İstanbul Gelişim Üniversitesi Kurumsal Açık Erişim Arşivi
DSpace@Gelişim, İstanbul Gelişim Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü: Öğe , 4-6 yaş çocukların problemli medya kullanımının gelişim düzeyleri, dikkat, öz düzenleme ve yürütücü işlev becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Bilici, BilgenurBu çalışma, 4-6 yaş aralığındaki çocukların problemli medya kullanım düzeyleri ile dikkat, öz düzenleme ve yürütücü işlev becerileri arasındaki ilişkiyi incelemekte, aynı zamanda sosyodemografik faktörlerin bu ilişki üzerindeki olası etkilerini değerlendirmektedir. Çalışmada, örneklemi İstanbul ili Şişli ilçesindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaş grubundaki 143 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde "Denver II Gelişimsel Tarama Testi," "Conners Öğretmen Dereceleme Ölçeği – Yenilenmiş Kısa," "Problemli Medya Kullanım Ölçeği," "Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği" ve "Çocukluk Dönemi Yürütücü İşlev Envanteri" kullanılmış; ebeveyn, öğretmen ve çocuklardan elde edilen veriler SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, anormal ve şüpheli Denver sonuçlarına sahip çocuklarda problemli medya kullanımı, yürütücü işlev ve Conners puanlarının daha yüksek, öz düzenleme puanlarının ise daha düşük olduğunu göstermektedir. Gelir düzeyi açısından anlamlı bir fark tespit edilmezken, kardeş sayısının problemli medya kullanımı, yürütücü işlev ve Conners puanlarında anlamlı farklılıklara yol açtığı görülmüştür. Cinsiyet değişkeni bakımından erkek çocukların problemli medya kullanım puanlarının daha yüksek, kız çocukların ise öz düzenleme puanlarının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Regresyon analizi sonuçları, problemli medya kullanımının öz düzenleme ve yürütücü işlev puanlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Genel olarak, bulgular problemli medya kullanımının erken çocukluk döneminde bilişsel ve davranışsal beceriler üzerinde çok yönlü etkileri olduğunu, bu etkinin cinsiyet, kardeş sayısı ve gelişimsel düzey gibi faktörlerce şekillendiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, ebeveyn, eğitimci ve politika yapıcılar için çocukların medya kullanımını düzenleme, uygun içerik seçimi ve erken müdahaleye yönelik stratejiler geliştirme konusunda yol gösterici niteliktedir.Öğe Türü: Öğe , Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların ebeveynlerinde bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve öz-şefkat düzeylerinin incelenmesi(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Özdamar, Rabia GülAraştırmanın amacı Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) tanılı çocukların ebeveynlerinde bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve öz-şefkat düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi Ankara ili Yenimahalle ilçesinde yaşayan 3-18 yaş arasındaki 76 (49 kadın, 27 erkek) OSB tanılı çocuğun ebeveynleri ve 75 (59 kadın, 16 erkek) normal gelişim gösteren çocuğun ebeveynlerinden oluşmaktadır. Ebeveynlere Demografik Bilgi Formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği ve Öz-şefkat Ölçeği uygulanmıştır. OSB tanılı çocukların ebeveynlerinin bilişsel duygu düzenleme ve öz-şefkat düzeylerinin demografik özelliklerine göre karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü ANOVA analizi kullanılmıştır. OSB tanılı çocukların ebeveynlerinin bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve öz-şefkat düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için pearson korelasyon analizi yapılmıştır. OSB tanılı çocukların ebeveynleri ile normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin karşılaştırılmasında bağımsız gruplar t testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; OSB tanılı çocukların ebeveynlerinin cinsiyetine göre öz-şefkat düzeyleri farklılaşmıştır. Babaların öz-şefkat düzeyi annelere göre daha yüksek bulunmuştur. Ebeveynin yaşı, eğitim