SDG 3 SAĞLIKLI VE KALİTELİ YAŞAM RAPORU Topluma Destek Koordinatörlüğü 1 İçindekiler Rapor Hakkında Koordinatörün Mesajı Teşekkür Sayılarla İGÜ Sosyal Destek Programları 2 Rapor Hakkında İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin öğrencilerinin, akademik ve idari personelinin ve toplum genelinin sağlıklı ve kaliteli yaşamına olan katkısı yaratıcı eğitim fırsatları ve sosyal proje tasarımları ile yakından ilgilidir. İGÜ’nün önceliği üniversitenin her bir üyesinin performansını geliştirmesine olanak sağlayan sağlıklı, güvenli ve aktif bir kampüs tesis etmek ve toplum geneline yönelik sağlık ve kaliteli yaşamı destekleyen eğitim fırsatları sağlayarak topluma destek vermektir. Bu raporun amacı akademik ve idari personel ile öğrencileri de içerecek şekilde yerel topluma sunulan sosyal destek programlarının, akademik ve idari personel ile öğrencilere sunulan eğitim hizmetlerinin ve dumansız kampüs uygulamalarının bir özetini sağlamaktır. 3 Koordinatörün Mesajı Günümüzde, toplumların ulaşmayı amaçladıkları en önemli evrensel hedeflerden birisi sürdürülebilir sağlık ve kaliteli bir yaşamı idame ettirebilecek gerekli donanıma sahip olmaktır. Dünya Sağlık Örgütü sağlığı, temel insan haklarından biri olarak tanımlamakta ve dünyanın her kesiminde bu vazgeçilmez hakkın adilane temini için çalışmalarını sürdürmektedir. Yapılan tüm bilimsel çalışmalar sürdürülebilir sağlık yaklaşımının ancak ve ancak uluslararası düzeyden yerel düzeye tüm paydaşların ortak ilgisi ve entegre çalışmaları dahilinde gerçekleştirilebileceğinin altını çizmektedir. Bu noktada kurumlar arasındaki rol dağılımı her yaşta sağlıklı ve kaliteli yaşamı güvence altına almada ve bu bağlamda ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirliği sağlamada oldukça önemlidir. Üniversitemiz Topluma Hizmet Koordinatörlüğü Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın gerçekleştirilmesinde ulusal ve uluslararası iş birlikleri ve projeler ile toplum nezdinde sağlıklı bir yaşam ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişim hakkı farkındalığını artırmak, sağlıklı ve kaliteli yaşam bilincinin oluşturulmasında ihtiyaç duyulabilecek bilgi ve donanımı ücretsiz olarak sunmak adına toplumun tüm paydaşlarının ihtiyaçlarına cevap vermeyi hedefleyen çalışmalar yürütmek üzere faaliyetlerini sürdürmektedir. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek üzere kendini sorumlu hisseden İstanbul Gelişim Üniversitesi, insanlığa önemli bir katkıda bulunmaya kendini adamıştır. Dr. Öğr. Üyesi Aslıhan Güzin SELÇUK, FHEA Topluma Hizmet Birimi Koordinatörü Sürdürülebilir Çevre ve Toplum Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü 4 Teşekkür Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam Raporunun içeriğine katkı sağlayan üniversitemizin değerli akademisyenlerine, idari birim sorumluları ve çalışanlarına, öğrencilerin ve iç ve dış paydaşlarına teşekkürü bir borç biliriz. Topluma Hizmet Koordinatörlüğü 5 Sayılarla İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık alanındaki programların listesi aşağıdaki gibidir; LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ: • Beslenme Ve Diyetetik (Yüksek Lisans – Tezsiz) • Çocuk Gelişimi (Yüksek Lisans – Tezli/Tezsiz) • Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon (Yüksek Lisans – Tezli/Tezsiz) • Hareket Ve Antreman Bilimleri (Yüksek Lisans – Tezli/Tezsiz) • Hareket Ve Antreman Bilimleri (Doktora Programı) • Odyoloji (Yüksek Lisans – Tezli) • Sağlık Yönetimi (Yüksek Lisans – Tezli/Tezsiz) • Spor Yönetimi (Yüksek Lisans – Tezli/Tezsiz) • Sporda Psikososyal Alanlar (Yükseklisans – Tezli/Tezsiz) SAĞLIK BİLİMLERİ YÜKSEKOKULU: • Beslenme Ve Diyetetik • Beslenme Ve Diyetetik (İngilizce) • Çocuk Gelişimi • Çocuk Gelişimi (İngilizce) • Dil Ve Konuşma Terapisi • Ergoterapi • Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon • Fizyoterapi Ve Rehabilitasyon (İngilizce) • Hemşirelik • Hemşirelik (İngilizce) • Odyoloji • Perfüzyon • Sağlık Yönetimi • Sosyal Hizmet SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU: • Ağız Ve Diş Sağlığı • Ameliyathane Hizmetleri • Anestezi • Biyomedikal Cihaz Teknolojisi • Çocuk Gelişimi • Diş Protez Teknolojisi Diyaliz • Elektronörofizyoloji 6 • Fizyoterapi • Gıda Kalite Kontrolü Ve Analizi • İlk Ve Acil Yardım • Odyometri • Optisyenlik • Ortopedik Protez Ve Ortez • Otopsi Yardımcılığı • Patoloji Laboratuvar Teknikleri • Perfüzyon Teknikleri • Podoloji • Radyoterapi • Saç Bakımı Ve Güzellik Hizmetleri • Sağlık Kurumları İşletmeciliği • Tıbbi Dökümantasyon Ve Sekreterlik • Tıbbi Görüntüleme Teknikleri • Tıbbi Laboratuvar Teknikleri • Tıbbi Tanıtım Ve Pazarlama Aşağıda yer alan tüm sayılar İGÜ Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı verilerinden temin edilmiştir. 7 Grafik 1 sağlık alanındaki toplam mezun sayısını göstermektedir. Sağlık alanındaki mezun sayısı 2206 1536 608 2018 2019 2020 Grafik 1: Sağlık Alanındaki Toplam Mezun Sayısı 8 Grafik 2 sağlık alanındaki lisans mezunu sayısını göstermektedir. Sağlık Alanındaki Lisans Mezun Sayısı ISCED 6 714 556 525 2018 2019 2020 Sağlık Alanındaki Lisans Mezun Sayısı ISCED 6 Grafik 2: Sağlık Alanındaki Lisans Mezunu Sayısı ISCED 6 9 Grafik 3 sağlık alanındaki yüksek lisans mezunu sayısını göstermektedir. Sağlık Alanındaki Yüksek Lisans Mezun Sayısı ISCED 7 64 52 36 2018 2019 2020 Sağlık Alanındaki Yüksek Lisans Mezun Sayısı ISCED 7 Grafik 3: Sağlık Alanındaki Yüksek Lisans Mezunu Sayısı ISCED 7 1 0 Sosyal Destek Programları İGÜ sürdürülebilir kalkınma hedefleri vizyonuyla toplum sağlığı ve kaliteli yaşamı desteklemek üzere çalışanların ve öğrencilerin de aktif olarak yer aldığı birçok sosyal destek programı sunmaktadır. İGÜ 2019 yılı içerisinde sağlık alanında topluma yönelik 65 ücretsiz program düzenlemiştir. Bu programların detayları aşağıda yer almaktadır. 