MEDİAD Medya ve Din Araştırmaları Dergisi | Journal of Media and Religion Studies ARAŞTIRMA MAKALESİ | RESEARCH ARTICLE Haziran 2018, 1 (1), 111-133 Geliş: 11.04.2018 | Kabul: 09.05.2018 | Yayın: 28.06.2018 Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz Gamze GEZGİNCİ* Şevki IŞIKLI** Öz Dijitalleşme ve etkileşim, bir toplumsal kurum olarak din üzerine iki açıdan etkide bulunmaktadır: Dini iletişim ve dinin dijitalleşmesi. Geleneksel dini kurumlar ve dinle ilgilenen kullanıcılar, çeşitli motivasyonlarla sosyal medyayı, özellikle de Facebook’u kullanmaktadırlar. Facebook sadece Müslümanlar için değil, diğer din ve inançlar için de yeni bir irşat ve tebliğ (açıklama ve davet) vasıtası, propaganda aracı, toplanma ortamıdır. Bu araştırmada analiz edilen “Dindar Facebook” olgusu; içine din katılmış veya paylaşımları dinselleştirilmiş Facebook görünümlerini (paylaşım, etkileşim ve etkinlikleri) ifade etmektedir. Dindar Facebook üzerinden sürdürülen, temelde dinin sosyal medyadaki algılanış ve temsil biçimi, amacı ve etkisine dair fırsat ve tehditleri gündeme getiren tartışmalar iki kategoride ele alınabilir: 1) Dijitalleşmenin geleneksel din algısında radikal bir dönüşüme yol açma olasılığına dair “dijital din” tartışmaları, 2) Dini içerikli paylaşımların dinî samimiyet ve mahremiyete uygunluğuna dair “gösteriş/riya – teşvik/tebliğ” tartışmaları. Her iki tartışmaya ait bulgulara ulaşılan araştırmada tamamlayıcı iki tekniğe başvuruldu: Teorik çerçeveyi oluşturmak amacıyla literatür taraması ve “Dindar Facebook”a dair kullanıcı görüşlerini elde etmek amacıyla anket çalışması. Literatürde dijital dinin, geleneksel dini yapıların mevcut etkilerini azaltacağı, bunun yerini ise “yeni” bir dijital dinin alacağı dile getirilmektedir. Kullanıcıların, dini içerikli Facebook paylaşımlarını, muhafazakâr ve dini söyleme sahip mevcut siyasi iktidarla ilişkilendirme yönünde ciddi bir eğilim taşıdıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dijitalleşme, Din, Dijital Din, Dindar Facebook, Sosyal Medya. The Effect of Religious Facebook: An Analysis on Turkish Users Abstract Digitalization and interactivity are influential in religion as a social institution by two aspects: Religious communication and digitalization of religion. Traditional religious institutions and users interested in religion use social media, especially Facebook, with variety of motivations. Facebook is as a gathering medium, means of communication and tool of propaganda and new guidance not only for Muslims but also for other religions and beliefs. “The Cencept of Religious Facebook” analyzed in this research is signifying the appearance of Facebook (such as sharings, interactions and activities) that have been added some religion into or have been religiousized it. The debates over the Religious Facebook bring to disclose some oppurtunities and threats to the way of perception and representation of religion in social media, its purpose and effects can be handled in two categories: 1) “Digital religion” debates on the possibility of digitalization to lead to a radical transformation of traditional perception of religion. 2) Presentation/hypocrisy - stimulation/conveying debates on appropriateness of sharings with religious content to religious sincerity and privacy. In this research which has reached various findings on both debates, it is applied two complementary techniques: literature search and a survey study. Keywords: Digitalization, Religion, Digital Religion, Religious Facebook, Social Media ATIF: Gezginci, G. ve Işıklı, Ş. (2018). Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz. Medya ve Din Araştırmaları Dergisi (MEDİAD), 1 (1), s. 111-133. * Öğr. Gör., İstanbul Gelişim Üniversitesi, e-mail: ggezginci@gelisim.edu.tr ** Doç. Dr., Marmara Üniversitesi, e-mail: sevki.isikli@marmara.edu.tr MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi Giriş: Dindar Facebook Nedir? Din, insanlar için kendilerini tanımlamakta kullandıkları en önemli referans- lardan biridir. Araştırmalara göre insanların %84’ü kendilerini bir dine mensup olarak tanımlamaktadır. Halihazırda Müslümanlık, küresel ölçekte Hristiyanlıktan (%31.4) son- raki en yaygın (%22.3) ikinci dindir ve yakın gelecekte (80 yıl içinde) en yaygın birinci din (%35) olacağı tahmin edilmektedir (Pew Research Center, 2015). Farklı veriler olmakla birlikte Facebook kullanıcıların en az % 33’ü profillerinde dini inançlarına dair bilgiler paylaşmaktadır (Miller, 2017). Bu araştırmada analiz edi- len “Dindar Facebook” olgusu, “içine din katılmış” veya “dinselleştirilmiş” Facebook görünümlerini (paylaşım, etkileşim ve etkinlikleri) ifade etmektedir. 7.4 milyar nüfus- lu dünyada, bugün itibariyle 2.2 milyar kullanıcıya ulaşan Facebook’un (Internet Live Stats, 2018) diğer görünümlerinden (etik, politik, akademik, eğlenceli vb.) farklı olarak Dindar Facebook, dini motivasyonlu ya da dinî içerikli paylaşımları içermektedir. Dindar Facebook, sadece dindarlar veya çeşitli sebeplerden ötürü dinle ilgilenenleri içermez; dini içeriklerle karşılaşan veya etkileşime giren seküler ya da din-dışı her türlü kulla- nıcıyı da kapsar. Akademik araştırmalarda ise dijital din ve dinî iletişim olgusunun bir bölümü olarak ele alınır. Araştırmanın ana problemi “sosyal medyada dinin temsil biçimini etkileyen unsurlar”dır. Bu temsil biçiminin çeşitli açılardan tartışmalı olduğu yine sosyal medya paylaşımlarından anlaşılmaktadır. Dini içerikli paylaşımda bulunanlar, diğerleri tarafın- dan çeşitli açılardan eleştirilmektedir. Bu çalışmada sosyal medya-din temsili ilişkisi, bireysel açıdan ve şu sorular açısından ele alınmıştır. • Din, Türk toplumu için ortak bir iletişim dili midir? • Bireyler sosyal medyada niçin dini içerikli paylaşımda bulunurlar? Dini içerikli paylaşımda bulunmaya iten nedenler/gerekçeler nelerdir? • Sosyal medyada dini unsurlardan hangileri, ne sıklıkta paylaşılıyor? • Dini içerikleri paylaşımların kimlikle ilgisi var mı? (Kendini dini ve politik açı- dan konumlandırma sorunu) • Dini içerikli paylaşımlar, “daha dindar görünme” veya “daha muhafazakâr görünme” fırsatı olarak görülüyor mu? (Toplumsal görünürlük sorunu) • Kişilerin demografik özelliklerinden hareketle paylaşımda bulunacakları du- rumları ve içerik türlerini tahmin etmek mümkün olabilir mi? Başka bir ifadeyle içerik türlerinin ve paylaşım sıklığının kişilerin demografik özellikleriyle ilgisi var mı? • Sosyal medyada dinin temsil biçimine dair açıklayıcı ve öngörü kabiliyeti olan bir model geliştirmek mümkün olabilir mi? Sosyal medyada dinin temsili, sosyoloji ve ilahiyat açısından olduğu kadar po- litika ve diğer karar vericiler için de araştırılması gereken bir konudur. İletişim, güven- lik, elektronik ticaret, çevrim içi görünürlük, grup sembolleri ve jargon vs. açısından sembolik iletişim gibi işlevleri vardır. Facebook’taki dini içerikli paylaşımların, insanların gündelik yaşamlarında “olduğundan daha dindar” göründüklerini düşündürmektedir. Bu yönde çokça eleştiri ve analiz bulunmaktadır. Bu da sosyal medyanın politize oldu- ğu ve karşılıklı olarak da dinin politize olduğu anlamına gelebilir. Bugüne kadar sosyal medyada dinin temsilinin çok boyutlu analizine dair ya- pılan çalışmalar, birkaç açıdan eksik görünmektedir. İçerik analizlerinden sosyal med- yada dinin nasıl temsil edildiği kadar dindarlık göstergelerine dair istatistiki verilere 112 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies ulaşılmıştır. Sosyal medyada dindarlık göstergesine dair bir katsayı da geliştirilmiş olacaktır: Sosyal medya dindarlık ölçeği, bundan sonraki çalışmalarda kullanılabile- cektir. Din olgusu temel disiplinlerde sosyolojik, felsefi ve iletişim bilimleri açısından, dijital din, dini iletişim ve kültür endüstrisi bağlamlarında ele alınmaktadır. Toplumsal birlik ve bütünlüğe yaptığı katkı, bireysel tatmin ve iyi olma hali sunması, aynı dini paylaşan insanlar arasında güvende olma duygusu oluşturur. Bu çalışmanın konusu disiplinler arası bir alana denk düşmektedir. İletişim çalışmaları, medya araştırmaları, din psikolojisi, din sosyolojisi, teoloji, dini iletişim ve hatta siyasal iletişim ile ilişki içe- risinde olan bir konudur. Özelde ise bir sosyal medya araştırmasıdır. Fakat araştırma sonuçları, dini iletişimden din psikolojisi ve bilişim toplumuna kadar geniş bir alana yayılmaktadır. Dijital din, dijitalleşme ve sanal kültür literatürüne katkı sunmaktadır. Sosyal medya okuryazarlığında din dilinin önemini ortaya çıkarmaktadır. 