriye kimliğinin yeniden inşası gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu sayede kimliklerin çatışma ve bölünmelere dönüştürülmesinin önüne geçilerek ulusal birliğin güçlendirilmesi ve devletin uzun vadeli istikrarının sağlanması mümkün olacaktır.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Bağlanmanın kuşaklar arası aktarımının resim çizme yöntemi ile incelenmesi: Projektif araştırma
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Şahin, Yasemin
    Bu araştırmanın amacı, Kuş Yuvası Çizim Testi aracılığıyla üç kuşak (anneanne, anne, çocuk) bağlanma temsillerinin karşılaştırılmasını ve nesiller arası aktarım düzeylerini incelemektir. Araştırmada, üç kuşağın çizimleri testin 12 değerlendirme kriteri temel alınarak analiz edilmiştir. Ki-Kare analizleri, büyük çoğunlukta anlamlı fark göstermemiştir (p > .05), bu durum bağlanma temsillerinin kuşaklar arasında tutarlı biçimde sürdüğünü ve nesiller arası benzer çizim örüntülerinin varlığını göstermektedir. Özellikle "yuvada ebeveyn kuş var mı?", "renklerin doğaya uygunluğu" ve "yuvanın zemine teması" gibi göstergelerde üç kuşak arasında dikkat çekici ölçüde benzerlik gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, "güneş figürü var mı?" (χ² = 6.23, p = .044) ve "yuva ağaç gövdesine hapsedilmiş mi?" (χ² = 6.80, p = .033) maddeleri çocuk kuşağında diğer kuşaklara kıyasla daha yüksek frekansta gözlenmiştir. Bu farklılıklar, çocukların bağlanma temsillerinde çevresel faktörleri veya korunma alanlarını daha belirgin şekilde yansıttığını düşündürebilir. Spearman korelasyon analizi, üç kuşak arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir; anneanne ile anne ρ = .940 (p < .001), anne ile çocuk ρ = .893 (p < .001) ve anneanne ile çocuk ρ = .930 (p < .001) olarak bulunmuştur. Bu sonuçlar, bağlanma temsillerinin kuşaklar arasında tutarlı biçimde aktarıldığını ve benzer örüntülerle sürdürüldüğünü ortaya koymaktadır. Hiyerarşik kümeleme analizi ise anne ve anneanne kuşağının bağlanma temsillerinin birbirine yüksek düzeyde benzerlik gösterdiğini, çocuk kuşağının ise bu iki kuşaktan belirgin şekilde ayrıştığını ortaya koymuştur. Bu bulgular, bağlanma temsillerinin kuşaklar arasında hem süreklilik hem de yapısal farklılaşmalar gösterebileceğini ve Kuş Yuvası Çizim Testi'nin nesiller arası bağlanma aktarımını görünür kılmada işlevsel bir araç olabileceğini desteklemektedir.
  • Öğe Türü: Öğe ,
    Çocuk gelişimi öğretmenlerinin iş doyumları ile sessiz istifaları arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Topaktaş, Esra
    Günümüz eğitim dünyasında öğretmenlerin motivasyon ve bağlılık düzeyleri, eğitimin niteliğini doğrudan etkileyen temel unsurlar arasında yer almaktadır. Özellikle son yıllarda "sessiz istifa" kavramı, öğretmenlerin mesleki doyum eksikliğini dışa vurmanın yeni bir biçimi olarak dikkat çekmektedir. Bu bağlamda gerçekleştirilen bu araştırma, çocuk gelişimi öğretmenlerinin iş doyumu ile sessiz istifa düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kapsamında yürütülmüş olup, İstanbul ilindeki kamu ve özel okullarda görev yapan 254 çocuk gelişimi öğretmeni araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Öğretmen İş Doyumu Ölçeği ve Öğretmenlerde Sessiz İstifa Ölçeği aracılığıyla toplanmış ve SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde bağımsız gruplar t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, çocuk gelişimi öğretmenlerinin iş doyumları ile sessiz istifa düzeyleri arasında orta düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Demografik değişkenler açısından incelendiğinde; yaş, medeni durum ve çalışma yılı değişkenlerinde anlamlı bir fark gözlenmezken, okul türü, branş, çalışma koşulları ve meslek tercihi değişkenlerinde anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca ücret değişkeni, iş doyumu düzeylerini etkileyen önemli bir unsur olarak öne çıkarken, sessiz istifa düzeylerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı belirlenmiştir. Regresyon analizi sonuçları, iş doyumunun sessiz istifanın anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, öğretmenlerin mesleki doyum düzeylerinin sessiz istifa eğilimleri üzerindeki etkisini ortaya koyarak çocuk gelişimi, eğitim psikolojisi ve eğitim bilimleri alanlarına kuramsal ve pratik katkı sağlamaktadır.