1. Spor Çalıştayı Sona Erdi. https://gelisim.edu.tr/haber/spor-calistayi-sona-erdi Başakşehir Belediyesi ile İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) iş birliğinde düzenlenen ‘Akademik ve Reel Sektör İş Birliğinde Spor Çalıştayı’nda sporlarla ilgilenen gençlerin talep ve dilekleri konuşuldu. İGÜ Mütevelli Başkanı Abdülkadir Gayretli, gençlerin ve sektörün ihtiyaçlarını belirlemek açısından yapılan spor çalıştaylarının önemine dikkat çekti. Çok sayıda akademisyen ve beden eğitimi meslek yüksekokulu öğrencisinin katıldığı çalıştayda, çeşitli sporlarla ilgilenen gençlerin talep ve dilekleri konuşuldu, çözüm yolları arandı. Şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan çalıştayda, Başakşehir Belediye Başkanı Yasin ile İGÜ Rektörü Prof. Burhan Aykaç birer konuşma yaptı. “BAŞAKŞEHİR’DE SPOR 4 YAŞINDA BAŞLIYOR” Çalıştaya katılan Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, şehircilik konusunda Fatih Sultan Mehmet’i örnek aldıklarını belirterek, “Şehri adab etmenin yolu insanları mutlu etmekten geçiyor. İnsanların ne ile mutlu olduğunu anlamak için de tespitler yapmamız gerekiyor. Çalıştaylar tespit yapmanın bir yolu. Bu çalıştayların gençlerin ne istediğini tespit edeceğini ve geleceğe dair yatırımlarla güzel sonuçlar ortaya çıkaracağına inanıyorum. Spora önem veren bir belediyeyiz. Başakşehir’de çocuklar 4 yaşından itibaren ölçüme alınıyor. İlgilendikleri spor dalıyla ilgili yönlendirmeler yapılıyor. Türkiye’nin en büyük gençlik spor organizasyonunu yapıyoruz. Gençlik Oyunları’nda 25 bin genç farklı dallarda turnuvalara katılıyor” dedi. Kartoğlu, çalıştay sonrası üniversitenin teknoloji projelerini Abdulkadir Gayretli ile inceledi. Üniversite tarafından hayata geçirilen elektrikli araba Babayiğit’i deneme fırsatı bulan Kartoğlu, üniversitenin projelerini takdir ettiğini dile getirdi. USTA İSİMLERE PLAKET Çalıştaya katılan özel konuklara katılımlarından dolayı plaket takdim edildi. Usta spor gazetecileri Halit Kıvanç ve Atilla Gökçe, spor spikeri Orhan Ayhan, emekli SAT komandosu Namık Ekin, teknik direktör İlyas Tüfekçi ve FINA Dünya Masterlar Yüzme Şampiyonası’nda dünya şampiyonu olan Milli Yüzücü Ahmet Nakkaş'a plaket verildi. Çalıştaya katılamayan Halit Kıvanç’ın plaketini Orhan Ayhan, İlyas Tüfekçi’nin plaketini ise kızı İlkin Tüfekçi aldı. Çalıştayda dünya şampiyonu aerobik jimnastikçi Ayşe Begüm Onbaşı’ya da teşekkür belgesi verildi. 1 1 2. Paralimpik Sporcular Öğrenciler ile Buluştu. http://www.ulusalses.com/spor/paralimpik-sporcular-ogrenciler-ile-bulusacak-h575184.html İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Sağlık Bilimleri Yüksekokul öğrencileri tarafından organize edilen 1’inci Ulusal Paralimpik Sporcular Sempozyumu 20 Mart tarihinde yapıldı. Paralimpik milli sporcuların uluslararası şampiyonalarda dereceye girmelerinde artışlar yaşanıyor. Engelli bireylerin spordaki başarılarının toplumdaki farkındalığını arttırmayı ve topluma ilham vermeyi amaç edindiklerini belirten İGÜ öğrencileri de 1’inci Ulusal Paralimpik Sporcular Sempozyumu düzenleyecek. Sempozyuma 17 farklı dalda yarışan paralimpik sporcu katılarak öğrenciler ile buluşacak. 1 2 Sempozyumun sadece bedensel engel olarak değil, hayattaki engellere karşı bakış açısını da değiştireceğini söyleyen üniversite öğrencilerinin düzenlediği sempozyuma katılacak sporcuların listesi ise şöyle duyuruldu: Rabia Akyürek - Tekerlekli Sandalye Basketbol A Milli Takım Sporcusu Meryem Tan- Tekerlekli Sandalye Basketbol Kulübü, Milli Takım Muammer Can Demirci- Otizmli Milli Yüzücü Emine Avcu- Bedensel Engelli Milli Yüzücü Dilan Onğulu- Bedensel Engelli Yüzücü Serdar Demir- Bedensel Engelli Milli Yüzücü Cenk Keçoğlu- Down Sendromlu Milli Yüzücü Rıdvan Aksoy- Tekerlekli Sandalye Basketbol Sporcusu Alperen Alper - Türkiye’nin İlk Paradresaj Sporcusu Serhat Erönal - Tekerli Sandalye Kullanan Youtuber 1 3 3. İstanbul Gelişim Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 2020 Yılında İlk Kez Öğrenci Kabul Etti. https://gelisim.edu.tr/haber/dis-hekimligi-fakultesi-ogrencilerini-bekliyor İstanbul Gelişim Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 2020 yılında ilk kez öğrenci aldı. 60 öğrenci kontenjanlı bölüm hakkında açıklamalarda bulunan Fakülte Dekanı Prof. Dr. Mahir Günday, “Toplumun değerlerine saygılı, insan odaklı, etik, hukuki değerlere bağlı diş hekimleri yetiştirmek en önemli ilkemiz. Ülkemizin gelişimine katkı verecek hedeflere ulaşmayı ve fakültemizin öncelikli tercih edilen bir diş hekimliği fakültesi haline gelmesini siz değerli öğrencilerimizle birlikte başaracağımıza inanıyorum” diye konuştu. 1 4 4. Koronavirüs Sürecinde Teknolojinin Aile Yaşantılarını Nasıl Etkilediğiyle İlgili Araştırma Yapıldı ve Ailelere Eğitim Verildi. https://gelisim.edu.tr/haber/koronavirus-surecinde-teknoloji-hayatlarimizi-nasil-etkiledi Koronavirüs sürecinde teknolojinin aile yaşantılarını nasıl etkilediğiyle ilgili araştırma yapıldı. Ailelerle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek yapılan araştırmada, insanların bedenen evlerde hapsolduğu ama sosyal medya aracılığıyla dışarıya çıktıkları ve bu durumun ileriki dönemde psikolojiyi olumsuz yönde etkileyeceği gibi sonuçlara varıldı. Koronavirüs salgını ile beraber belki de 10 yılda yaşanacak teknolojik dönüşüm 6 ay içerisinde hızlı bir şekilde yaşanmış oldu. Teknolojinin aile yaşantısını nasıl etkilediğiyle ilgili iki kız kardeş Dr. Öğr. Üyesi Özge Gürsoy Atar ve Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Gürsoy Ulusoy bir araştırmaya imza attı. Araştırma evli ve çocuklu ailelerle derinlemesine görüşmeler yapılarak gerçekleştirildi. Araştırma hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Atar, “Derinlemesine görüşmelerde ailelerin teknolojik süreçten olumsuz yönde etkilendikleri, teknolojiden eğitim, alışveriş gibi alanlarda faydalandıklarını gördük” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Ulusoy ise, “Teknolojinin ilerlemesinden kaynaklı olarak teknoloji ile harmanlanmış bir şekilde insanlar evlerine kapandılar. Bu teknolojik dönüşümün sağladığı kolaylık bizleri fark ettirmeden eve bağımlı, gerçek hayata bağımsız insanlar haline çevirdi” diye konuştu. “EVLERDE KENDİMİZ, DIŞARIDA AVATARIMIZ DOLAŞIYOR” 1 5 Yapılan görüşmelerle ilgili bulgularını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Özge Gürsoy Atar, “Derinlemesine görüşmelerde ailelerin teknolojik süreçten olumsuz yönde etkilendikleri, teknolojiden; eğitim, alışveriş gibi alanlarda faydalandıklarını gördük. Aile büyükleriyle online iletişim kanallarından birbirleriyle iletişim kurmalarının çocuklar üzerinde bazı noktalarda eksik bıraktığı gözler önüne serildi. Aile içi iletişimin, koronavirüs sürecinde yüz yüze olarak biraz daha sekteye uğradığını görmüş olduk. Bir Avatar filmindeki gibi evlerde kendimiz oturuyoruz ama dışarıya avatarımızı sosyal medya aracılığıyla gönderiyoruz. İnsanların bedenen evlerde hapsolduğunu ama sosyal medya aracılığıyla dışarıya çıktıklarını ve bunların da psikolojisini olumsuz yönde etkilemek gibi bir durumun ortaya çıkabileceğini bulgulamış olduk” dedi. DİJİTAL BAKICI OLARAK GÖRÜLMEYE BAŞLANDI: EBEVEYN İLİŞKİLERİ DE BOZULDU Sanal iletişimi biraz daha sınırlandırarak, ailelerin birbiriyle evde yapacağı etkinliklerle aslında iletişimin güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Atar, “Sosyal medya ve dijital medya araçlarının çocuklar tarafından bu dönemde çok yoğun olarak kullanıldığını görüyoruz. Anne baba evden çalışmaya başladı. Anne çocukla ilgilenemiyor; bu yüzden sosyal medya, dijital oyunlar çok fazla