1. İnsanın Doğası ve Din Bugüne kadar din ile insan doğası arasında çeşitli ilişiler kuruldu. Bu ilişkilerin bir kısmına göre din, insan psikolojisinin bir gerçeği; diğer bir kısmına göre ise toplu- luk halinde yaşayan insanın bir gerçeğidir. İnsan doğasına dair üç farklı görüş şöyle- dir: i. Aristoteles’e göre insan “zoon politikon” yani toplumsal bir varlıktır. Bu, şu anlama gelir: İnsan doğasının bir gereği olarak sosyal ve siyasal yapıdadır. İçerisin- de bulunduğu toplumu onaylar ve toplumun onayını arar. İnsan, sosyalleşme yoluyla hem toplumu hem de kendini biçimlendirir (Aristoteles, 1975, s. 27-29). Aristoteles, bedeni olmayan, bölünmeyen, uzayda yeri olmayan mükemmel bir varlık olarak tanrıya inanmaktadır. Bazıları, Aristoteles’in dine bu türlü bir yaklaşı- mının Müslüman teolojisi (tanrı görüşü) ile örtüştüğünü iddia etmişlerdir (Emiroğlu, 1999, s.50). ii. Thomas Hobbes’a göre “homo homini lupus” yani insan insanın kurdudur (Hobbes, 2007, s. 12). İnsan doğası gereği bencil, çıkarcı ve kötü bir varlıktır. Ahlak felsefesini din ya da teolojinin etkisinden kurtaran Hobbes, tipik bir modern düşünür olarak onu bilime tabi kılmıştır. Eğer etik, insanın eylemlerine ve yaşamın amacına dair sağlam ve güvenilir bilgiler sunmak istiyorsa geleneğe, dinî otoriteye değil, psikoloji ve biyolojinin nesnel yasalarına dayanmalıdır. Hobbes’un düşüncesinde ne dindar ne de laik tutum önemlidir. Önemli ve belirleyici olan unsur, “egemenliği tartışılmaz mutlak bir otorite” ve ona itaattir (Karagözoğlu, 2006). iii. Jean Jacques Rousseau’ya göre ise “Her şey, Yaratıcı’nın elinden çıktığın- da iyidir; insanoğlunun elinde bozulur” (Rousseau, 1941, s. 10). İlk başta doğal insan ve doğa durumu, sonrakinde ise toplumsal insan ve toplum durumu söz konusudur (Rousseau, 2011, s. 174). Toplum durumundaki siyasal ve kültürel düzen, insan doğası bozmuştur. Doğal insan ile toplumsal insan arasındaki ayrımı, doğa durumu ve toplum durumu kavramlarıyla ifade etmektedir. Rousseau’ya göre tanrı fikri, insana tamamen his kanalından gelir. Buna göre dinin kaynağı insandır. İman bir coğrafya meselesidir: Çocuk hangi coğrafyada doğup büyürse o bölgenin inancını ve kültürünü benimser. Bu yüzden hakiki rehber din de- ğil, vicdandır (Rousseau, 1960, s. 15). Geleneksel din ve teoloji araştırmalarında din, ya eski toplumsal kurumlardan biri olarak ya da kökeni metafiziksel olan tümüyle tanrısal bir proje olarak ele alınır. 113 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi Günümüzde ise dijital din olgusunu tasvir edebilmek ve açıklayabilmek için gözlenebilir antropolojik, politik ve psikolojik olgulara daha fazla atıf yapılmaktadır. 2. Dinin Toplumsal İşlevi Dini hem birey hem de toplum açısından ele alan araştırmalarda, dinin sosyal pisikolojik etki ve işlevine dair çeşitli tespitler yapıldı. Aksi iddialar var olmakla birlikte dinin 4 farklı işlevlerinden bahsedilir: i. Bütünleştirici–ayrıştırıcı etkisi: Din, toplumları bir arada tutar. Benzer inanç, ibadet ve yaşam tarzının toplumsal bütünlüğe yaptığı katkı reddedilmezdir. Ancak di- nin bütünleştirici faktörü olduğu kadar “inanan” ve “inanmayan” şeklinde bir ayrıma da yol açtığından, ayıştırıcı etki olarak da değerlendirilmiştir (Wach, 1995). Örneğin Huntington, medeniyetler çatışması tezini, farklı dini inançların, özellikle de Müslü- manlık ve Hristiyanlık arasındaki mücadeleye dayandırmıştı (Huntington, 1993). Öte yandan aynı dinin farklı yorumlayan gruplar (mezhepler) arasındaki çatışmaları hesaba katılmalıdır (Biçer, 2016, s. 373). ii. Toplumsal kontrol: Din, insanları toplum kuralları çerçevesinde tutmayı sağ- lar. Toplumsal kontrol, her zaman dışsal değildir; bireyi sadece dışarıdan zorlamaz. Kişi- nin bilincine “içselleşir”; “vicdan” biçiminde işlerlik kazanır (Keskin, 2004, s. 68). İnsan bilinci, dini telkin ve inançların etkisi altında, her türlü norm-dışı eylemden uzak durma- ya yönelik belirli davranış modelleri geliştirir (Keskin, 2004, s. 35). Böylece gözlenebilir ve denetlenebilir olmayan alanlarda kişi, içsel dini mekanizma tarafından kontrol edilir. Dinin bu oto-kontrol etkisinin her türlü otorite tarafından onaylandığı görülmektedir. Bazı literatürde psikolojik oto-kontrol “iç kontrol”, sosyolojik kontrol ise “dış kontrol” olarak tanımlanır. Dış kontrolde din, Weber’in “meşrulaştırma” dediği işlevi yerine ge- tirir. Din, otoritenin kullandığı gücü “açıklar” ve “rasyonalize eder” (Berger, 1993, s. 58). iii. Düzenleyici - yapılandırıcı etkisi: Teoride toplum hayatını düzenleyici norm- lar koyan din, uygulama da ise öteden beri var olan toplumun içine nüfuz etmek sure- tiyle onu bir dereceye kadar yeniden düzenler (Wach, 1995). Düzenleyici-yapılandırıcı etkiyi, düğün, doğum, düğün gibi törensel olaylarda görmek mümkündür. Dın-dışı (se- küler) toplumlarda bile bu kurumlar kutsanmaktadır. Örneğin evlilik neredeyse küresel ölçekte kutsallık taşır. iv. Değiştirici etkisi: Her din, kendine özgü grup, kurum, toplumsal normlar ve dünya görüşlerini yapılandırarak, yeni bir toplumsal yapı inşa eder. Böylece din, top- lumsal yapıyı değiştiren, sosyal değişimi yöneten bir aktördür (Wach, 1995). 3. Dijitalleşme ve Din: Dijital Din Bilim ve teknolojideki gelişmeler ve savaşlar, geçmişte hiç olmadığı kadar top- lumsal hareketliliği hızlandırmış ve yoğunlaştırmıştır. Gelinen noktada toplumlar, yapı ve işleyiş bakımından gittikçe karmaşıklaşmakta, toplumsallık tam olarak yeniden üre- tilmekte; fakat dijital formda üretilmektedir. Bu yeniden üretim, iletişim-etkileşim-diji- talleşme üçlüsü tabanında gerçekleşmektedir. İnternet ve bilgisayarın icadı, teknoloji ile kitle iletişimini bir araya getirdi. İleti- şim ve yayıncılık yeni bir boyut kazandı, dijitalleşti. Web’in ilk aşaması olan “Web 1.0”, 1990’lı yılların başında icat edildiğinde, insanlığa hizmet eden en önemli birkaç tekno- lojiden biri olarak görüldü. Birçoklarının ifade ettiği gibi internetin ses, yazı ve görün- tüyü bir araya getirmesi, bütün iletişim araçlarının temel özelliklerini tek çatı altında toplaması (yöndeşme etkisi), onu tüm zamanların en büyük iletişim teknolojisi haline getirdi (Haberli, 2012, s. 28). Böylece Web 1.0, kesinlikle bir tehdit ya da tahakküme yol 114 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies açan bir icat olarak görülmedi. İnternetin 2000’li yılların başında Web 2.0’a evrimi, insanlığı dijitallik-sanallık-etkileşim kavram üçlüsüyle tanıştırdı ki bu dijital dünya ta- sarımı, distopik kaygıları aniden tetikledi. Gerçekliğin çok boyutlu olarak yitirilmesi, samimiyet, mahremiyet ve görsel dünya, tartışmaların odağına oturdu. Wellman’ın (2001) ifade ettiği gibi araba, uçak gibi gelişen ulaşım araçları ile telefon ve bilgisayar gibi iletişim ağları, uzak mesafedeki insanları birbirlerine yakınlaştırdı, çeşitli sosyal ilişki kurmalarına imkân tanıdı. Sosyal ağlar, “sosyal kimlik ve aidiyetin bulunduğu, sosyalleşme ve bilgi paylaşımına imkân veren sosyal örgütlenmeler” hâlini aldı. Dini bir örgütlenme biçimi olan cemaatler (topluluklar) dijitalize oldu. Sanal cemaatler (digital communities) içinde çok sayıda dini insiyaklı oluşumlar, dijital dini cemaatler ortaya çıktı (Narmanlıoğlu, 2014). Artık şunu kabullenmek mümkün: Başlangıcından itibaren hayatı kolaylaştır- mak için insanın ürettiği teknoloji, bugünkü geldiği noktada bilgiyi kolaylaştırmak için insanı yeniden üretmektedir. İnsan artık dijital yaşam formundadır. Bu formun ya- kın veya uzak gelecekte, trans-humanizm içinde post-human türünü (sonraki insanı) üretebileceği tartışılmaktadır. “Sonraki insan”ın dinin inanç, pratik ve eğililerinin ne olacağını öngörebilmek, dijital din araştırmalarıyla ilişkilidir. Sınır tanımayan bir etkileşim imkânı sunan sosyal medya aracılığıyla dini, dili, ırkı ne olursa olsun birçok görüş ve inanç mensubu birbiriyle iletişime geçmektedir. Kullanıcılar, kendi inançlarını içeren metin veya çoklu ortamlar paylaşmaktadırlar. Bu sanal platformda ateizmden deizm ve agnostisizme, dini hoşgörüden radikal dini akımlara kadar birçok inanç görünürlük kazanmakta, Dindar Facebook olgusu ortaya çıkmaktadır. Farklı hatta birbirini dışlayan veya karşıt inançların karşılaşması kaçınıl- mazdır. Bu bağlamda dijital din, gerçek toplumu ve böylece de geleneksel dini yeni- den üretmektedir. 3. 1. Dijital Din Pratikleri Yeni medya, din kurumunda bir dizi açılım ve değişime hem zemin hazırladı hem de bunlara onu zorladı. Din adamları, teknolojik gelişmeye uyum sağlamak ko- nusunda zorlanmadılar. Menekşe’nin de tespit ettiği gibi, sosyal medya kullanıcıları dinî bilgi ve mesajlarını, inanç, ilke ve doktrinlerini, kutsal metin ve ritüellerini fizik- sel ortamdan sanal ortama taşıyorlar; yüz yüze başlayıp sesli, görsel ve sanal olarak iletişimini devam ettiriyorlar. Böylece çok sayıda sanal cemaat, dinî etkinlik ve ritüel oluşmuş durumda (2015, s. 152). Aşağıda dijital din uygulamalarına dair birkaç olgu yer almaktadır: i. Kutsal mekanların teknolojikleşmesi: Cami, mescit ve diğer ibadethanelerin mobil güvenlik kameraları, projeksiyon, dijital ses sistemleri, hutbe ve vaazların ek- ranlarından okunduğu tablet ve bilgisayarlarla donatılması ii. Dini kurumların dijitalleşmesi: Dinî kurum, cemaat ve tarikatların öğretileri- nin bilinirlik, görünürlük, tanıtım ve erişimine yönelik internet sitesi oluşturması, sos- yal medya hesabı açması iii. Dinî liderlik pratikleri: Etkili veya meşhur birçok dini kimliğin; Twitter, Face- book, Youtube gibi kanallarını, dini kaygı ve ilgileri olan kullanıcılarla buluşma ortamı olarak kullanması iv. Dini motivasyonlu anonim sosyal medya hesapları: Dini ilgilere sahip kulla- nıcıları bir araya getirmek, çeşitli paylaşımlarda bulunmak için anonim sosyal medya hesaplarının oluşturması. v. Dini içerikli kişisel paylaşımlar: Din motivasyonlu olmamakla birlikte kişisel durum ve toplumsal olayların etkisindeki kullanıcıların dini içerikli resim, video, tablo, 115 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi kısa ya da uzun metinler, dini capsler, dini mekânlar, dini belgeler veya kutsal sözler paylaşması, bir paylaşıma yorum yazması vi. Dijital ibadet: Sosyal medyada açılan hesaplar aracılığıyla kutsal metin ve duaların okunması, dua talebi, hac ve sadaka gibi ibadetler için halkalar oluşturulması. vii. Dini bilginin dijitalleşmesi: Kuran ve hadis gibi önemli tüm dini külliyatın, dijital ortama aktarılması veya dijitalleştirilmesi. viii. Dini kutlama ve tebrikler: Dini gün ve gecelerde, bayramlar vesilesiyle kut- lama içerikli paylaşımların yapılması. 