Türkiye’nin Sürdürülebilir İnsani Diplomasisi
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Amaç: Bu makale, insani diplomasi kavramının sürdürülebilirliğini incelemekte ve şu sorulara yanıt aramaktadır: Sürdürülebilir insani diplomasinin temel ilkeleri nelerdir? Türk dış politikasında yürütülen kamu diplomasisi faaliyetleri bu ilkeleri yansıtmakta mıdır? Yöntem: Çalışma, nitel araştırma tasarımı kapsamında çoklu vaka çalışması yaklaşımını benimsemektedir. Yin’in (2018) yöntemsel çerçevesine uygun olarak Türkiye’nin insani diplomasi pratikleri Somali, Myanmar/Arakan ve Afganistan örnekleri üzerinden karşılaştırmalı biçimde analiz edilmiştir. Bu vakalar, Türkiye’nin farklı coğrafyalarda ve farklı türde krizler içinde yürüttüğü insani diplomasi uygulamalarını temsil etmeleri nedeniyle amaçlı örnekleme yoluyla seçilmiştir. Veri seti doküman analizi yöntemiyle oluşturulmuş; TİKA, AFAD ve Türk Kızılayı’nın yıllık raporları, stratejik planları ve saha değerlendirme dokümanları sistematik olarak incelenmiştir. Analiz sürecinde sürdürülebilir insani diplomasi literatüründen hareketle belirlenen beş kriter (sağduyulu yaklaşım, insanlığın ortak faydası, süreklilik, uzun vadeli etki ve çıkar odaklı olmama) analitik çerçeve olarak kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmanın bulguları, Türkiye’nin insani diplomasi faaliyetlerinin sürdürülebilir insani diplomasi ilkeleriyle büyük ölçüde uyumlu olduğunu göstermektedir. Somali’de güvenlik ve kalkınma temelli katkılar, Myanmar’da süreklilik ve uluslararası iş birlikleri, Afganistan’da ise yeniden yapılanma ve eğitim destekleri Türkiye’nin uzun vadeli ve çok boyutlu bir yaklaşım izlediğini ortaya koymaktadır. Sonuçlar: Türkiye’nin insani diplomasisi yalnızca insani yardım değil, aynı zamanda küresel barış ve istikrara katkı sunan stratejik bir dış politika aracı niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle sürdürülebilirlik ilkesine dayalı kurumsal bir model ortaya koymakta ve diğer aktörlere örnek teşkil etmektedir.
Aim: This article examines the sustainability of the concept of humanitarian diplomacy and seeks to answer the following questions: What are the core principles of sustainable humanitarian diplomacy? Do the public diplomacy activities conducted within the framework of Turkish foreign policy reflect these principles? Methods: The study adopts a multiple case study design within a qualitative research framework. Following Yin’s (2018) methodological approach, Türkiye’s humanitarian diplomacy practices are comparatively analyzed through the cases of Somalia, Myanmar/Arakan, and Afghanistan. These cases were selected through purposive sampling due to their representativeness of Türkiye’s engagement in diverse geographical contexts and crisis types. The dataset was constructed through document analysis, examining annual reports, strategic plans, and field evaluation documents published by TİKA, AFAD, and the Turkish Red Crescent. Five analytical criteria derived from the literature on sustainable humanitarian diplomacy—prudent approach, common benefit of humanity, continuity, long-term impact, and non-interest orientation—formed the analytical framework of the study. Results: The findings indicate that Türkiye’s humanitarian diplomacy activities largely align with the principles of sustainable humanitarian diplomacy. In Somalia, contributions to security and development; in Myanmar, continuity and international partnerships; and in Afghanistan, reconstruction and educational support demonstrate Türkiye’s long-term and multidimensional approach. Conclusion: Türkiye’s humanitarian diplomacy emerges not only as a form of humanitarian assistance but also as a strategic foreign policy instrument contributing to global peace and stability. In this regard, it presents an institutional model grounded in sustainability and offers an example for other international actors.