kullanılmaya başlandı. Aileler bunları bakıcı olarak görmeye başladılar. Bu yüzden iletişim sınırlanıyor. Biz daha çok aile içi oyunlarla, onları dijitalden, sosyal medyadan uzaklaştırmalıyız. Aileler de kendilerini sınırlandırmalı çünkü anne ve babaların da bir kaçış olarak bunalmalarının sonucu sosyal medyaya çok fazla yöneldiğini ve ebeveynlerin ilişkilerinin de bozulduğunu gözlemledik” ifadelerini kullandı. HEM OLUMLU, HEM OLUMSUZ ETKİLENDİK Teknolojiyle harmanlanmış bir şekilde insanların evlerine kapandıklarını gördüklerini dile getiren İstanbul Gelişim Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu’ndan Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Gürsoy Ulusoy ise, “İşlerimizi devam ettirmemiz, çocukların eğitiminin devamı için bu süreç birçok anlamda olumlu yansıdı. İnsanlar işsiz kalmadı, çocuklar evden eğitim almaya devam edebildi. Bu teknolojik dönüşümün sağladığı kolaylık bizleri fark ettirmeden eve bağımlı, gerçek hayata bağımsız insanlar haline çevirdi. Araştırma da bu noktada çıktı. Bu süreç günlük rutinlerimizi devam ettirirken bir yandan da 7-24 annelik yapmamızı ve kendiişlerimizi de devam ettirmemize neden oldu” diye konuştu. BÜYÜK AİLELER YIKILMA AŞAMASINDA MI? Aile içi iletişimde salgınla birlikte değişim ve dönüşüm yaşandığına dikkat çeken Ulusoy, “Büyük aileler, bizim toplum yapımızda çok önemlidir. O büyük aileler şu an yıkılıyor. Büyük ailelerin bir araya gelme süreci anneanne, babaanne, dedeler, büyük aile yapısı korona dönemi ve teknolojiyle beraber sanal anneannelik, sanal dedeliğe evrilmiş durumda. Bu dönemde küçük yaş grubunda olan çocuklar ve 1-2 seneyi bu şekilde geçiren çocukların bundan nasıl etkileneceği, daha sonrasında bunu aşıp aşamayacağı, toplumsal anlamda nasıl bir kitlenin geleceğini şu an ön göremiyoruz. Bu ön görülemeyen kitlenin aile içi iletişimde kısıtlıklılar yaşayacağını ön görebiliriz. Bu bir ön çalışmaydı bununla ilgili çalışmalar devam ediyor” dedi. TEKNOLOJİYLE BİRLİKTE ETKİNLİKLER DÜZENLENMELİ Teknolojinin insanların iş ve özel hayatlarını birbirine karıştırmasına neden olduğuna değinen Ulusoy, sözlerini şöyle tamamladı: 1 6 “Ailelerin birbirlerine ruhsal anlamda vakit ayırması gerekiyor. Çekirdek aile için de; sosyal medyadan uzaklaşmak, internetteki işlerini saate bağlayarak yapmak, çocuklarla verimli saat geçirmek önemli. Anneanne ve babaannelerin yüzde 90’ı teknoloji kullanıyor. Özellikle torunlarıyla belli günlerde yüz yüze iletişim kurabilir, onların geçirdikleri zamanlara dâhil olabilir. Dijital ortamı kendi aile içi iletişimimizi ayakta tutacak şekilde yönlendirmeliyiz. Ailelerin dijital teknolojiyi kullanarak bir arada olmayı devam ettirebilecek yönde etkinlikler yapması çok daha faydalı olacaktır. Özellikle baba-çocuk üçgeninde de annenin ve babanın çocuğa aktif olarak vakit ayıracağı açık alan etkinlikleri, bulmacalar çözülebilir. Dijital teknoloji kullanarak evde üretebilecekleri basılı etkinlikler, kitap okuma etkinlikleri, yapılabilir. Bu sürecin atlatılacağına ve normale döneceğimize inanıyorum. Özellikle 2-10 yaş grubunda olan çocuklar üzerinde bunun toplumsal anlamda etkisi olacağı da kaçınılmaz.” 5. Temiz Su İçin Sporcular Ve Ünlüler Birlikte Koştular. https://gelisim.edu.tr/haber/%E2%80%9Ctemiz-su-icin-birlikte-kostular%E2%80%9D https://www.iha.com.tr/haber-temiz-su-icin-birlikte-kostular-880546/ Ampute milli futbolcu ve paralimpik atlet Burak Abacıoğlu’nun gerçekleştirdiği kısa koşulara sporcular ve ünlü isimler eşlik etti. Her bir koşuda, Sürdürülebilir Kalkınmanın bir amacı üzerine farkındalık sohbetleri ile eğitim verildi. 17 maddeden oluşan Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel amaçlara dikkat çekmek için İstanbul’un farklı sembolik lokasyonlarında 17 dakika 17 saniyelik kısa koşular gerçekleştiren ampute milli futbolcu ve paralimpik atlet Burak Abacıoğlu, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından "Temiz Su ve Sanitasyon " konusu için projede yer alan akademisyen Dr. Öğr. Üyesi Nevruz Berna Tatlısu ile bir araya geldi. 1 7 “KÜRESEL ÖLÇEKTE SU KITLIĞI YAŞANABİLİR” İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Nevruz Berna Tatlısu, “Sürdürülebilir kalkınma hedefleri dikkate alınmadığı takdirde küresel ölçekte su kıtlığı yaşanacak ve temiz suya erişim çok zor olacak. Güvenli içme suyu, açık alanlardaki dışkılamanın boyutu, su kalitesi, atık su yönetimi, su kullanımında etkinliğin artırılması, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere su ve sanitasyon desteğinin artırılması, yerel halkı bilinçlendirmenin desteklenmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Gerçekleştirilen koşu hakkında konuşan ampute milli futbolcu ve paralimpik atlet Burak Abacıoğlu ise şöyle konuştu: “Haliç Sahili’nde Dr. Öğr. Üyesi sevgili Nevruz Berna Tatlısu ve İBB SK milli sporcusu, klinik psikolog ve 2021 Tokyo Olimpiyatlarına katılmaya hak kazanan sevgili Elif İldem ile 17 dakika 17 saniye koştuk. Dr. Öğr. Üyesi Sevgili Nevruz Berna Tatlısu ve Sevgili Elif İldem’e farkındalık projeme verdikleri destekler için çok teşekkür ediyorum.” 1 8 6. Türk Mühendisleri, Ses Dalgasıyla Çalışan, Başta Kan Zehirlenmesi (Sepsis) Ve Kanser Olmak Üzere Pek Çok Hastalığa Hızlı Teşhis Konmasını Sağlayacak Mikroçip Geliştirdi. https://gelisim.edu.tr/haber/turk-muhendisleri-gelistirdi-kan-sonucunu-5-dakikada- ogreneceksiniz https://www.ahaber.com.tr/yasam/2020/11/18/turk-muhendisleri-gelistirdi-kan-sonucunu- 5-dakikada-ogreneceksiniz https://www.sondakika.com/saglik/haber-turk-muhendisleri-gelistirdi-kan-sonucunu-5- 13742958/ Türk mühendisleri, ses dalgasıyla çalışan, başta kan zehirlenmesi (sepsis) ve kanser olmak üzere pek çok hastalığa hızlı teşhis konmasını sağlayacak mikroçip geliştirdi. Çalışmayı yürüten ekibin üyelerinden Elektrik Elektronik Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Alper Şişman, “Kan alma yöntemi, bol miktarda cihaz gerektiriyor, ayrıca sonuç almak için en az 2 saat beklemeniz lazım, bu süreyi 5 dakikaya indireceğiz” dedi. Marmara Üniversitesi ile İstanbul Gelişim Üniversitesi’ndeki mühendisler, 2 yıldır üzerinde çalıştıkları RNA izolasyonunda kullanılacak akustik tabanlı mikroçip projesinin deney aşamasına geçti. Mikroçip sayesinde başta kan zehirlenmesi (sepsis) ve kanser olmak üzere pek çok hastalığa hızlı teşhis konabilecek. MİKROÇİP SES DALGALARIYLA ÇALIŞIYOR Projenin detaylarını ve hedeflerini anlatan Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden Elektrik Elektronik Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Alper Şişman, ses dalgalarını kullanarak çalışan mikroçip ürettiklerini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Şişman, “Mikroçip, üzerine konulan kan damlasını mikro titreşimler üreterek önce seçiyor, sonra parçalıyor. Parçalanan hücreleri ayrıştırıp değerlendiriyor ve RNA molekülünü ortaya çıkarıyor. Akyuvar olarak bilinen lökositler öncelikli hedefimiz, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan bu kan grubunu mikroçiple ayrıştırdıktan sonra hücre zarını patlatıp zarar vermeden içindeki genetik bilgiyi değerlendirecek işlemi yapıyoruz” diye konuştu. 