3. 2. Dijital Dinin Din Üzerindeki Olası Etkileri Dinin dijitalleşmesi mevzusunun çeşitli tartışmaları başlatması kaçınılmazdır. Konuyla ilgili aşağıda birkaç örnek sıralanmaktadır: i. Teknoloji okuryazarı olan kullanıcılar, ihtiyaç duydukları dini bilgiyi öğrenmek için artık din adamlarına daha az ihtiyaç duyuyorlar. Bu durum, “hocaya sorma” veya “papaza sorma” olayının daha seyrek gerçekleşmesine, din adamlığının dini bilginin aktarılmasındaki rolünün azalmasına sebebiyet verebilir (Walker, 2018). ii. Baştan sonra, girişten gelişmeye, sorudan cevaba doğru akan ve bir bütün- lük arz eden “klasik doğrusal metinlerin (lineer text)” ve “okuyucu”nun yerini, “dijital doğrusal-olmayan hiper-metin veya wiki-metinlere (non-linear text)” hatta Twitter ve Facebook paylaşımları gibi kısa metinlere ve “kullanıcılar”a bırakması, geleneksel oku- yucu rollerini değiştirmektedir (Patterson, 2015). iii. Hiper-metinler, sosyal medya paylaşımları ve mobil uygulamalar, dini kitap- ların yerini alabilir. Bu teknolojiler, dindar kullanıcıları yeniden biçimlendirebilir ve iba- det pratiklerini değiştirebilir. iv. Dini bilgilerin vaaz-sohbet ortamında, soru-cevap veya tedrisat (dersler) şeklinde değil de mobil uygulamalardan veya internet aramalarıyla edinilmesi, han- gi bilgilerin öğrenileceğine karar veren kapı bekçiliğini zayıflatabilir. “Otorite odaklı din”in yerini alan “kullanıcı odaklı din” olgusu, referans kitaplar düşüncesini ve dini ana akımları zayıflatabilir. v. Mobil uygulamalarda veya sosyal medyada, yorumlayıcı bir vaiz veya açıkla- yıcı bir müfessirin yokluğunda, üstelik dar zamanda dini metinlerle karşılaşan kullanıcı- lar, hiç farkında olmadan geleneklsel din tasarımından, egemen tefsir geleneklerinden kopabilirler. Bu durum, dini metinlerin motamot alımlanışını yaygınlaştırabilir. Ve mo- tamot alımlama bazı riskleri beraberinde getirebilir (Walker, 2018). 4. Dindar Facebook İçeriklerine Dair Kullanıcı Görüşleri Türkiye’de 2000’li yılların başından itibaren dinin, önceki yıllara oranla önemli bir pozitif referans kaynağı olarak kabul görmeye başladığına dair çok çeşitli veriler bulunmaktadır. Verilerin yorumlanışında, başlıca etken olarak kendisini dindar veya muhafazakâr olarak tanımlayan 15 yıllık muhafazkar-dindar bir partinin iktidarı göste- rilmektedir. Din ve iktidar arasındaki ilişki, çeşitli açılardan tartışmaya açılmış durum- dadır. Bazı yorumlara göre, iktidarın yücelttiği kavramları, vatandaşların sahiplenmesi doğal bir süreçte gerçekleşir. Bazı yorumlara göre dini kimliklerin öne çıkmasında ikti- darın dağıttığı ekonomik güçten pay alma isteği, yani pragmatik kaygılar etkili olmuş- tur. Diğer bazıları için mesele, samimi fakat politize olmamış dindarların dini pratikle- rini özgürce yaşayabilecekleri bir siyasal ve sosyal ortam oluşmuştur ki önemli olan da din açısından budur. İktidarın sunduğu bu rahatlık ortamı, dini bilgi ve değerlerin yaygınlaşmasına pozitif katkı sunmuş, yani dini teşvik etmiş sayılabilir. 116 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies Türkiye’de dinin önemli bir referans ve tartışma konusu haline gelmesinde, sosyo-teknik ve dijital olgular da etkili olmuştur. 2004 yılında, etkileşimli Web’in geliş- tirilmesiyle pasif konumdaki izleyici ve okuyucular, aktif durumdaki kullanıcı statüsü- ne yükseldiler. Önceki dönemlerde bastırılan, zaman zaman “irtica” tanımlamasıyla suç sayılan dini akım, görüş, pratik ve ritüeller sosyal medyanın da etkisiyle birden yayıldı. Facebook ve diğer sosyal medya platformlarda dini paylaşımların sayısı ve içeriğindeki çeşitlilik hızla arttı. Öyle ki “Cuma tebrik mesajları” muhafazakâr kitlenin gündelik işlerinden biri haline geldi. Umre ve hac planları, fotoğrafları ile ayet ve ha- dis paylaşımlarına gittikçe daha sık rastlanılmaya başlandı. Sosyal medyadaki dini paylaşımlar, çeşitli amaçlarla paylaşılmaktadır. Bazı kullanıcılar, dinin siyasallaştığını iddia ederken bazıları dini paylaşımların temel insan haklarından biri olarak görüyor. Bazıları dindarların dikkatsiz davrandıklarını, dinin kişinin iç dünyasıyla ilgili olduğunu, dolayısıyla dini paylaşımların riyaya (gösterişe) dönüştüğünü ileri sürüyor. Peki, gerçekten de kullanıcılar niçin dini içerikli paylaşım- larda bulunuyorlar. Dini içerikli paylaşımları nasıl karşılıyorlar? Facebook kullanıcıları üzerinde yaptığımız ve aşağıda sunduğumuz araştımayla bu sorulara cevap bulmaya çalıştık. 4. 1. Örneklem Evreninin Seçimi Anket araştırması, 200 kişilik seçmeli örneklem üzerinde yapılmıştır. Katılım- cılar yaş, cinsiyet, ekonomik durum, eğitim seviyesi ve yaşadığı yer açısından Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre orantılı olarak temin edildi. Buna göre katılımcı kate- gorileri şöyle oluştu: Yaş aralığı: 18-70; gelir durumu: düşük-orta-yüksek; okur-yazar- lık: lise-üniversite-lisansüstü. Katılımcıların kimlik bilgileri çalışmada gizli tutulmuştur. Anket çalışmasıyla ilgili olarak toplamda, Türk toplumunu temsil ettiği düşü- nülen 200 Facebook kullanıcısı ile dini paylaşımların içeriğine dair anket görüşmesi yapılmıştır. 200 kişilik örneklem, Türk toplumu evrenini (demografik ve sosyo-ekono- mik özellikler açısından) temsil edecek şekilde belirlenmiştir. Yüz yüze ve çevrimiçi (online) olarak yapılan anket görüşmesi için 200 sosyal medya kullanıcısı aşağıda sıralanan kategorileri temsil edecek şekilde belirlenmiştir. Örneğin Türkiye nüfusu içindeki oranı yüzde 5 olan azınlıkları temsilen, etnik kökeni farklı olan 10 kişi ile anket görüşmesi yapılmıştır. Diğerleri ise Tablo 1’de gösterilmiş- tir. Tablo 1: Kamuoyu Görüşü Anketi Uygulanan Kişilerin Sosyo-ekonomik ve Demografik Dağılımı Toplam Kategoriler (%) Erkek Diğer 1 Cinsiyet Kadın (%45) (%45) (%10) 100 Köy Şehir 2 Yer (%10) (%90) 100 Dini Müslüman Hristiyan Yahudi Ateist3 İnançlar (%87) (%4) (%1.5) (%5) Diğer (%2.5) 100 4 Siyasi Parti AKP CHP MHP HDP DiğerTercihi (%70) (%15) (%5) (%7) (%3) 100 Etnik Türk Kürt Ermeni Arap Yahudi Diğer5 Durum (%85) (%7) (%3) (%0.5) (%2) (%2.5) 100 Eğitim Okur-Yazar İlkokul Ortaokul Lise Üniversite Lisansüstü6 Durumu (%7) (%10) (%10) (%13) (%30) (%25) 100 117 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi Köy (kırsal) ve şehir ayrımı, yatay dijital bölünmesini hesaba katmak için önemli görülmektedir. Kırsal kesimde yaşayanların şehir merkezlerinde yaşayanlara göre, bili- şim teknolojilerini kullanma ve internet erişimi konusunda daha dezavantajlı oldukları belirtilmektedir. 4. 2. Kullanıcı Tutum Anketinin Oluşturulması ve Uygulanması 200 kişiye, bir ilahiyat ve iki iletişim uzmanı rehberliğinde hazırlanan ve toplam 27 sorudan oluşan “Facebook’taki Dini İçerikli Paylaşımlara Dair Kullanıcı Tutum An- keti” uygulandı. Anketin ölçmek istediği durum şudur: Facebook kullanıcılarının dini içerikli paylaşımlara karşı duygu, tutum, davranış ve tepkileri. Anket formları ya yüzyüze ya da Google Anket Formu Formatında çevrim içi olarak doldurulmuştur. Kullanıcılar, her soruda tek bir seçenek işaretlemişlerdir. Yüz- yüze doldurulan anket verileri de Google Analytics’e girilmiş, veriler doğrudan Google Analytics’ten alınmıştır. 4. 3. Araştırmanın Bulguları ve Analizi Araştırmanın “Değerlendirme” bölümünde, bir yöntem olarak tekil verilerin incelenmesinden genel sonuçlar çıkarma yöntemi olan tümevarıma başvurulmuştur. Bu bölümde, paylaşımlar analiz edilip yorumlandıktan sonra, sosyal medyada dinin temsil biçimine (kimin, ne zaman, nasıl, niçin ve ne paylaştığına) dair genel bir çerçeve yani bir açıklama modeli geliştirilmiştir. “Dinin Dijital Temsil Modeli” adı verilen bu ge- nel çerçevede aşağıdaki dört korelasyonel açıklama getirilmiştir: 1- Demografik özellikler ile dini paylaşımların içerikleri arasındaki ilişkiye, 2- Dünya görüşü ve siyasi tercihlerle dini içerikli paylaşımlar arasındaki ilişkiye, 3- Dini içerikli paylaşım sıklığı ile medyada tartışılan toplumsal-siyasal olaylar (medya gündemi) arasındaki ilişkiye, 4- Siyasal iktidar ile sosyal medya paylaşımları arasındaki ilişkiye. Anket soruları ve katılımcıların bunlara verdikleri yanıtların analizi aşağıda su- nulmuştur: Soru 1: Facebook’ta dini içerikli paylaşımda bulunuyor musunuz? Araştırmaya katılan 200 kişiden sadece 67’si dini içerikli paylaşımlarda bulun- duğun belirtmektedir. Türkiye’deki her üç kişiden biri dini paylaşımda bulunduğunu ifade etmektedir. Bu durum, tahminlerden daha düşüktür. Tablo 1: Facebook’ta Dini Paylaşımda Bulunma Kişi sayısı Yüzde (%) Yüzdeleri 1 Evet, paylaşımda bulu-nuyorum. 67 33.5 2 Hayır, paylaşımda bu-lunmuyorum. 