durumu, gelir düzeyi, çocuğun yaşı ve çocuğun cinsiyetine göre anlamlı farklılaşma tespit edilmemiştir. OSB tanılı çocukların ebeveynlerinde pozitif tekrar odaklanma, plana tekrar odaklanma, pozitif yeniden gözden geçirme ve kabul etme stratejileri ile öz-şefkat arasında pozitif yönlü ilişki; kendini suçlama, yıkım ve başkalarını suçlama ile öz-şefkat arasında negatif yönlü ilişki tespit edilmiştir. OSB tanılı çocukların ebeveynleri ile normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinin bilişsel duygu düzenleme ve öz-şefkat düzeyleri karşılaştırıldığında; OSB tanılı çocukların ebeveynlerinde bilişsel duygu düzenlemenin kabul etme ve pozitif tekrar odaklanma düzeyi, normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerine göre daha yüksektir. Normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerinde kendini suçlama ve başkalarını suçlama düzeyi, OSB tanılı çocukların ebeveynlerine göre daha yüksektir. OSB tanılı çocukların ebeveynlerinin öz-şefkat düzeyi, normal gelişim gösteren çocukların ebeveynlerine göre daha yüksek bulunmuştur.Öğe Türü: Öğe , Odyoloji bölümü lisans öğrencileri ile diğer bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin gürültüye karşı tutum ölçeği ve Weinstein Gürültü Hassasiyet Ölçeği (WGHÖ) arasındaki ilişkinin değerlendirilip işitme sağlığı bilincinin karşılaştırılarak araştırılması(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Belge, AyşeÇalışmamızda, odyoloji bölümü lisans öğrencileri ile diğer bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin Gürültüye Karşı Tutum Ölçeği ve Weinstein Gürültü Hassasiyet Ölçeği (WGHÖ) arasındaki ilişkinin değerlendirilip, İşitme Sağlığı Bilincinin karşılaştırılarak araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya yüz elli (150) kişi Odyoloji lisans bölümünden, yüz elli (150) kişi diğer lisans bölümlerden olmak üzere üç yüz (300) kişi katılmıştır. Katılımcıların gürültü maruziyetindeki tutumlarını, hassasiyetlerini ve bilinçlerini değerlendirebilmek için Gençlerin Gürültüye Karşı Tutum Ölçeği ve Weinstein Gürültü Hassasiyet Ölçeği ve işitme sağlığı bilinci soruları, anket yoluyla uygulanarak, veriler toplanmıştır. Çalışmamız sonucunda, odyoloji lisans bölümünde öğrenim gören öğrencileri gürültüye karşı tutum ölçekleri ve işitme sağlığı bilinci sorularında, anlamlı olarak farklılık göstermiş, hipotez ile uyumlu sonuçlanmıştır. Aynı grupta korelasyon değerlendirmelerine baktığımızda, Weinstein Gürültü Hassaasiyet Ölçeği ve işitme sağlığı bilinci sorularında anlamlı bir korelasyon çıkmıştır. Çalışmamızın sonucunun önemi, odyoloji eğitimini alan bireylerin, almayan bireylere göre gürültüye karşı tutumlarını olumlu yönde etkilemiş olduğunu göstermesi ve işitme sağlığı bilinç seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermesidir. Dolayısıyla kamu sağlığını korumak için toplumsal eğitimler ve bilinçlendirmeler yapılması olası gürültüye bağlı işitme kaybının engellenmesinde ve korunmasında önemli olacaktır.Öğe Türü: Öğe , Dil, kültür ve etnisite bağlamında kimlik inşası: Ardeşen örneği(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Önder, Osman UğurKimlik inşası, tarih ile yüzleşme ve geleceğe yön verme arasında hassas bir dengeyi temsil eder. Bu çalışma, Ardeşen'deki Lazların kimlik inşası sürecinde etkili olan unsurları ele almayı amaçlamaktadır. Ardeşen, hem Türkçe hem de Lazca konuşulan bir bölge olarak, yerel kimlik ile ulusal kimlik arasındaki etkileşimi anlamak için uygun bir örnek sunmaktadır. Araştırma, etnik kimlik ve milli kimlik tanımında hangi öğelerin ön plana çıktığını irdelenmiştir. Etnik aidiyetler ile milli kimliği ayrıştıran unsur ile tamamlayıcı unsurların neler olduğu araştırılmıştır. Din, tarih, etnisite, dil ve kültür gibi unsurların, ulusal kimliğin inşasında nasıl bir rol oynadığı incelenmiştir. Ardeşen'de yaşayan bireylerin hem Laz kimliğini hem de Türk kimliğini nasıl bir arada sürdürebildiği; bu süreçte devlet