2 SAATLİK İŞLEM 5 DAKİKAYA İNECEK Kanser ve sepsis gibi hastalıkların teşhisini hızlandırıp erken müdahale şansı tanıdığını anlatan Dr. Öğr. Üyesi Şişman, “Mikroçip sayesinde aldığımız kan veya herhangi bir vücut sıvısı örneğinden çok kısa sürede sonuç alıyoruz. Hali hazırda hastaneler, klinikler ve laboratuvarlarda kullanılan kan alma yöntemi, bol miktarda cihaz gerektiriyor, ayrıca sonuç almak için en az 1- 2 saat beklemeniz lazım, bu süreyi 5 dakikaya indireceğiz. Teşhis koyması sorunlu ölümcül hastalıklarda da bu çip kullanılabilir. Örneğin kanser veya halk arasında kan zehirlenmesi olarak bilinen sepsis hastalığını çok kısa sürede ortaya çıkarabilir. Mikroçiple hastaya erkenden müdahale edilmesini sağlayacağız” ifadelerini kullandı. BİR DAMLA KANLA AYNI SONUÇ ELDE EDİLECEK 1 9 Dr. Öğr. Üyesi Şişman, “Günümüzde cihazların çalışabilmesi için kişilerden 10-20 mililitre kan almak gerekiyor. Kan örneği alma işlemi özellikle çocuklar için sıkıntılı bir süreç. Ürettiğimiz cihazla parmaktan 20 mikrolitre yani bir damla kan örneği alarak aynı sonucu elde edebileceğiz. Laboratuvar testlerini tamamladık, sonuçlar çok olumlu. Ayrıştırıcı ve hücre parçalayıcı sistemimiz güzel çalışıyor” dedi. “KİMYASALA GEREK KALMAYACAK” 1,5 yıl içerisinde çalışır vaziyette bir prototip ortaya koymayı hedeflediklerini söyleyen Şişman, “Seri üretime geçtikten sonra önceliğimiz klinikler, hastaneler, laboratuvarlarda mikroçiplerin kullanılmasını sağlamak. Şu anda hücre parçalamak için yurt dışından getirilen birçok kimyasala bu cihaz sayesinde gerek kalmayacak, ülke ekonomimize de büyük katkı sağlayacak. Kimyasallar, hücreyi parçaladıktan sonra ortaya çıkan değerli materyale zarar verip, verimimizi düşürebiliyor. Mikroçiple, ses dalgaları kullandığımız için hedef molekülüne zarar vermeden daha hızlı, verimli ve etkili sonuç alacağız” diye konuştu. DÜNYA GENELİNDE ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR Dünya genelinde bu alanda çalışmaların devam ettiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Alper Şişman, “Bazı uygulamalarda bizimkine benzer mikroçipler de kullanılıyor ama bizim kullanacağız alanda dünya genelinde kullanılan mikroçip yok. O yüzden fikri mülkiyeti hakları için girişimlerde bulunuyoruz” dedi. DENEY YAPILDI Çalışmayı yürüten ekibin başında bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Biyoteknolojist Abbas Ali Husseini ise, “RNA izolasyonunda kullanılacak akustik tabanlı mikroçip üretmeyi planlıyoruz. Kimya, elektrik, elektronik, biyoloji gibi farklı alanlardan uzman kişilerle çalışıyoruz. Maya ve hayvandan aldığımız kan hücresiyle deney çalışmalarımızı yapıyoruz. Bugün yapacağımız deneyle mikroçipin ses dalgalarıyla hücreleri parçalanmasındaki etkinliğine bakacağız” diye konuştu. MADDİ DESTEĞE İHTİYAÇLARI VAR Genetik veya klinik laboratuvarlarında RNA ile yapılacak bütün analizleri mikroçiple, daha hızlı, az örnek hacmiyle ve az maliyetle yapılacağını vurgulayan Husseini, “Cihaz sayesinde sahada, hasta başında laboratuvara gerek kalmadan analizler yapılabilecek. Şu anda aldığımız sonuçlar bizi mutlu etti, iyi gidiyoruz. Projemizle TÜBİTAK’a başvuracağız, maddi desteğe ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı. Mikroçipin üretim aşaması tamamlandı, deney çalışmaları devam ediyor. 1,5 yıl sonra seri üretime geçilip, piyasaya sürülmesi hedefleniyor. 2 0 7. İstanbul Gelişim Üniversitesi Milli Sporculara Eğitim Bursu Verdi. https://gelisim.edu.tr/haber/istanbul-gelisim-universitesinden-22-milli-sporcuya-egitim- bursu Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın 52 vakıf üniversitesi ile imzaladığı tarihi anlaşmaya göre uluslararası seviyede başarı kazanan elit sporcular, ‘Yüzde Yüz Sporcu Bursu Mutabakatı’ çerçevesinde vakıf üniversitelerinde tam burslu eğitim görebiliyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi de milli sporculara yüzde yüz eğitim bursu sağladığını duyurdu. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile 52 vakıf üniversitesi arasında imzalanan mutabakat metni uyarınca aşağıdaki spor alanlarında son dört yıl içerisinde başarılı olduğu belgelendirilen milli sporculara söz konusu vakıf üniversitelerine YKS sonucuna göre yerleşmeleri durumunda ilgili vakıf üniversitesi tarafından yüzde 100 öğretim ücreti indirimi yapılıyor. MİLLİ SPORCULARA YÜZDE YÜZ BURS İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden (İGÜ) yapılan açıklamada, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Özel Yetenek Sınavlarına başvuru yapan birçok milli sporcuya yüzde yüz eğitim bursu sağlandığı duyuruldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Türk sporuna destek olmak adına ‘Yüzde Yüz Sporcu Bursu Mutabakatı’ imzaladıklarını ifade eden İGÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Abdülkadir Gayretli, “Milli sporcular ülkemizin en önemli temsilcileri. Sporcularımızı başta eğitimleri olmak üzere sportif çalışmalarda da her koşulda üniversite olarak destekliyoruz” diye konuştu. “FUTBOL, YÜZME, TEKVANDO, BADMİNTON, TENİS, KARATE, ESKRİM, ATLETİZM VE GÜREŞ” Milli sporculara yüzde yüz eğitim bursu sağlandığını söyleyerek, spor branşları hakkında bilgi veren Gayretli, “Futbol, yüzme, tekvando, badminton, tenis, karate, eskrim, atletizm ve güreş branşlarında milli sporcularımız var. Hepsine hem eğitim hem spor hayatlarında başarılar diliyorum” dedi. 2 1 8. ‘Psikososyal Destek Hizmetleri Sempozyumu’ (PSİDESS 2020) tamamlandı. https://gelisim.edu.tr/haber/%E2%80%9Cpsikolojik-travma-vakalarinin-en-aza-inmesi- gerekiyor%E2%80%9D Psikolojik danışmanların travma, kriz öncesi ve sonrasında hızlı, etkili ve verimli koordinasyonun sağlanabilmesi için ‘Psikososyal Destek Hizmetleri Sempozyumu’ düzenlendi. İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli psikolojik travma vakalarının en aza indirilmesi gerektiğini belirterek, “Bunun için travma ekiplerinin artırılması çok önemli” dedi. Avcılar Rehberlik Araştırma Merkezi, Bahçelievler Rehberlik Araştırma Merkezi ve İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin (İGÜ) işbirliğiyle düzenlenen ‘Psikososyal Destek Hizmetleri Sempozyumu’ (PSİDESS 2020) tamamlandı. 