133 66.5 Bununla birlikte sonraki analizlerden ortaya çıkan şu iki noktaya dikkate edil- melidir: Birincisi, muhtemelen kullanıcılar, “dini içerikli paylaşım”ın tanımı konusunda farklı görüşlere sahipler. Örneğin Facebook sayfasında cuma veya bayram tebriği gibi paylaşımların yer aldığı bazı kullanıcıların, dini içerikli paylaşımda bulunmadıklarını söy- ledikleri tespit edilmiştir. Hâlbuki hem literatürde hem de bizim araştırmamızda bu tür paylaşımlar da dini içerikli paylaşım kategorisinde yer almaktadır. İkincisi; dini içerikli paylaşımda bulunmayan kullanıcılar, dini içerikli paylaşımlarla karşılaşabilmektedir. 118 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies Soru 2: Dini paylaşımlarda bulunmak size hangi sosyo-psikolojik durumu sağlı- yor? Bu soru ile paylaşımda bulunan veya bulunmayan insanların bulundukları tak- dirde hangi duygu durumunu yaşadıklarını belirlemek amaçlandı. Tablo 2: Dini Paylaşımlara Eşlik Eden Sosyo-Psiko- Kişi sayısı Yüzde (%) lojik Durumlar Aynı duygu ve düşünce- 1 deki insanların iletişim 40 20,0 halinde olması Dini inançları açıklama 2 hakkı ve özgürlüğü 70 35,0 yaşama İrşad ve tebliğde bulun- 3 ma(dini yayınlaştırma) 26 13,0 duygusu 4 İyi bir şey yaparak sevap kazanma 8 4,0 5 Manevi olarak iyi his-setme 56 28,0 Neredeyse her üç kullanıcıdan biri (%35), dinî içerikli paylaşımları, dinî tercih ve inançları açıklama konusunda “bir hak ve özgürlük” olarak görmektedir. Her dört kullanıcıdan biraz fazlası (%28), “manevi olarak iyi hissetme” işlevini önemsiyor ki bu, Dindar Facebook’un manevi havasından feyzlenme (veya esinlenme, arınma vb.) an- lamına gelebilir. Bu yorumu, Dindar Facebook’taki dini paylaşımlar yoluyla “sevap kazanabilecekleri” düşüncesindeki (%4) kullancılar onaylayabilirler. Facebook, içinde hayır hasenat işlerinin veya ibadet ritüellerinin yapıldığı bir ortam hizmeti sunmakta- dır. Dini içerikli paylaşımlar adeta Facebook’a maneviyat bulaştırmaktadır (contami- nation). Din, insanların kimlik oluşumunda oldukça etkili bir rol oynamaktadır. Sosyal medyanın gelişimi ve iktidarın dini yaşamak için özgür bir ortam sunması, bireylerin paylaşımda bulunmalarının temel etkenidir. Dini özgürlük hissi, başat etken gibi gö- rünmektedir. Özgürlük ideali, yüzyıllar boyu savaşlara sebebiyet veren, bireyler ve gruplar arasındaki sorunları oluşturan, kimi zaman aileleri yıkan bir tetikleyici konu- mundadır. Çünkü kişilerin özgürlük arayışı hiçbir zaman son bulmamış, aksine iste- medikleri konularda bile “özgür” olmadıklarını hissettikleri anda, kısıtlandıkları alana doğru yönelim gösterdikleri görülmüştür. Korku çekiciliği ve Wilhelm Reich ’in bas- tırılmış özgürlüğün bedeli çalışmaları bu durumu açıklar niteliktedir. Kişiler kendileri yapmasalar bile, yapmadıkları konularda bile özgür olmak isterler. Soru 3: Facebook’taki dini içerikli paylaşımlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu soru da Facebook’taki dini içerikli paylaşımlar hakkında kullanıcıların ne düşündüklerini sorgulamak üzere oluşturuldu. Tablo 3: Katılımcıların Dini Paylaşımlar Hakkındaki Düşünceleri Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Muhafazakârlığın bir göstergesidir. 35 17,5 2 Dini yozlaştırmaktadır. 24 3 Dini duyguları güçlendirmektedir. 42 21,0 4 Facebook’a manevi bir hava katmaktadır. 29 14,5 5 Riyakarlık ve gösterişe yol açmaktadır. 70 35,0 119 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi Katılımcıların %35’i tarafından (5. seçenek) dini içerikli paylaşımlar, dini sami- miyetle örtüşmeyen bir riyakârlık ve gösteriş durumu olarak algılanmaktadır. Payla- şımlar, dini yozlaştırarak dine zarar vermekte (2. seçenek %12) fakat bu zarar, kişilerin dini tutum ve pratikleri hakkında olumsuz tutumlardan daha az önemsenmektedir. Bu katılımcılara göre, “Dindar Facebook”, dini riyakârlık platformu gibi durmaktadır. Öte yandan dini içerikli paylaşımı bir hak ve özgürlük olarak gören tutum ile paylaşım- ların riyakârlığa yol açtığını düşüncesi tam olarak örtüşmemektedir. Belki bu durum, Festinger’in (1919-1989) bilişsel çelişki kuramıyla açıklanabilir. Bununla birlikte önceki sorunun (2. Soru), katılımcıların paylaşımda bulundukları varsayımından hareketle so- rulduğu ve olumsuz seçenekler verilmediği dikkate alınmalıdır. Katılımcıların tek bir seçeneği işaretlemek zorunda oldukları göz önüne alın- dığında, Facebook’a dindar bir hava kattığını düşünen katılımcı sayısı (%14,5) en düşük oran olsa da önemli hâle gelmektedir. Topluma ilk girdiğinde televizyon gibi kitle ileti- şim araçları için bazı muhafazakâr çevrelerin “gâvur icadı!” diyerek teknoloji-karşıtı bir tutum sergilediği biliniyor (Bülbül ve Özbay, 2007, s. 22). Her ne kadar teknolojik deter- minizme uzun süre direnemeseler de bu muhafazkar tekno-karşıtların aynı zamanda kendilerini dindar olarak tanımladıkları biliniyor. “Müslümanlar neden bunu kullanıyor? Bütün bunlardan şehvet akıyor, günaha teşvik ediliyor!” gibi söylemlere sahiptiler (Ehli Sünnet Büyükleri, 2018). Aynı tekno-karşıtlığın daha sonra internet kafeler, bağımlılık ve ahlaka mugayir içerikleri gerekçe gösterilerek internet teknolojisine de yöneldiği; fakat kısa süreli ve zayıf bir tepki olarak geçmişte kaldığı gözlenmektedir. Web 2.0 tek- nolojisi ve sosyal medya söz konusu olduğunda ise ortaya gerçek bir tartışma çıkmış gibi görünüyor: Facebook dindar bir havaya bürünüyor hatta pragmatik kullanıcıların elinde bir riyakarlık aracına da dönüşmüş, diyebiliriz. Buna karşın Facebook dini bir gö- rünüm kazanmış, muhafazakârlığın yeni bir yayılım alanını meydana getirmiş olabilir. İkinci en yüksek yanıt (%21) ise dini duyguları güçlendirdiği yönünde yoğunlaşmaktadır. Çoğunlukla dini paylaşımda bulunduğunu söyleyen katılımcıların bu seçeneği tercih et- tiği düşünülebilir. Dini içerikli paylaşımların muhafazakârlığın göstergesi olduğuna inan (%17.5) önemli bir grup da vardır. Soru 4: Sizce insanlar, hangi amaçla dini içerikli paylaşımlarda bulunuyorlar? Takipçilerin, dini içerikli paylaşımda bulunan kullanıcıların içsel-psikolojik amaç- ları hakkında hakkındaki düşünceleri sorgulanmaktadır. Kişiler kendi paylaşımlarını yar- gılamayabilir fakat başkaları söz konusunda, aynı davranışı daha nesnel yargılayabilir. Verilen yanıtların 3. soruyla tutarlı olması beklenmektedir. Tablo 4: Dini Paylaşımda Bulunma Amaçları Kişi sayısı Yüzde (%) 1 İyi ve güzel olan şeyleri yaygınlaştırmak için 54 24,0 2 Sevap kazanmak için 11 5,5 3 İnandığı dini yaygınlaştırmak için 22 11,0 4 Mistik ve manevi duyguları paylaşmak için 28 14,0 5 Toplumun geneliyle uyumlu görünmek için 95 42,5 120 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies Katılımcıların yarısına yakını (%42.5), “toplumun geneliyle uyumlu görünme” niyetiyle bu tür paylaşımlarda bulunduğunu belirtmektedir. Aslında dini paylaşımların samimiyet içermediğine, politik kaygılarla paylaşıldıklarına dair kesin bir inanca sahip gibi görünüyor. Aristoteles’in “zoon politikon (toplumsal hayvan)” kavramıyla ifade ettiği gerçek, insanın etik bir varlık olduğu kadar, politik bir varlık olduğudur. Zoon politikon’da erdemin bir kısmı toplumsal uyum, siyasi katılım, saygınlık, görgü ve hoş- görüye bağlanmıştır (Aristoteles, 1975). Dindar Facebook kullanıcıları, dini terimleri psikolojinin içine düşürenler tarafından “aşırı toplumsallaşmış” olarak görülebilir. Katılımcıların önemli bir kısmı (%27), “iyi ve güzel olan şeyleri yaygınlaştırma” amacının kendilerini motive ettiğini düşünmektedir. İrşat ve tebliği dini bir vazife ola- rak kabul eden bir grup için Facebook, bir tür dini iyilik platformu gibi işlemektedir. Din iyiye ve güzele yönlendirmekte, Facebook ise buna ortam sunmaktadır. Soru 5: Sizce dini içerikli paylaşımlarda bulunmayı en çok etkileyen unsur hangi- sidir? Bu soru ile hedeflenen amaç, bireyleri dini içerikli paylaşımlar yapmaya yön- lendiren dışsal-sosyolojik unsurlar sorgulanmaktadır. Tablo 5: Dini İçerikli Paylaşımda Bulunmayı Etkileyen Unsurlar Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Seçimler ve halk oylamaları 110 55,0% 2 Mülteci, kadın, çocuk, terör gibi güncel toplumsal sorunlar 24 12,0% 3 Bayramlar, dini gün ve geceler gibi kutsal zamanlar 20 12,0% 4 Siyasi parti liderlerinin söylemleri 13 6,5% 5 Güncel dini tartışmalar 33 16,5% Katılımcıların yarısından fazlası (%55), paylaşımda bulunma eylemini etkileyen dışsal-sosyolojik unsur olarak seçim ve halkoylamalarını görmektedir. 