politikalarının ve yerel dinamiklerin nasıl bir etkileşim içinde olduğu incelenenmiştir. Bu çalışma, Türkiye'deki kimlik ve aidiyet tartışmalarına yeni bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Mikro düzeyde kimlik inşasını ele alarak, yerel dinamiklerin ulusal kimlik üzerindeki etkisi derinlemesine incelemektedir. Araştırma, ulusal kimlik inşasında ideoloji ve siyasetten uzakta durarak literatüre önemli bir katkı sağlayacaktır. Çalışmada, nitel ve nicel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma bir araştırma yöntemi benimsenmiştir. Araştırma verileri, Ardeşen bölgesinde yapılan etnografik gözlemler, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve anketlerden elde edilmiştir. Nitel veriler, bireylerin kimlik inşası süreçlerini derinlemesine anlamayı hedeflerken, nicel anket sonuçları milli kimlik algısını ve Türk kimliği aidiyeti seviyelerini ölçmek için kullanılmıştır. Ardeşendeki Lazlar; Türk kimliğini, ulus kimlik olarak nitelemekte siyasi ve resmi kimlik olarak görmektedirler. Laz kimliğini ise ulusaltı kimlik olarak nitelemekte kültürel ve etnik kimlik olarak görmektedirler. Laz kimliği alt kimlik Türk kimliği üst kimlik olarak görülerek bu iki kimlik arasında bir çatışma olmadan birlikte var olmaktadırlar.Öğe Türü: Öğe , Havacılık sektöründe çalışan kabin ekiplerinin mesleki tükenmişliklerine ilişkin niteliksel bir araştırma: Türkiye ve Almanya örneği(İstanbul Gelişim Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Özden, İremSivil havacılık sektörü, yaşanan teknolojik gelişmeleri hem etkilemekte hem de gelişmelerden etkilenmektedir. Ulaşım ve taşımacılık sektörleri içerisinde en konforlu, en güvenli, en hızlı ve en modern olarak nitelendirilen havayolu ulaşımı ve taşımacılığı her geçen gün gelişmektedir. Sivil havacılık sektörüne bağlı çalışan havayolu işletmeleri de bu gelişmeler ışığında sürekli büyümekte ve istihdam ettiği personel sayısını arttırmaktadır. Havacılık sektöründe çalışan kabin ekiplerinin mesleki tükenmişliklerine ilişkin niteliksel bir araştırma ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada özellikle sivil havacılık sektöründe büyük gelişmelere sahip Almanya'da ve Türkiye'de mesleği icra edenler ile görüşmeler yapılmıştır. Bu bağlamda elde edilen bulgular, alan yazında yer alan çalışmalar ışığında değerlendirilmiştir. Sivil havacılık sektörünün her geçen gün büyüyen yapısı ve istihdam edilen kabin ekiplerinin artan sayısı göz önünde bulundurulduğunda çalışma içerisinde Türkiye İstatistik Kurumu başta olmak üzere birçok kurumdan güncel veriler incelenmiş ve çalışmada yer verilmiştir. Ayrıca çalışmanın kavramsal çerçevesinin oluşturulması adına havacılık sektörünün ve sivil havacılığın tarihsel gelişimi ve tükenmişlik kavramının ortaya çıkış süreci ile birlikte ifade ettiği anlam aktarılarak çalışmanın kavramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Alan yazın incelendiğinde; kabin ekiplerinin tükenmişliklerinin başta stres ve çalışma koşulları olmak üzere birçok unsurdan etkilendiği görülmektedir. Her geçen gün gelişen sivil havacılık sektörünün, müşteri/yolcu ile aktif iletişim ve etkileşim içerisinde olan kısmında bulunan kabin memurlarının mesleki tükenmişlik yaşamalarının direkt olarak müşterilere yansıyacağı görülmektedir. Sivil havacılık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin başarı durumları değerlendirilirken, en önemli parametresi yüksek müşteri memnuniyeti olarak görülmektedir. Bu bağlamda, işletmelerin başarısını yükseltmek için müşteri memnuniyetini yükseltmek dolayısıyla kabin ekiplerinin çalışma koşullarını iyileştirerek iş memnuniyetini arttırmaları gerekmektedir. Sivil havacılık sektörü içerisinde en fazla çalışanı barındıran kabin ekibi personelince oluşturulduğu göz önünde bulundurulduğunda, kabin ekipleri üzerine gerçekleştirilen mesleki tükenmişliklerine ilişkin niteliksel bir araştırma son derece önemli görülmektedir.


