800’den fazla psikolojik danışmanın katılım gösterdiği ve 18 konuşmacının yer aldığı sempozyumda 10 konferans, 8 atölye çalışması gerçekleştirildi. Psikolojik danışmanların travma/kriz öncesi ve sonrasında hızlı, etkili ve verimli koordinasyonun sağlanabilmesi adına düzenlenen sempozyuma, Bahçelievler İlçe Milli Eğitim Müdürü Emin Çıkrıkçı, Avcılar İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Barış Yıldız’ın yanı sıra, İstanbul’da görev yapan psikolojik danışmanlarla, Psikolojik Danışma ve Rehberlik öğrencileri de katıldı. 2 2 “TRAVMA VAKALARI EN AZA İNDİRİLMELİ” Travma, travma türleri, travmatik olaylara farklı yaklaşımlar gibi birçok farklı konuda alanında uzman konuşmacılar tarafından paylaşılan bilgiler ve atölye çalışmaları ile tüm katılımcıların bilgi düzeylerinde artış sağlamayı hedefleyen sempozyum hakkında konuşan İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli, “Psiko-sosyal hizmet uzmanlık gerektiriyor. Bu tarz sempozyumlar ile yapılan çalışmaların ve eğitimlerin sonucunu Elazığ depremi sonrasında görmüş olduk. Psikolojik travma vakalarının en az düzeye indirilmesi gerekiyor. Bunun için de travma ekiplerinin artırılması çok önemli. Rehberlik Araştırma Merkezleri, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve AFAD ile yapılacak çalışmalar daha fazla uzmanın yetişmesine olanak sağlayacaktır” diye konuştu. “DESTEK OLUYORUZ” Psikolojik travmaların öğrencileri de etkilediğine değinen Gayretli, “Afet sonrası çocuklar ara vermek zorunda kalabiliyor. Derslerinden mahrum olabiliyor. Bu süreçte de psikolojik danışmanlara yine büyük görev düşüyor. Onlar hem gençlerimizi bu travmaları atlatmasına yardımcı olmak hem de gençlerimizin kendini doğru tanımasına ve anlamasına yardımcı olmak ve yol göstermek durumdalar. Problemlerini çözmek ve kararlarına etki edebilmeliler. Öğrencilerin kapasitelerini geliştirmelerinde büyük rol oynayan psikolojik danışmanların da kendilerini geliştirmeleri için düzenlenen bu tür etkinliklere bizler de her zaman destek oluyoruz” dedi. “DOĞRU TERCİH MUTLU ÖĞRENCİ” Sağlıklı, kendini ve çevresini iyi tanıyan öğrencilerin, doğru üniversiteyi ve bölümü seçebildiğini belirten Gökkuşağı Koleji Genel Müdürü PDR Uzmanı Mesut Döner ise, “Üniversite tercihlerinin daha doğru olması da, öğrenciyi mutlu ediyor ve üniversitesi ile olan bağını güçlendiriyor ve mezun olduklarında daha kolay iş bulabiliyorlar. Öğrencilerin mutluluklarında psikolojik danışmanların rolü çok büyük” ifadelerini kullandı. 2 3 9. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne Özel “Prematüre Annesi Olmak” Programı Düzenlendi. https://gelisim.edu.tr/haber/turkiyede-her-yil-200-bin-bebek-premature-doguyor Türkiye’de her yıl 200 bin bebeğin prematüre (erken doğan bebek) olarak doğduğunu belirten El Bebek Gül Bebek Derneği Başkanı İlknur Okay, bebeğin doğumundan itibaren başlayan bu sancılı süreçte çalışan annelerin, annelik izinlerinin yetersizliğine dikkat çekerek, “Annelik izni doğumdan sonra başlamalı” dedi. Prematüre bebek sahibi anneler için farkındalık oluşturmak amacıyla İstanbul Gelişim Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Araştırma Uygulama Merkezi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel “Prematüre Annesi Olmak” programı düzenlendi. Program kapsamında çeşitli sektör ve akademik alanlarda uzmanlaşmış prematüre bebek sahibi anneler bir araya gelerek, bebeklerini hayatta tutma başarılarını üniversite öğlencileriyle paylaştı. Konuklardan biri olan ve şimdilerde 20 yaşlarında iki prematüre kızı olan El Bebek Gül Bebek Derneği Başkanı İlknur Okay, prematüre bebek sahibi ebeveynlerin yaşadıkları sıkıntılardan bahsetti. Okay, dernek olarak prematüre bebek sahibi olan 500 ebeveynle yaptıkları araştırmaya göre anne ve babaların yüzde 80’inin bebeklerinin erken doğumundan kendilerini suçlu hissettiğini ve buna da sosyal çevrenin baskısının neden olduğunu kaydetti. “TÜRKİYE’DE PREMATÜRE DOĞAN BEBEKLER ASLA DEZAVANTAJLI DEĞİL” Toplumda erken doğan her bebeğin öleceğine dair yanlış bir algı olduğunu ifade eden İlknur Okay, “Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 248 bin civarında canlı doğum oluyor. Prematüre bebek doğumu ise bu rakamın yüzde 15,6. Yani her yıl yaklaşık 200 bin bebek prematüre olarak doğuyor. Prematüreliğin kademeleri var. Bu bebeklerin kimi çok uzun süre yoğun bakımda kalıyor. Bazıları ise birkaç günde taburcu oluyor. Bu açıdan bakıldığında en az 70 bin bebek uzun süreli ve ciddi yoğun bakım tedavilerinden geçiyor. Bir bebek ne kadar erken doğarsa o kadar risk potansiyeli ve gelişim zorluğuyla karşılaşıyor. Ölüm oranları da yine bebeğin doğum süresine bağlı. Yani bir bebek ne kadar erken doğarsa ölüm riski de paralel olarak artıyor. 5 yaş altı bebek ölümlerinde prematürelik ilk sırada. Fakat bu demek değil ki her prematüre bebek yaşamayacak. Bu durum sadece bir risk oluşturuyor. Nitekim Türkiye’deki hekimlerin, hemşirelerin uyguladıkları tedavilerle bebeği hayatta tutma ve sağlıklı bir şekilde taburcu etme oranı gelişmiş ülkelerle yarışır seviyede. Türkiye’de prematüre doğan bebekler asla dezavantajlı değil ” dedi. EBEVEYNLERİN YÜZDE 80’İ KENDİLERİNİ SUÇLU HİSSEDİYOR Bu süreçte anne ve babalara destek olunması gerektiğinin ifade eden Okay, “Bu süreç ebeveynleri psikolojik olarak çok yoruyor. Bu dönemde ailelerin çok sabırlı olması lazım. Bunun dışında prematüre bebek sahibi olan ailelerin yakınları da bu dönemde anlayışlı olmalılar. Çünkü bu dönemde hep ‘bebek nasıl, sütün var mı?’ diye sorulur. Anne ve babaya nasıl olduklarını sormuyoruz. Oysaki onlar bu süreçte kendilerini çok çaresiz hissediyorlar. Hatta 2018’de dernek olarak 500 prematüre çocuk sahibi ebeveynle bir araştırma yaptık. Ebeveynlerin yüzde 80’i erken doğumla ilgili kendilerini suçlu hissettiğini söyledi. Bu nedenle bu süreci geçiren ailelere baskı yapmamak ve sosyal anlamda destek olmak gerekiyor” diye konuştu. 