15. soruda da görüleceği gibi, seçim dönemlerinin etkileyici bir faktör olarak görülmesi, seçimlerin favori partisinin muhafazakâr-dindar söyleme sahip Adalet ve Kalkınma Partisiyle iliş- kisi kurulmaktadır. Bu durum, başka bir parti seçimlerin favorisi olsaydı yahut da daha az seçim periyoduna girseydik, daha az dini içerikli Facebook paylaşımıyla karşılaşabi- lirdik, anlamına da gelebilir. Katılımcılar, seçim zamanlarında kullanıcıların hükümetin politika ve değer yargıları doğrultusunda hareket ettiğini varsaymaktadır, diyebiliriz. Katılımcıların ya- rısı tarafından “Dindar Facebook’un dindarlığı”, politize olmuş bir dindarlık olarak görülmektedir. Bu yargı, “güncel dini tartışmalar”ın Facebook kullancıları tarafından çok az (%16.5) ciddiye alındığı özelllikle seçim etkisiyle kıyaslanamayacağı anlamına gelmektedir. Bununla birlikte seçim dönemleri dışında, Facebook’u dindarlaştıran başlıca unsurun “dini tartışmalar” olarak görüldüğünü söyleyebiliriz. Medya 4. kuv- vet olarak George Gerbner’ın gündem oluşturma kuramında belirttiği gibi, kamuoyu oluşturma gücüne sahiptir. Katılımcıların çok az bir kısmı (%12); mülteci, kadın, çocuk, terör gibi güncel toplumsal sorunların dini içerikli paylaşımlara etki ettiğini düşünmektedir. Tersten okunduğunda, güncel toplumsal sorunların dini içerikli paylaşımlarda çok az yer aldı- ğı sonucu çıkarılabilir. Siyasi parti liderlerinin demeçlerinin dini paylaşımları tetikledi- ğini düşünen katılımcı oranı ise oldukça düşüktür. Soru 6: Kişisel ibadetler ve hayır işlerinin Facebook’tan paylaşılmasına dair veri- len görüşlerden hangisine katılıyorsunuz? 121 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi Bu soruda kullanıcılara, dinî bir duygunun eşlik ettiği ibadet ve hayır işlerinin di- ğer kullanıcıların (başkalarının) görmesi için veya görebilecekleri şekilde Facebook’tan paylaşılmasını nasıl değerlendirdikleri sorulmaktadır. Bu sorunun yanıtının, 3. soruyla tutarlılık göstermesi beklenmektedir. Tablo 6: Yapılan İbadet ve Hayır İşlerinin Facebook’tan Paylaşılmasına Dair Görüşler Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Diğer kişisel paylaşımlar gibi normaldir. 30 15,0% 2 İyiliği teşvik ettiği için iyidir. 35 17,5% 3 Samimi dindarlık ile örtüşmez. 50 25,0% 4 Riyakârlık ve gösterişe yol açar. 60 30,0% 5 Yapılan iyiliğin samimiyeti konusunda şüpheye yol açar. 25 12,5% Genel olarak “dini içerikli paylaşımlar” hakkındaki görüşün sorulduğu üçüncü soruda, riyakârlık ve gösterişe yol açtığı düşüncesinin ağırlığı %35 idi. Bu soruda ise kişisel ibadetin paylaşılması sorulmaktadır. En az her iki kullanıcıdan birinin görüşü, olumsuzdur; dindarlıkla örtüşmez ya da gösterişe yol açar (%55’) diye düşünmektedir- ler. Paylaşan kişinin ibadetindeki samimiyetine dair şüpheye yol açtığı görüşünü (%12,5) de buna ekleyebiliriz ki bu durumda ibadetlerin paylaşımına olumsuz bakan kullanıcı oranı üçte ikiden fazla (%67,5) olur. Bu sorudaki karşıt uçtaki “iyiliği teşvik eden iyi bir tutum” görüşü çok düşük (%17,5) kalmakla birlikte üçüncü sorudaki “dini duyguları güçlendirdiği” görüşüne yakın bir değer taşımaktadır. Dini içerikli paylaşımları “nor- mal” olarak kabul eden (%15), aşırı uçlardaki kullanıcılardan uzak duran nötr katılımcıla- rın oranı en düşük ağırlıktadır. Soru 7: Dini içerikli paylaşımlarla karşılaşma sıklığınız nedir? Bu sorudan itibaren artık katılımcılardan görüşleri doğrudan talep edilmemek- tedir. Soru ve seçenekleri, çapraz ya da çıkarım yapmayan uygun yapıda hazırlanmıştır. Bu arada, Tablo 1’de katılımcıların %66’sının dini içerikli paylaşımda bulunmadıklarını göz önünde bulundurmakta fayda vardır. Tablo 7: Kullanıcıların Dini İçerikli Paylaşımlarla Karşılaş- ma Oranları Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Çok az (nadiren) karşılaşıyorum. 16 8,0 2 Ara sıra karşılaşıyorum. 82 41,0 3 Çok sık karşılaşıyorum. 69 34,5 4 Hiç karşılaşmıyorum. 3 1,5 5 Her zaman karşılaşıyorum. 30 15,0 Tabloda şu durum açıkça görülmektedir: 2, 3 ve 5. seçenekleri- işaretleyenler (toplam %75,5) “ara sıra”, “çok sık” ya da “her zaman” dini içerikli paylaşımla karşı- laşmaktadır. Bu oran, ilk sorudaki “paylaşmıyorum” diyen kişi sayısından yaklaşık %10 fazladır. Öte yandan paylaşımda bulunsun ya da bulunmasın, her dört kullanıcıdan üçü, dini içerikli paylaşımlarla karşılaşmaktadır. Bu şu anlama gelir: Kullanıcıların %75,5’i, “Dindar Facebook” kullanan bağlantılara sahiptir. 122 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies Katılımcılar arasında “nadiren” karşılaşan (%8) veya “hiç” karşılaşmayan (%1,5) bir grubun varlığı anlamlı görünmektedir. Katılımcıların amaçlı örneklem se- çimiyle belirlendiğini hatırlatalım. Katılımcılar arasında, Türkiye’nin dini çeşitlilik yo- ğunluğuna uygun olarak Müslümanlıktan farklı bir dini inanca sahip gayri Müslim, hiç- bir dini inanca sahip olmayan ateist, dinsiz bir tanrı inancına sahip olan deist kişiler de yer almaktadır. Bu durumda, hiçbir dini paylaşımla karşılaşmayan %1,5 ağırlığındaki grubun, ateist ve deist oldukları düşünülebilir. Soru 8: Dini içerikli paylaşımlarla etkileşime girme yönteminiz hangisidir? Önemli bir kısmı dini içerikli paylaşımda bulunmayan katılımcıların Dindar Fa- cebook’a karşı tutumları tespit edilmeye çalışmaktadır. Tablo 8: Paylaşımlarla Etkileşime Girme Yöntemleri Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Görmezden gelirim. 62 31,0 2 Dini içerikleri çok sık paylaşan birini takipten çıkartırım. 20 10,0 3 Dini paylaşımda bulunanları arkadaş listemden çıkartırım. 3 1,5 4 Gerekli gördüğümde yorum yazarım. 33 16,5 5 Uygun bulursam beğenir veya paylaşırım. 82 41,0 Dindar Facebook’a karşı hoşgörü ve sosyal medyaya doğal yollarla salınan manevi hava, takipçilere hitap eden dini içerikli paylaşımların tekrar paylaşılmasıyla gerçekleşiyor olabilir. Katılımcıların önemli bir kısmı (%57,5) ya “beğeni ve paylaşım” yapmakta ya da “yorum” yazmaktadır yani etkileşime girmektedir. Dini içerikleri üre- ten kullanıcı sayısı gerçekte az, onlarla etkileşime giren tüketici sayısı fazla olabilir. Dini içerikli paylaşımda bulunanları “takip listesinden çıkardığını” söyleyen küçük bir grup (%10), “Dindar Facebook”a karşı tolerans göstermemekte; din ve vicdan hürri- yetine karşı, en azından kişisel Facebook sayfalarında saygıyı, tahammülü ve hoşgö- rüyü gerekli görmemektedir. Soru 9: Eğer yapıyorsanız, hangi tür dini içerikleri daha sık paylaşıyorsunuz? Paylaşımda bulunan katılımcıların (Tablo 1’de %33,5 idi) hangi tür dini içerikle- re daha çok rağbet gösterdikleri sorgulanmaktadır. Tablo 9: Paylaşım İçerik Türleri Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Kutsal gün ve geceleri tebrik mesajları 83 41,5 2 Kutsal metin, söz ve menkıbeleri 27 13,5 3 Ruhani kişiler ve din önderleriyle ilgili içerikler 11 5,5 4 Dini bayramlara dair tebrik mesajları 60 30,0 5 Hastalık, kaza gibi zor durumlarda dua mesajları 19 9,5 Facebook’a dini bir hava katan paylaşımların başında “dini gün ve geceler (%41,5)” ile “dini bayram tebriği (%30)” paylaşımları gelmektedir. Bunu “kutsal metin- ler” (%13,5) takip etmektedir. “Ruhani kişiler ve din önderleriyle ilişkili içerikler” ise en düşük ilgiye (%5,5) sahiptir. Dikkat çeken kullanıcı grubu ise zor zamanlarında dilek ve dua mesajlarını Fa- cebook’a yazanlardır (%9,5). Kullanıcıların bir kısmı için Facebook, cami veya mescit 123 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi gibi kutsal bir mekâna dönüşmüş durumdadır. Bir seccade veya toprak üzerinde, bir cami veya kutsal mekânda el açarak, göğe yönelerek veya içe dönerek, kısık veya yük- sek sesle dile getirilen dualar, Facebook sayfalarına klavye tıklaması eşliğinde dijital dua olarak yer almaktadır. Burada dua, beğeni ve yorumlara matuf bir dijital metne dönüşür; kul ile Allah arasındalık, dijital duada başka bir şeye, örneğin kullanıcı ile takip arasındaki karşılıklı beğeni ilişkisine dönüşür. Soru 10: Daha çok dini paylaşımlarda bulunanların gerçekte de daha dindar ol- dukları söylenebilir mi? Bu soruda, Facebook’ta görünür hâle gelen dindarlığa, başka bir ifadeyle “Fa- cebook Dindarlığı”na dair samimiyet algısı analiz edilmektedir. Tablo 10: Dini Paylaşımda Bulunanların Samimiyet Algısı Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Kesinlikle söylenebilir 3 1,5 2 Söylenebilir 11 5,5 3 Kısmen söylenebilir 32 26,0 4 Söylenemez 54 27,0 5 Kesinlikle söylenemez 80 40,0 Katılımcıların büyük bir bölümünün (%67) Facebook’taki dini içerikli paylaşan- ları ya samimi ya da kesinlikle samimi bulmamaktadır. Bu sonuç, Tablo 1’deki dini içerikli paylaşımda bulunmadıklarını söyleyen %66’lık kesimle tutarlılık göstermektedir. Dini içerikli paylaşımda bulumayan kullanıcılar, “Dindar Facebook’un riyakârlığa yol açtığı” düşüncesinden hareketle dini içerikli paylaşımlara sıcak bakmıyor olabilirler. Tablo 10’u, Tablo 3’teki yanıtlarla birlikte değerlendirdiğimizde, “Takipçiler aslında genel olarak bu paylaşımlarda bulunan kişilerin dindar olduklarını düşünmü- yorlar” demek mümkün. Daha kesin analizler yapmak için dinî içerikli paylaşımların amaçları ve din-iktidar ilişkisinde sosyal medya platformlarının rolü ve politik yapısı üzerine ilave çalışmalara ihtiyaç vardır. Politik adaptasyon, sosyalleşme, sosyal uyum, oto-kontrol, gözetim gibi kavramlar altında sosyal medyaya yeniden göz atmakta fay- da bulunmaktadır. Soru 11: Dini içerikli paylaşımların ayrımcılıkla ilişkisine dair en doğru yanıt sizce hangisidir? Din; yukarıda belirtildiği gibi, topluluklara bir kimlik ve ortak bir ideal kazandı- ran unsurlardan biri olabilmektedir. Bununla birlikte günümüzün “demokratik” ve “Ba- tılı” toplumlarında dinsel çeşitlilik ve çoğulculuk demokratik erdemlerden biri olarak kabul edilmektedir. Din, birleştirici bir unsur olmaktan ziyade, saygı duyulması gereken bireysel ve kültürel bir farklılık unsurudur. “Dini paylaşımda bulunmak veya belirli bir dini motifi öne çıkarmak, din kaynaklı bir ayrımcılığa yol açar mı?” sorusu önemli hâle gelmektedir. Bu soru, 2002 yılından beri Türkiye’nin dini söylemlere sahip bir iktidarla yönetildiği olgusuyla birlikte ele alınmalıdır. Tablo 11’de dini paylaşımların ayrımcılık un- suru içerip içermediğine dair görüşler yer almaktadır. Tablo 11: Paylaşımların ayrımcılık ile ilişkisi Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Hiçbir ayrımcılık içermez. 