2 4 “ANNELİK İZİNLERİ DOĞUMDAN SONRA BAŞLAMALI” Annelik izninin yetersiz olduğunu belirten Okay, devlet kademesinde bu konu ile ilgili bir düzenleme yapılması taleplerinin olduğunu söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: “Dernek olarak 2011’de yaptığımız bir girişimle doğum öncesi kullanılamayan izinler doğum sonrası kullanılmaya başlandı. Ancak bu da yeterli değil çünkü doğum sonrası izin 8 hafta. Annenin doğum öncesi kullanmadığı izinleri dahi olsa izin günleri çok kısa ve bu sürede bazen bebek taburcu bile olmamış oluyor. Bu durum anneleri, çocuğu ve işi konusunda bir seçim yapmaya zorluyor. Bizim dernek olarak talebimiz bebek taburcu olduktan sonra annenin izninin başlaması. Çünkü bu dönem çok kritik bir dönem ve bebek taburcu olunca tüm problemler bitmiş olmuyor. Nitekim bebeğin bazı tedavileri daha yeni başlamış oluyor. Bu da çalışan anne ve babaları zorlayan bir durum. Hatta birçok anne -baba bu süreçte işsiz kalıyor ve tüm bu sorunların yanına bir de ekonomik sıkıntılar eklenmiş oluyor.” ANNELERİN YAŞADIĞI EN BÜYÜK SIKINTI: BEBEĞE TEMAS EDEMEMEK “Anne sen nasılsın?” psiko-eğitim programı kapsamında Türkiye’nin dört bir tarafını dolaştıklarını ve annelerle bir araya geldiklerini kaydeden Okay, prematüre bebek sahibi annelerin yaşadıkları sıkıntıları şu şekilde sıraladı: “Doğum oranının yüksek olduğu illerde annelerle bir araya gelmeye çalışıyoruz. Onların sıkıntılarını dinliyoruz. Anneler en büyük sıkıntılarını bebekleri yoğun bakımdayken onlara temas edememek olarak ifade ediyor. Maalesef bu konuda ülkemizde bir eksiklik var. Hâlbuki bebeğin nörogelişimsel açıdan da anneye çok ihtiyacı var. Bebeği kuvözden çıkarıp annenin kucağına verdiğinizde bebeğin solunumu bile düzeliyor, büyümesi hızlanıyor, sinir ve zihin gelişimi artıyor. Bu avantajlar varken bazı nedenlerden ötürü bunu çok iyi değerlendiremiyoruz. Ki bu süreçte bebeklerin anne sütüyle beslenmesi de çok önemli ancak bebeğinden uzak kalan annenin sütünün gelmesinde de sıkıntılar oluyor. Bunun yanı sıra üzerlerinde yakın çevrenin baskısı da oluyor. Şu bilinmeli ki; bu bebeklerin zamana ihtiyacı var. Ne kadar erken doğarlarsa akranlarını yakalamaları da o kadar zaman istiyor. Yaklaşık iki yaş civarında akranlarını yakalayabiliyorlar. O nedenle bu dönemde ailelere karşı cesaretlendirici olunmalı.” “ANNE VE BABAYA PSİKOLOJİK DESTEK VERİLMELİ” Süreç içerisinde anne ve babalara psikolojik destek verilmesi gerektiğinin altını çizen Gelişim Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Arzu Somay,” Bu süreçte anne ve baba bebeğine dokunamadığı, onunla iletişime geçme konusunda sınırlandırıldığı bir duruma mahkum kalıyor. Bu süreçte anne kendini duygusal anlamda aşırı derecede kötü hissediyor. Çünkü bebeğine dokunamaması ya da anne karnında onu yeterince besleyememesi düşüncesiyle suçluluk duygusuyla da savaşması söz konusu olabiliyor. Bu süreçte anne ve baba sosyal anlamda desteğe ihtiyaç duyabiliyor. Bu yüzden hastanelerimizde düzenlemeler yapılması gerekiyor. Bu düzenlemeler içerisinde anne ve babaya psikolojik destek verilmeli. Hasta bakıcıların, hemşirelerin, doktorların anne ve bebeğin bakımı konusunda ebeveyne rehberlik etmeleri gerekiyor. Annenin bebeğiyle bir arada kalabileceği bir ortamın organize 2 5 edilmesi gerekiyor. Bunlar gerçekleştiği zaman anne-babalar bu süreci daha sağlıklı bir şekilde atlatabilirler” şeklinde konuştu. İstanbul Gelişim Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet Araştırma Uygulama Merkezi Müdürü Dr. Emel Tozlu Öztay ise bu tarz programlarla daha fazla anne ve babaya ulaşmak istediklerini söyleyerek şu ifadelere yer verdi: “Biz prematüre bebek anneleri olarak çeşitli sektör ve akademik alanlarda uzmanlaşmış anneleriz. Ama tüm anneler bizler kadar şanslı değil. Prematüre doğan bebeklerin sayısı ciddi oranda yüksek. Bu da prematüre bebek sayısı kadar annenin de olması demek. Kadın istihdamının doğru ilerlemesi, sağlıklı bebekler büyütülmesi için bu tip organizasyonlara son derece ihtiyaç var. Prematüre bebek anneleri toplumda çeşitli şekillerde şiddete maruz kalabiliyor. Biz de bu programla prematüre bebek anneleri olarak çözüm önerilerini, nasıl bir yol hartası çizebileceğini değerlendirdik.” “HASTANE VE DOKTOR SEÇİMİ ÖNEMLİ” 6 aylık prematüre kız çocuk annesi ise duygularını şu ifadelerle aktardı: “Bebeğim iki ay erken doğdu ve şu an 6 aylık. Hamilelik dönemimde erken doğacağını biliyorduk. 6 aylık olunca bir anda almaya karar verdiler. 32 gün yoğun bakım sürecimiz oldu. Ameliyatlık bir durum olmadı ancak o 32 gün bize 32 yıl gibi geldi. Bebeğim sadece üç gün anne sütü alabildi. Daha sonra bağırsaklarından rahatsızlıkları oldu. Anne sütü kesinlikle alamıyor, mamayla besleniyor. Çok zor bir süreç ama bu durumu yaşayanlar moralini bozmasınlar hastane ve doktor seçimlerine oldukça dikkat etsinler.” 2 6 10. Emekli SAT Komandosu Namık Ekin Yeni Rekor Denemesi Gerçekleştirdi. https://gelisim.edu.tr/haber/emekli-sat-komandosu-namik-ekinden-yeni-rekor-denemesi Bugüne kadar 18 Guinness Dünya Rekoruna imza atan Emekli SAT Komandosu Namık Ekin, yeni rekor denemesine hazırlanıyor. 24 saat su altından hiç çıkmadan ve uyumadan 3000 judocuyu sırtından atmayı hedefleyen Ekin, 19’uncu Guinness Dünya Rekoru denemesine, İstanbul Gelişim Üniversitesi adına imza attı. İstanbul'da düzenlenen Spor Çalıştayı'na katılan Emekli SAT Komandosu Namık Ekin, yeni rekor denemesine hazırlandı. Yeni Guinness Dünya Rekoru denemesini Kadıköy Belediyesi Acıbadem Yüzme Havuzunda gerçekleştiren Ekin, 24 saat su altından hiç çıkmadan ve uyumadan 3000 judocuyu sırtından atmayı hedefledi. Ekin, 19'uncu Guinness Dünya Rekoru denemesini spor eğitim danışmanlığını yaptığı İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) adına gerçekleştirdi. Suyun altında judoyla balık adamlığı birleştireceğini ifade eden Ekin, “24 saat su altından çıkmadan beslenmeyi de suyun altında yaparak 3000 judocuyu atacağım. Bütün judocular yardım için bana gelecekler. Rekor denemesi 16 Mart saat 11:00'da suya girmemle başlayacak, 17 Mart saat 11:00'da son bulacak” dedi. “ISITILABİLEN HAVUZ TERCİH ETTİK" 2 7 Rekoru kırmayı ısıtılabilen bir havuzda kırmayı deneyeceğini belirten Ekin, “Kadıköy Belediyesi'nin Acıbadem'de bulunan ısıtılabilen havuzunda rekoru kıracağım. Çünkü en büyük tehlike benim için titremek. Belli bir saat sonra ısı kaybediyorsunuz, titreme ve morarma başlıyor. Performans bozuluyor, iyi düşünemiyor ve doğru karar veremiyorsunuz. Bu sebeple ısıtılabilen bir havuzu tercih ettik” diye konuştu. “14 DEĞİŞİK DALDA YARIŞTIM" Sağlığını programlı yaşamaya borçlu olduğunu ifade eden Namık Ekin, “78 yaşındayım. 8 yaşından beri spor yapıyorum. 14 değişik dalda hem yarıştım hala da yarışıyorum. Güzel besleniyorum. Spor bilimini takip ediyorum. Bu konularda da 17 kitap yazdım. 7'si basıldı. Tüm gelirlerini de engellilere bağışladık” ifadelerini kullandı. “YENİ REKOR DENEYECEĞİZ" İGÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli'nin de açıklamalarda bulunduğu çalıştayda, Namık Ekin'e her zaman destek olduklarını ifade ederek, “Geçtiğimiz yıllarda Ekin 24 saat su altından hiç çıkmadan ve uyumadan, sürenin dolmasına 3.5 saat kala toplamda 301 ton 115 kilogram ağırlık kaldırdı. 24 saatin dolmasına 5 saat 15 dakika kala ise 273 tonluk hedefini aşarak 18'inci Guinness Dünya Rekoruna İGÜ adına imza atmış oldu. Şimdi de yeni bir rekoru birlikte deneyeceğiz” şeklinde konuştu. 2 8 11. 