89 44,5 2 Dini ayrımcılık içerir. 60 30,0 3 Mezhepçilik içerir. 33 16,5 4 Irkçılık içerir. 10 5,0 124 5 Cinsiyet ayrımcılığı içerir. 8 4,0 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies Tabloda biri daha yoğun olmakla birlikte iki karşıt görüş yer almaktadır: Bir yanda ayrımcılık içermediği görüşü (%44,5), diğer yanda çeşitli (dinsel, ırksal veya cin- sel) ayrımcılıklar içerdiği (%51,5) görüşü. Dinin hem bütünleştirici hem de ayrıştırıcı etkisi, bu ankette açıkça ortaya çık- maktadır. Dini görüş, düşünce ve sembollerin özgürlük paylaşımı birleştirici, hak ve özgürlüklerini kullanmanın keyfini ve emniyetini süren kullanıcıların toplumsal aidiyet duyguları güçleniyor olabilir. Buna karşın birçok tartışma konusu yapılmayan fakat gündemde de tutulmayan bireysel farklılıklardan biri olarak dine dair yoğun payla- şımlar, bir tür irşat ve tebliğ, propaganda veya dijital misyonerlik gibi görülme riski taşımaktadır. Bu risk algısı, bir ayrıştırmaya, çatışmaya yol açar mı? Bu soru için üst- teki çeşitli ayrıcılıklar içerdiğine dair ağırlıklı görüşün daha derinden analizi aydınlatıcı olabilir. Ayrımcılık türlerinden birine biraz odaklanmalıyız: Belli bir dinin farlı yoru- mundan ortaya çıkan mezhepler, dinler arası değil fakat “din içi çatışmaya” yol açabi- lir. Mezhep çatışmaları, tarihin sık yaşadığı olgulardan biridir. Burada savaştan bahse- dilmedi, sadece belli bir mezhebin yüceltilmesi, diğerlerinin küçük görülmesini ifade eden “mezhepçilik” soruldu. Kullanıcıların yaklaşık altıda biri (%16,5) Dindar Facebo- ok paylaşımlarının mezhepçilik içerdiğini düşünmektedir. Çoğu zaman kendisine bir çatışma kaygısının da eşlik ettiği bu mezhep ayrımcılığının İslam dünyasındaki iktidar mücadelelerine bazı durumlarda eşlik eden mezhep kavgalarıyla birlikte ele alınmalı- dır. Cinsiyet ayrımcılığıyla ilgili tartışmaların önemli bir kısmında, ayrımcılık kayna- ğı olarak dine atıf yapma yaygındır. Kadın-erkek ilişkilerindeki kadının statüsü, İslam hakkındaki popüler tartışmalardan biridir. Buna karşın bizim araştırmamızda katılım- cılar, dini paylaşımlarda ortaya çıkması beklenen cinsiyet ayrımcılığıyla pek ilgili gö- rünmüyorlar. Çünkü kullanıcıların sadece %4’ü cinsiyet ayrımcılığı içerdiğini düşünü- yor. Soru 12: Sizce dini içerikli paylaşımlara egemen olan duygu nedir? Bu soruda, paylaşımlara eşlik eden duygulara dair kullanıcı görüşleri analiz edilmektedir. Tablo 12: Dinî İçerikli Paylaşımlardaki Egemen Duygular Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Dostluk, kardeşlik, yardımlaşma ve hoşgörü 80 40,0 2 Farklı dini inançlarla bir arada yaşama 18 9,0 3 Zahitlik, maneviyat veya huzur 52 26,0 4 Küçümseme, alaya alma ve ötekileştirme 18 9,0 5 Kin, nefret veya düşmanlık 32 16,0 Dindar Facebook’un duygu durumu, oldukça pozitif algılanmaktadır. Kullanı- cıların dörtte üçü (%75), duygusal anlamda olumlu etkilenmektedir. Bunu ilk üç seçe- nekte görmekteyiz. Benzer duyguların egemenliği dinin bütünleştirici etkisinin, pozi- tif duyguların yoğunluğu ise Facebook’a katılan manevi havanın kanıtıdır. Maneviyat havası, Tablo 2’de de ortaya çıkmıştı. Buna karşın kullanıcıların dörtte biri (%25) bunun aksini düşünmekte yani negatif algılamakta, dinin ayrımcı etkisini gözlemlemektedir. Dindar Facebook’un her dört kullanıcıdan biri (%25) için kin, düşmanlık ve ötekileş- 125 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi tirme gibi olumsuz duygular taşımaktadır. Buna Dindar Facebook’un kötücülük yüzü diyebiliriz. Yukarıdaki yorumu, ulus devlet yapısı arz eden Türkiye’nin içindeki etnik ve dini azınlıklarla birlikte değerlendirmek daha uygundur. Soru 13: Sizce dini içerikli paylaşımlar, siyasi mesajlar içerir mi? Bu soruda Dindar Facebook’un siyasetle ilişki, siyaset-din ilişkisi çözümlenmek- tedir. Tablo 13: Dinî Paylaşımların Siyasi İçerikleri Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Kesinlikle içerir. 36 18,0 2 Siyasi mesajlar içermektedir. 27 13,5 3 Bazıları içeriyor olabilir. 104 52,0 4 Genelde siyasi mesajlar içermez. 15 7,5 5 Hiçbir siyasi mesaj içermez. 18 9,0 Tablo 5’te dinî içerikli paylaşımları tetikleyen dışsal-toplumsal unsurlar analiz edilmiş, seçimler ve halk oylamaları en önemli unsur olarak öne çıkmıştı. Tablo 14, pay- laşım içeriklerine yansıyan bu siyasal etkinin yoğunluğuna ışık tutmaktadır. Dini içe- rikli paylaşımların kesinlikle siyasi mesaj içerdiğini düşünenlerin oranı (%18), kesinlikle içermediğini düşünenlerin iki katıdır (%9). Tablodaki diğer veriler bariz biçimde, Dindar Facebook’a az ya da çok siyaset bulaştığını (%91) göstermektedir. Dindar Facebook için kullanıcılar, “siyasallaşmış bir dindarlık” gözüyle bakmaktadır. Soru 14: Bugün iktidarda hangi parti olsaydı dini içerikli paylaşımların oranı daha düşük olurdu? Bu soruda, siyasal iktidar ile dinî içerikli paylaşımlar arasındaki ilişki analiz edil- mektedir. Tablo 14: Siyasi Partilerin Dinî İçerikli Paylaşımlara Etkisi Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 91 45,5 2 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) 6 3,0 3 Halkların Demokratik Partisi (HDP) 73 36,5 4 Saadet Partisi (SP) 10 5,0 5 Diğer 20 10,0 Son 15 yıldan beri iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin en büyük rakibi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin dinî söyleme uzaklığı, Dindar Facebook’u zayıflatabilir. Ne- redeyse her iki kullanıcıdan biri (%45,5), CHP iktidarında daha az dini içerikli paylaşım olacağını tahmin etmektedir. İlginç sonuçlardan biri ise din eksenli aşırı muhafazkar Saadet Partisi’nin (%5) milliyetçi MHP’den (%3) daha yoğun bir düşüse sebep olacağı yönündeki öngörüdür. Burada aşırı muhafazakârlığın teknoloji ve sosyal medya karşıt- lığı ile ilişkisi incelenmelidir. HDP ve CHP’nin dış-dışı veya din karşıtı görüşlerinin dini içerikli paylaşımları 126 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies olumsuz etkileyeceği görüşü, mevcut paylaşımlardaki siyaset etkisini daha görünür kılmaktadır. Bu durum, dini özgürlükler bağlamında da tartışılmalıdır. Soru 15: Facebook profilinizin dini inançlarınızı uygun bir biçimde yansıttığını düşünüyor musunuz? Bu soruda, kullanıcıların profillerini çok sayıda girişle kişiselleştirmelerine izin veren hatta sık sık bu kişiselleştirmeleri talep eden Facebook’un, kullanıcıların gerçek dinî tercihlerini doğru biçimde yansıtıp yansıtmadığına dair görüşler elde edilmekte- dir. Tablo 15: Kişisel Profillerin Gerçek Dini İnançları Yansıt- ma Durumu Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Kesinlikle yansıtır. 10 5,0 2 Yansıtır. 42 21,0 3 Kararsızım. 33 16,5 4 Yansıtmaz. 65 32,5 5 Kesinlikle yansıtmaz. 50 25,0 Gerçek dünyanın sınırlılıklarına karşı sanal dünya, sınırsız özgürlük hissini beslemekte, kullanıcılar burada sanal kimlikler inşa edebilmektedir. Sosyal medyada “kişi/birey” olmaktan çıkıp birer “kullanıcı”ya dönüşen insanlar, tümüyle yeni bir ki- şilik ve kimlik inşa edebilir, bunu sunabilirler. Gerçek yaşamda hükmen ölen bireyler dahi sanal âlemde “geçmişi olmayan bir kullanıcı olarak” yeniden doğabilirler. Bu, bir tür yeniden diriliş veya dijital reenkarnasyon olarak görülebilir. Tablo 15, Facebook’un gerçek dini tercihleri yansıtmayarak, başka bir ifadey- le gerçeği yeniden farklı formlarda oluşturarak bu dijital reenkarnasyonun mümkün olduğunu göstermektedir. Önceki sorularla tutarlı biçimde kullanıcılar, Dindar Fa- cebook’un görünümünün aldatıcı olduğunu düşünmektedirler. Kullanıcıların çoğu- na (%57,5) göre Facebook, kişilerin gerçek dini kimliklerini yansıtmaz veya kesinlikle yansıtmaz. Görüldüğü üzere bu oran, yansıttığını veya yansıtabileceğini düşünenlerin (%26) iki katıdır. Dini paylaşımlar söz konusu olduğunda Facebook’un gerçeği değil, gerçeklikle bağı koparılmış bir sanal gerçekliğe ev sahipliği yaptığı düşünülüyor, güve- nilmez bulunuyor. Bu yorumun, diğer paylaşım türleri (örneğin bilim, sanat, siyaset, spor vb.) üzerine yapıalacak analizlerle desteklenmesi gerekmektedir. Soru 16: Facebook’ta karşılaştığınız dini bilgiler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu soruda, dini içerikli paylaşımlarda bilgi taşıyan içeriklerin (resim, metin, video, grafik vb.) durumu analiz edilmektedir. Tablo 16: Paylaşılan Dini Bilgiler Hakkındaki Genel Görüşler Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Facebook’tan hiçbir dini bilgi öğrenmedim. 41 20,5 2 Bilgi kirliliğine yol açıyor. 52 26,0 3 Dini paylaşımlar, dini bilgi ve yaşantılarıma yeni bir şey katmıyor. 51 26,0 4 Dini duygu ve düşüncelerimi aktif ve canlı tutuyor. 51 25,5 5 Okuduğum Facebook paylaşımları sayesinde dini bilgilerim arttı. 