15 kişiye "International Yoga Expert" Sertifikası Verildi. https://gelisim.edu.tr/haber/15-kisiye-international-yoga-expert-sertifikasi American Yoga Association’ın tüm dünyada hızla yayılan yoga uzmanlık programı “International Yoga Expert Certificate (IYEC)”, İstanbul Gelişim Üniversitesi işbirliği ile İstanbul’da 10-17 Şubat tarihleri arasında yapıldı. Programa katılan 15 kişi, dünyada ilk ve tek uluslararası geçerliliği olan “INTERNATIONAL YOGA EXPERT” sertifikasına sahip oldu. Yoga konusunda uzman bir kuruluş olan American Yoga Association, yoga uzmanı olmak isteyenleri 8 gün ve 16 saatlik yoğun bir eğitim sonucunda uluslararası düzeyde yoga eğitimi verecek düzeye getiriyor. Özellikle 1500 saate kadar süren ve 20.000 TL’ye kadar ücretlerin istendiği yoga eğitimlerinin yaygınlaşması pek çok yoga severi isyan ettiriyordu. Bunun üzerine yoga konusunda en yetkin kuruluşlardan birisi olan American Yoga Association harekete geçerek, oldukça etkili ve yoğun bir yoga uzmanlık programı hazırladı ve 2018 yılında “International Yoga Expert Certificate (IYEC)” adı altında yoga dünyasına oldukça ekonomik bir ücretle sundu. Amerika dışında pek çok ülkede de uygulaması başlayan IYEC, yoga severler tarafından kısa sürede programın olumlu etkilerinin görülmesiyle hızla yayılmaya başladı. Türkiye’ye Ulusal Yoga Federasyonu (ULUYOF) tarafından getirilen IYEC programı, İstanbul Gelişim Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Fatih Fuat Tuncer ve Dış Eğitimler Uzmanı Mustafa Yücel tarafından onaylanarak eğitim programına dâhil edildi. 15 kişinin 17 Şubat’ta Uluslararası Yoga Uzmanı Sertifikası aldığı programın ikincisinin 11-18 Mayıs 2020’de İstanbul’da açılacağını belirten yetkililer kayıtları almaya devam ettiklerini belirttiler. 2 9 12. Sokakta Satılan Yiyecekleri Sağlık Açısından Değerlendiren Bir Araştırma Yapıldı. https://gelisim.edu.tr/haber/istanbuldaki-arastirmada-urkuten-sonuc İstanbul'da yapılan araştırma sokakta satılan kokoreç, pilav, tavuk döner, boza, soğuk sandviç gibi yiyeceklerin tehlike saçtığını ortaya çıkardı. 1 yıl boyunca yapılan araştırma sonucu alınan numunelerde salmonella gibi tifoya neden olan bakteriler tespit edildi. Her ülke ve bölgenin yemek kültürünü yansıtan, renkli ve her zaman erişilebilen, maliyeti düşük yemek kültürünün bir parçası olan sokak lezzetleri; hazırlık aşamasının hızlı ve pratik olması gibi birçok sebepten dolayı tercih ediliyor. İstanbul'da yapılan araştırma, sokak lezzetlerinin tüketiminden doğacak mikrobiyolojik riskleri ortaya çıkardı. Test edilen yiyeceklerin yüzde 65'inde "Staphylococcus Aureus", yüzde 25'inde "E.coli", yüzde 10'unda "Salmonella" gibi patojen bakteriler tespit edildi. Boza ve soğuk sandviç gibi ürünlerde tifoya neden salmonellaya rastlanırken, tavuk pilav ve karışık tostta "Staphylococcus Aureus" ve "E.coli" bakterilerinin olduğu ortaya çıktı. BOZA VE SOĞUK SANDVİÇE DİKKAT! Araştırma sonuçlarını açıklayan İstanbul Gelişim Üniversitesi'den Dr. Öğretim Üyesi Murat Doğan, "Yüzde 10'luk bir kısımda da Salmonella bulduk. Salmonella da tifoya neden olan bir bakteri. Çok riskli bir bakteri olduğu için bu bulaştığında insanlarda büyük sorunlara neden olabiliyor. Tifo yüzünden geçmişte de milyonlarca insan öldü" dedi. 3 0 Numunelerin yüzde 10'luk bölümünde Salmonella bakterisine ulaşıldığına vurgu yapan Doğan, bu bakterinin özellikle boza ve soğuk sandviçte görüldüğü belirtti. YİYECEKLERİN YÜZDE 65'İNDE GIDA ZEHİRLENMESİ RİSKİ Doğan, "Sokak yemeklerinin gıda güvenliği açısından değerlendirilmesiyle ilgili Türkiye'de ilk olan bir araştırma yaptık. Yiyeceklerden aldığımız numunelerinin yüzde 65'inde 'Staphylococcus Aureus' çıktı. Bu mikroorganizma özellikle gıda zehirlenmelerine neden oluyor" diye konuştu. HER 4 YİYECEKTEN 1'İNDE E.COLİ BAKTERİSİ BULUNUYOR Araştırılan numunelerde her 4 yiyecekten 1'nde 'E.coli' bakterisinin bulunduğunu söyleyen Doğan, "Bu da dışkı kaynaklı, halk sağlığını büyük şekilde tehdit eden bir unsur. Sokak yemeklerinde gıda güvenliği açısından büyük problem yaşanıyor. Bu durum bir an önce kontrol altına alınmalı" ifadelerini kullandı. E.Coli bakterisinin bulunduğu yiyecekler arasında; tavuk döner, tavuklu pilav, Arnavut ciğeri, soğuk sandviç ve karışık tost bulunuyor. SATICILARIN VE ORTAMLARIN PUANI ÇOK DÜŞÜK Gelişmiş ülkelerde ve özellikle Japonya'da da sokak yemeklerinin ön planda olduğunu dile getiren İstanbul Gelişim Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Murat Doğan, "Bunlar hijyenik dizayna göre ve gıda güvenliği açısından standartlara oturtulmuş durumda. Türkiye'de de benzeri çalışmaların yapılması gerekiyor. Resmi olarak sokak yemeklerinin incelenip çözüm bulunması gerekiyor. Bu yiyecekleri hazırlayanların hijyen düzeylerini de ölçtüğümüzde 100 üzerinden 34 puan aldılar. Bu da onların bilgi düzeylerinin yetersiz olduğunu gösteriyor. Ortamlar da gıda güvenliği açısından problemli ve bundan da 100 üzerinden 30 puana ulaşıldı. Satıcılardan alınan el örneklerinden de her 10 kişiden 9'unda problem olduğu görüldü. Sokak lezzetlerini hayatımızdan çıkarmayalım ancak sokak yemeklerinin bir an önce denetim altına alınması ve iyi şekillerde dizayn edilmesi gerekiyor. Sokak lezzetleri gastronominin, yemek kültürünün önemli bir unsuru" dedi. ELDİVEN TAKMAK ÇÖZÜM DEĞİL Satıcıların eldiven takmaktan ziyade ellerini sık sık yıkaması gerektiğini dile getiren Doğan, "Eldiven takıp daha sonra o eldivenle hem yiyecekleri hazırlayıp hem de arkasından para verebiliyorlar. Eldiven takması hijyenik olduğu anlamına gelmiyor. Bulunduğu ortamda elini yıkayıp, dezenfekte edebileceği bir ortamın olması gerekiyor. Bu da şu anki koşullarda olmuyor ama bunun bir an önce yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. 3 AŞAMADAN OLUŞAN ARAŞTIRMA 1 YIL SÜRDÜ Bir yıl süren araştırmaya imza atanlardan İstanbul Gelişim Üniversitesi Gastronomi Bölümü mezunlarından Berna Aydın ise, “Sokak lezzetleri tarihi bakımından çok eskiye dayanan bir yeme içme kültürü. Sokak lezzetlerinin gıda güvenliği açısından 3 aşamadan oluşan bir araştırma düzenledik. Sokak lezzetlerinde mikrobiyolojik kalitesini ölçme amacıyla laboratuvar ortamında inceledik, ardından sokak satıcılarının gıda güvenliği bilgi düzeylerini ölçmek amacıyla anket yönelttik ve son olarak sokak satıcılarından el swap örnekleri aldık ve inceledik. 