5 2,5 127 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi Kullanıcılar, Dindar Facebook’un sunduğu dini bilgilere şüpheyle yaklaşmak- tadır. İlk üç seçenek, olumsuz tutumlar içerir. Bilgi kirliliği (dezenformasyon), bir bilgi kaynağı olarak kabul edilmeme, kullanıcıların hayatına yeni bir şey katmama gibi seçe- nekleri işaretleyen kullanıcı oranı oldukça yüksektir; her dört kullanıcıdan neredeyse üçü (%72) olumsuz tutumlara sahiptir. Geri kalan dörtte bir oranındaki kullanıcılar (%28) ise olumlu tutuma sahiptir. Dini, duygu ve düşünceleri aktif ve canlı tutmasından, kul- lanıcılara yeni bilgiler kazandırmasından ziyade, dezenformasyon seçenekleri öne çıkı- yorsa dini içerikli paylaşımların amaçları üzerine yapılan önceki yorumlar ayrıca önemli hâle gelmektedir. Çünkü bu tür paylaşımlar bilgiyi artırmak yerine bilgi kirliliğine yol açmaktadır. Sanal ortamda paylaşılan verilerin kaynağı iki açıdan sorunsal olarak ortadadır: 1) Telif hakkı meselesi, kaynak gösterimi, 2) Dezenformasyonla mücadele yani bilgilerin doğruluğunu teyit için ihtiyaç duyulan kaynak gösterimi. Web 2.0 teknolojisiyle birlikte kullanıcı odaklı yayınlar, bu belirsizliği artırmıştır. Sosyal medya, yapısı ve işleyiş tarzı gereği, kaynaklardan okumayı ve kaynakçalı yazmayı zorlaştırır. Caps, wine, resim, gra- fik ve videolar da doğrudan göze hitap eder ki bunlar üzerindeki kaynakça bildirimleri, görsele dışsal bir unsur olarak algılanır. Kısa metinler de kaynakça satırı içermesi zor- dur. Kullanıcı parmak ucuyla tıklama ve göz gezdirme hızında bu metinleri okumakta- dır. Soru 17: Facebook’un dini içerikli paylaşımlar vesilesiyle gündelik yaşamınızı daha dindarlaştırdığını iddiasına katılıyor musunuz? Bu soruda, Dindar Facebook’un gündelik hayatımızı daha dindar kılıp kılmadığı analiz edilmektedir. Başka bir ifadeyle “Dindar Facebook, kullanıcıları dindarlaştırır” hipotezi test edilmektedir. Tablo 17: Dindar Facebook’un Kullanıcıları Dindarlaştır- dığı İddiası Kişi sayısı Yüzde (%) 1 Kesinlikle katılıyorum. 4 45,5 2 Katılıyorum. 18 9,0 3 Kararsızım. 37 18,5 4 Katılmıyorum. 63 32,5 5 Kesinlikle katılmıyorum. 78 39,0 Katılımcıların çoğu (%70,5), dini içerikli paylaşımların kullanıcılar üzerinde din- darlaştırma etkisini kabul etmemektedir. Bu sonuç, anketten çıkan önceki sonuçlarla uyumludur. Örneğin toplumun geneliyle uyumlu görünmek için yapılan dinî içerikli pay- laşımları hatırlayalım. Dini içerikli paylaşımlarda bulunmanın veya bunlarla karşılaşma- nın gündelik yaşam dindarlığına etkide bulunmayacağı düşünülmektedir. Kullanıcılar, sadece bir gösterge olarak dini içerikleri paylaşmaktadır. Sonuç ve Değerlendirme Din kavramı toplumların ve insan yaşamının gelenek, görenek, gündelik yaşam, örf-âdetler, doğum, düğün, ölüm gibi her alanına müdahale ederek onlara hayatları boyunca belirli bir çerçeve sunar. Belli bir dinin müntesibi olsun ya da olmasın herkes toplumsallaşma sürecinde dinin ritüel ve kurallarıyla bir şekilde muhatap olmakta ve etkileşime girmektedir. Din, doğası gereği iman ve teslimiyet gerektirir, bu yüzden de 128 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies dogmatik addedilir yani nass, telkin ve emirleri, kendisine şüphenin eşlik ettiği bir sorgulamaya açık değildir. Toplum yapısını inşa eden ticari ilişkiler, statüler ve manevi duygular, hayata dair kavramları, bakış açılarını ve kişi davranışlarını da inşa etmektedir. Fakat bilim ve özellikle de teknolojik gelişmeler, dinin manevi ve transendental yapısını bozacak etkiler yaratmaktadır. Başlangıcında insan duyusunun ve organlarının birer uzantısı olarak ortaya çıkan teknoloji, zamanla teknolojinin birer uzantısı olaran kullanıcılar yaratmıştır. İnsanın aletle girdiği diyalektikte yalnızca toplumun değil, kişisel bilincin ve bedenin dönüşümü de söz konusudur. Yaptığımız araştırma, din ve teknoloji etkileşimine, özellikle de dijital dine dair yeni veriler sunmaktadır. Geleneksel dini metin ve kurumlara duyulan güven, di- jital ortamdaki Facebook paylaşımlarına duyulmamaktadır. Kullanıcıların kendi sosyal ağlarının merkezinde olmaları yüzünden sosyal medya bireysel medyadır. Bu bireysel medyada kişisel ibadet, hayır ve hasenat işlerinin paylaşılmasına karşı aşırı denilebile- cek bir antipati söz konusudur. İbadetler ve iyiliklerin, “kul ile Allah arasındaki bir ilişki biçimi” şeklindeki geleneksel tanımı etkisini halen sürdürmektedir. Kullanıcılar, kişisel ibadet ve hayır işlerinin sosyal medyadan görünür hale getirilmesini, bilinçsizlik veya iyi niyet olarak yorumlamamaktadırlar. Kişisel ibadetlerin dijital görünürlüklerine kar- şı eleştiriler oldukça acımazsızdır. Riyakârlık, gösteriş, toplumun geneli ile uyumlu görünme çabası, samimiyetsizlik gibi sıfatlarla dinin politik kaygılara alet edildiğini düşünmektedirler. Buradaki araştırmanın dini içerikli Facebook sayfalarını veya diji- tal dini platformları içermediğini belirtmek, eleştirinin modunu tayin etmek açısından önemli görünmektedir. Yaptığımız araştırmada ayrıca metnin giriş bölümünde atıf yaptığımız dinin işlevlerinden toplumsal kontrolün öne çıktığına dair kanıtlar elde ettik. Toplumsal dü- zen, mevcut iktidar odakları tarafından meşru görülen ve sürdürülmesi arzulanan bir düzendir. Din, bu düzeni hem meşrulaştırır hem de düzenin tesis ve devamı için mün- tesiplerini tedip eder, onların vicdanına seslenir, onları otokontrole zorlar. Toplum geneliyle uyumlu görünmek için yapılan dini içerikli Facebook paylaşımları iki düzen- leyici mekanizmayı harekete geçirmektedir: 1) Devlet veya resmi iktidar tarafından her an gözlenebilir veya denetlenebilir olmayan alanlarda bireyler kendilerini dini inanç ve telkinler yüzünden kontrollü davranmaya zorlamaktadır yani iç kontrol me- kanizması aktif biçimde işlemektedir. 2) Kendisini muhafazakâr tanımlayan, dindar olarak takdim eden siyasal iktidarın din lehine düzenlemelerini gören bireyler, top- lum genelinin dinselleştiğine karar vermiş gibidir. Dinselleşme trendinin egemenliğini fark ederen bireyler, grup dışında kalmamak ve dezavantajlı hale gelmemek için bu trendi takip ettiklerini gösteren içerikler paylaşmaktadır. Grup dışında kalma, grubu terk etme aynı zamanda grubun nimet ve konforundan da yararlanamama demek- tir. Anketlerden çıkan toplumsal uyum sonucu, rasyonel ve bilinçli bir tercihtir; dinin düzenleyici etkisine dair dijital kanıtlardan biridir. Dindar Facebook paylaşımları, bu açıdan bakıldığında, Weber’e atfen söyleyelim, çifte meşrulaştırma işlevi görmekte- dir. İlkin bireyler, dini içerikli paylaşımlarla egemen gruba aidiyet bildirimi yaparak grubun meşruiyetini artıyorlar. Öte yandan gücü artan bu meşru gruba üyelikle de kendilerini meşrulaştırıyorlar. Bu da Dindar Facebook etkisinin çifte meşrulaştırma işlevini ortaya koyar. Artık dini tebliğ ve örgütlenmelerini sosyal medya üzerinden gerçekleştiren dini oluşumların sayısı giderek artmaktadır. Daha çok insana daha kısa sürede ulaşma imkânı tanıyan bu platformlar olumlu etkileri var gibi görünse de zaman içerisinde ku- rumsal din yapısına zarar vermektedir. İnsanlar özel hayatlarını sürekli olarak sistem 129 MEDİAD MEDİAD Gamze GEZGİNCİ, Şevki IŞIKLI Medya ve Din Araştırmaları Dergisi dünyasına sunma ihtiyacı hissetmeye başlamışlardır. Bu süreç içerisinde din olgusunun sosyal medyada göstergesel özellik kazandığı, ibadetin kendisini değil, kendi dışındaki poltik bir kimliği göstererek maneviyat olan asıl işlevinden uzaklaştığı düşünülmekte- dir. Din, toplumsal bir kurum olarak sıradanlaşmaktadır. Sanat, siyaset, spor veya iletişim gibi kültürel ve sosyolojik bir kurum olarak görülmektedir. Dinin kutsallığından ziyade toplumsal işlevi, politikayla girdiği ilişki önemsenmektedir. “Hayırlı cumalar” gibi bir mesaj, cumayı kutsamaktan ziyade, toplumsal anlam katmanlarıyla, milliyet, muhafazakârlık veya politik bir harekete aidiyet gibi anlamlarıyla kullanılıyor olabilir. Bu yüzden birçok dini terim ve sembol, kullanıcılar tarafından din-dışı motivasyonlarla kullanılıyor. Bazı durumlarda artık bu dini terimler, dini çağrışım ve misyonlarını kay- betme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Bu durum toplumun sekülerleşmesi ve deizmle ilgili tartışmalarda yeniden ele alınmalıdır. Sonuç olarak sosyal medyadaki dijital din, geleneksel din olgusunun maneviyat- çı etkisini zayıflatmakta, dini politize ederek geleneksel anlamdaki dini yozlaştırmakta, belki de dijital veya sözde-dindarlık durumu yaratmaktadır. Dini terminolojinin ve içe- riklerin kullanılması, hakiki dindarlığın bir dışavurumu olmaktan ziyade, sosyolojik ve politik motivasyonların eşlik ettiği seküler bir hak hatta sıradan hak ve özgürlüklerden biri olarak yaşanmaktadır. Dindar Facebook etkisi, seküler ve pragmatik düşünce ve ifade özgürlüğünün bir edimselleşmesi olarak görülmektedir. Tüm bunlar, toplumun gittikçe dindarlaştığı tezini yadsımakta, dinselleştiği tezine katkı sunmaktadır. Yani bu paylaşımların fazlalığı sonucunda toplumumuzun daha muhafazakâr veya dine daha yakın bir durum içerisinde olduğunu söylemek mümkün değildir. Dindar Facebook etki oranı veya etkinlik yoğunluğu muhafazakârlığın bir göstergesi olarak yorumlanama- maktadır. Kaynakça Aristoteles. (1975). Politika. İstanbul: Remzi Kitabevi. Arslantürk, Z. (1998). Kutsalın Dönüşü ve Yeni Toplum Arayışları. İstanbul: Ayışığı Ki- tapları. Berger, P. L. (1993). Dinin Sosyal Gerçekliği. (A. Coşkun, Çev.) İstanbul: İnsan Yayınları. Biçer, R. (2016). Küreselleşme ve Mezhep Çatışmaları. Kelam Araştırmaları Dergisi, 14(2), 362-375. Bülbül, Y. ve Özbay, D. (2007). Osmanlı İmparatorluğu’nda Teknolojiye Karşı Direncin İktisat Tarihi. “İş,Güç” Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi, 9(4), 21-43. Emiroğlu, İ. (1999). Ana Konularıyla Klasik Mantık. İstanbul. Facebook Active Users. (2018, 3 6). 3 6, 2018 tarihinde Internet Live Stats: http:// www.internetlivestats.com/ adresinden alındı. Haberli, M. (2012). Yeni Bir Örgütlenme Biçimi Olarak Sanal Cemaatler. İnsan ve Top- lum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 1(3), 118-134. Haberli, M. (2013). Dinlerin İnternet Ortamındaki Temsili ve Dağılımı. The Journal of Academic Social Science Studies(JASSS), 1(6), 859-873. Hobbes, T. (2007). Leviathan. (S. Lim, Çev.) İstanbul: YKY. Huntington, S. P. (1993). The clash of civilizations. Foreign Affairs, 72(3), 22-29. 130 MEDİAD Dindar Facebook Etkisi: Türk Kullanıcılar Üzerine Bir Analiz MEDİAD Journal of Media and Religion Studies Karagözoğlu, H. (2006). “Homo Homini Lupus” : Thomas Hobbes’un Ahlâk Felsefesi Üzerine. M.Ü. İlâhiyat Fakültesi Dergisi 30, 215-242. Keskin, Y. M. (2004). Din ve Toplum İlişkileri Üzerine Bir Genelleme. Dinbilimleri Aka- demik Araştırma Dergisi, (2), 7-21. Menekşe, Ö. (2015). Dinin Dijitalleşmesi ve Mobil Uygulamalar. M. Çamdereli (Dü.) içinde, Dijitalleşen Din (s. 175-222). İstanbul: Köprü Yayınları. Miller, J. (2017, 12 30). Sosyal Medya Vaizliği ve Dijital Din. 02 12, 2018 tarihinde Sop- hos Akademi: http://www.sophosakademi.org/sosyal-medya-vaizligi-ve-diji tal-din/ adresinden alındı. Narmanlıoğlu, H. (2014). Tarikat ve Cemaatlerin Alternatif Medya Stratejileri. M. Çamdereli içinde, Medya ve Din. İstanbul: Köprü Kitapları. Patterson, N. G. (2015). Hipermetin ve Değişen Okuyucu Roller. AJIT-e: Online Academic Journal of Information Technology, 6(20), 66-74. Pew Research Center. (2015, April 02). The Future of World Religions: Population Growth Projections, 2010-2050. (M. Stonawski, Dü.) Feb 12, 2018 tarihin - de Pew Research Center: http://www.pewforum.org/files/2015/03/ PF_15.04.02_ProjectionsFullReport.pdf adresinden alındı. Rousseau, J. J. (1960). Altı Kitabı ile Rousseau. İstanbul: Türkiye Yayınları. Rousseau, J. J. (1941). Emile. (Y. Avunç, Çev.) İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları. Rousseau, J.-J. (2011). İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kökeni. (A. Yardımlı, Çev.) İstan- bul: İdea Yayınevi. Sorularla İslamiyet. 03 06, 2018 tarihinde Ehli Sünnet Büyükleri: http://www.ehlisun netbuyukleri.com/Sorularla-Islamiyet/Detay/Televizyon-seyretmek/1547 ad- resinden alındı. Wach, J. (1995). Din Sosyolojisi. (Ü. Günay, Çev.) İstanbul: Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Yayınları. Walker, C. S. (2018). Din, Akıllı Telefonlar ve Sosyal Medya ile Nasıl Değişiyor? 02 12, 2018 tarihinde Sophos Akademi: http://www.sophosakademi.org/ din-akilli-telefonlar-ve-sosyal-medya-ile-nasil-degisiyor/ adresinden alındı. Wellman, B. (2001). Physical Place and Cyberplace: The Rise of Personalized Newtworking. International Journal of Urban and Regional Research(25), 228. 131 MEDİAD MEDİAD Medya ve Din Araştırmaları Dergisi | Journal of Media and Religion Studies The Effect of Religious Facebook: An Analysis on Turkish Users Gamze GEZGİNCİ Şevki IŞIKLI Extended Abstract Communication and interaction are natural and inevitable condition of being human, and often happen together with the instinct of self-expression. Technological innovations are at the beginning of the developments affecting self-expression forms. Technological innovations also affect the production of ideas at the same time. The Internet, which is a 21st century technology, is now being investigated multidimensi- onality on the effects of individual expression and social interaction. The Internet has evolved in significant steps; web 3.0 technology has rapidly digitized interpersonal communication and social institutions in the face of “online interaction”. The “in- teraction” phenomenon brought by individual and social life revives the perception of religion by intertwining with the concept of “religion”, which is one of the basic building blocks of society today. Developments and wars in science and technology have accelerated and intensified social mobility as never before. At the point where societies become increasingly complex in terms of structure and functioning, sociality is being reproduced exactly, but in digital form. This reproduction takes place at the base of the trio of communication-interaction-digitalization. Digitalization and intera- ctivity are influential in religion as a social institution by two aspects: Religious com- munication and digitalization of religion. Traditional religious institutions and users are interested in religion use social media, especially Facebook, with variety of moti- vations. Facebook is as a gathering medium, a means of communication and tool of propaganda and new guidance not only for Muslims but also for other religions and beliefs. “The Concept of Religious Facebook” analyzed in this research is signifying the appearances of Facebook (such as sharing, interactions and activities) that have been added into some religion. The debates over the Religious Facebook bring to disclose some opportunities and threats to the way of perception and representati- on of religion in social media, its purpose and effects can be handled in two catego- ries: 1) “Digital religion” debates on the possibility of digitalization to lead to a radical transformation of traditional perception of religion. 2) Presentation/hypocrisy – sti- mulation/conveying debates on appropriateness of sharing with religious content to religious sincerity and privacy. In this research which reached various findings on both debates, it is applied two complementary techniques: The first is the literature search referenced to construct the theoretical frame; and the second is a survey study to ob- tain user’s opinions about “Religious Facebook”. According to some literature, digital religion reduces the existing effects of traditional institutions of religion, individuals and doctrines; and then the resulting gap will fill the “new digital religion”. According to our research on the elective sample of 200 people, the psychological, spiritual and 132 MEDİAD The Effect of Religious Facebook: An Analysis on Turkish Users MEDİAD Journal of Media and Religion Studies spiritual functions of the religion in the digitalization trend are weakening; in cont- rast, the sociological, political and pragmatic functions of its comes to the forefront, and criticism about this situation is increasing. These negative trends can have many reasons, but users have a serious tendency to identify with current political party (AKP) in power who has conservative and religious discourse. Religion is one of the most important references that people use to descri- be themselves. According to the research, 84% of people describe themselves as a member of a religion. At present Islam is predicted to be the second most common religion (22.3%) after Christianity (31.4%) on global scale and the most common first religion (35%) in the near future (80 years). At least 33% of Facebook users share in- formation about their religious beliefs with their different beliefs (Miller, 2017). The “pious Facebook” phenomenon analyzed in this survey refers to the views (sharing, interaction and activities) of “joined religion” or “religious” in Facebook. Through social media, which offers an unlimited interaction opportunity, many opinions and beliefs are communicated regardless of religion, language, or race. Users share texts or multimedia with their own beliefs. In this virtual platform, many beliefs from atheism to deism and agnosticism, from religious tolerance to radical religious movements gain visibility, and a religious Facebook phenomenon emerges. It is inevitable that the confrontations of mutually exclusive or opposing beliefs are on different lines. In this context, digital religion reproduces real society and thus traditional religion. In this study, the perception and representation style of religion in social media were determined by the opinion of Facebook users about religious content sharing. It has been found out that the reasons for the representation of the forms of belief that hold society together in the social media are shared and that people share the society in order to look compatible with the general. This study deals with the concept of religion with an analytical approach in terms of sociology and communication. Religion affects people on an individual ba- sis, but it also guides communities and their management styles in general. For this reason, the concept of communication has been resolved around these two discipli- nes. In order to construct the theoretical framework, literature survey, social media survey for content analysis and questionnaire study for comparison were applied. Keywords: Digitalization, Religion, Digital Religion, Religious Facebook, So- cial Media. 133 MEDİAD