1 yıl süren bir çalışma sonrasında bu araştırmayı sunduk. Bu araştırmaya başlamadan önce bu konunun daha önce işlenmediğini ve sokak lezzetleri gibi geleneksel bir yeme içme kültürünün daha kapsamlı araştırılması gerektiğini, gıda güvenliği gibi, insan 3 1 sağlığı için çok önemli bu konuyu kapsamlı bir şekilde hem insanlara hem de literatüre katkı sağlamak amacıyla yapmak istedik" diye konuştu. ESNAF KENDİNDEN EMİN Esnaf ise araştırma sonuçlarının doğru olmadığını söylüyor. Yaklaşık 15 yıldır döner ustası Bayram Taşkıran, “Etlerimizi en temiz yerlerden alıyoruz. Güzelce terbiyeleyip, dinlendirip, pişiriyoruz. En az 300-350 derecelik bir ateşte pişmesi gerekiyor. Sağlık için el hijyenimize çok dikkat ediyoruz. Maske ve eldiven aynı zamanda depoladığımız yere de dikkat ettiğimiz zaman kesinlikle bir sorun yaşanmıyor" dedi. Pilavdan tavuk dönere, sosisliden tosta kadar bir çok lezzetin bulunduğu büfenin sahibi Abdülkadir Yılmaz da, “Koronavirüsten önce de hijyenimize dikkat ediyorduk. Hijyene, maskeye, eldivene, titizliğe dikkat ediyoruz. İnsanlar her zaman kaliteyi ve ucuzluğu tercih ediyor" ifadelerini kullandı. Kokoreç satan dükkan sahibi Halil Ece ise, “Tezgahımız açık ve müşterimizin gözünün önünde kurallara uyarak hizmet veriyoruz. Kendimizin yemediği bir şeyi müşteriye de satmıyoruz. Müşteri kazanmak için her zaman iyisini vermemiz lazımö dedi. Kendi yaptığı pilavları satarak para kazanan esnaflardan biri de, “Hijyene koronavirüs başlamadan önce de önem veriyordum. Maskemiz ve eldivenimiz olmadan çalışmaya dikkat ederiz. Her müşteri geldiğinde çamaşır sulu bez ile masaları dezenfekte ediyoruz. Gıda işi hiçbir şeye benzemiyor ve her zaman dikkat istiyor. Gündüz hazırladığım pilavı akşam 5-6'ya kadar tezgahta bulunduruyorum. Kalan olursa ihtiyacı olanlara yoksa da sokak hayvanlarına veriyorum" ifadelerini kullandı. VATANDAŞ YİYECEĞİ BİLDİĞİ YERDEN ALIYOR Sokaktaki bazı yiyeceklerin hijyenik olduğuna inanmadığını söyleyen Ali Demir, “Bazıları da evde yapıldığı ve insanların geçimini sağladığı için, ev lezzetini bulmak da mümkün oluyor. Ben evde yapıldığını anlayabiliyorum ve onları tercih ediyorum. Pilav, köfte dışarıda ne satılıyorsa tercih ediyorum" dedi. Fransa'da yaşayan ve şimdi Türkiye'de olan Nesimi Yılmaz da, “Ben yurt dışındayım ve buraya gelirken bazı lezzetleri tatmayı çok özlüyoruz. Fakat temizliğinden veya yapılırken uygulanan önlemler bizi tereddüte bırakıyor bu yüzden de çekimser kalıyoruz. Kaliteye önem vermek zorundayız. Kalitenin temizliği getirdiğine inanıyorum. Midye ve tükürük köftesi denilen köfte hoşuma gidiyor ama tereddütteyiz yine de yiyoruz" diye konuştu. Sokak lezzetlerinde genellikle kokoreç ve et döner sevdiğini söyleyen Ebru Yamak, “Tavuk dönerden de uzak dururum çünkü dışardakilerin daha sağlıksız olduğuna inanıyorum" dedi. Döner tüketmeyi tercih ettiğini söyleyen Sevgi Öner de, “Kokoreç ve midyeden uzak duruyorum. Döneri de her yerden değil güvendiğim yerlerden tercih ediyorum. Zaten son zamanlarda artık onu bile almak istemiyorum" ifadelerini kullandı. 3 2 13. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Türk ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) milli yüzücüleri Mersin'den Kıbrıs'a yüzdü. https://gelisim.edu.tr/haber/%E2%80%9Camacimiz-kibrisi-uluslararasi-spor-arenasinda- duyurmak%E2%80%9D Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, Türk ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) milli yüzücüleri Mersin'den Kıbrıs'a yüzdü. Aralarında eski devlet bakanı Kürşad Tüzmen ve İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Kubilay Çimen’in de bulunduğu yüzücüler, bugün öğlen saatlerinde Kıbrıs'a vardı. "Bayrağımız kulaçlarla Kıbrıs"a sloganıyla Türk ve KKTC'li milli yüzücüler, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46. yıl dönümünde Türkiye'den Kıbrıs'a yüzmeye başladı. 'İki devlet tek millet' olarak Kıbrıs'ın uluslararası spor oyunlarından maruz bırakılmasına da dikkat çekilen etkinlikte, 6 kişilik yüzücü ekibi bugün öğlen saatlerinde Kıbrıs'a vardı. Aralarında eski devlet bakanlarından Kürşat Tüzmen'in de bulunduğu yüzücüler, 90 kilometre yüzdükten sonra karaya çıktı. Tüzmen'in yanı sıra etkinlikte dünya master şampiyonu Ahmet Nakkaş, milli yüzücü Tarkan Tüzmen, Manş Denizinde double yapan ilk sporcu Faruk İlgüy, Manş Denizini geçen ilk KKTC'li sporcu Osman Akkuş ile İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Kubilay Çimen yer aldı. Anamur iskelesinden çıkan sporculara, Anamur Belediye Başkanı Hidayet Kılınç ile çok sayıda vatandaşta destek verdi. Davul ve zurnalarla uğurlanan sporculara, Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı 2 gemi ile bir botta eşlik etti. 3 3 3 4 14. Uluslararası Yoga Uzmanlığı Eğitimi Verildi. Uluslararası Yoga Uzmanlığı eğitimi ile 73 katılımcının bir saatlik pratik yoga çalışması yaptırabilmesi, yoga konusunda temel bilgileri aktaracak uzmanlığa sahip olması hedeflendi. 15. Liselilerin Üniversite Seçimleri İçin ‘Tatil Akademisi’ Düzenlendi. https://www.gelisim.edu.tr/haber/surdurulebilir-egitim-icin-is-birligi Liselilerin üniversite seçimleri için ‘tatil akademisi’ düzenlendi. Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yaklaşırken öğrenciler de üniversite ve bölüm seçimi için araştırmalar yapıyor. İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) 20-24 Ocak tarihleri arasında çeşitli uygulamalı derslerle, hedef belirleme sürecinde olan lise öğrencilerini kampüsünde ağırlıyor. İGÜ 2020 Liseler Sömestr Tatil Akademisi adı verilen programa 11’inci ve 12’nci sınıf lise öğrencileri katıldı. Öğrencilerin istedikleri bölümler ile hedefledikleri bölümlerin ayrımını çok iyi yapamadığını ifade eden İGÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli, “İstekleri hedeflere dönüştürmek gerekiyor. Bunun için de eyleme geçmek önemli. Gençler sahip oldukları yeteneklerle ulaşabilecekleri hedefler belirlemeli. İGÜ olarak öğrencilerin hedeflerini belirlemelerinde yardımcı olmaya ve onların kariyerlerini planlarken yanlarında olmaya, destek olmaya önem veriyoruz” dedi. Ebeveynlerin, çocuklarının hedeflerini yok saymaması gerektiğine vurgu yapan Gayretli, “Aileler ulaşamadıkları hedeflere çocuklarını yönlendirmemeli, ulaşamadıkları hayalleri çocuklarına dayatmaya çalışmamalı. Çocuklar kendi geleceklerini kendileri belirlemeli. Çocuklara seçme haklarını tanınmalı, hayatlarını yönetmelerine izin verilmeli” diye konuştu. 3 5 İGÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli, “Öğrencilerin kariyer haritalarını belirlemede yardımcı olacak bir program hazırladık. 11’inci ve 12’nci sınıf lise öğrencileri, üniversitede okumayı düşündüklerini bölümün uygulamalı derslerine katılabiliyor, fikir sahibi oluyor ve eğleniyor” diye konuştu. Katılımın ücretsiz olduğu akademinin başvuru ve kayıt işlemleri ise üniversitenin web sayfası üzerinden yapılabiliyor. İGÜ 2020 Liseler Sömestr Tatil Akademisi programında öğrencilerin deneyimleyebilecekleri dersler ise şu şekilde sıralanıyor: • Kariyer Belirleme • Genel Cimnastik • Uçak Mühendisliği • Beslenme Eğitimi ve Danışmanlığı • İlk Yardım Uygulamaları • Fizyoterapi ve Rehabilitasyonda Tedavi Hareketleri • Uçak Bakım Uygulamaları • Gastronomi • Robotik Programlama Eğitimi • Psikoloji Bölümü • Radyo, Televizyon ve Sinema • Grafik Tasarımı • Fotoğraf Eğitimi 3 6 16. Dünya Zihin Sağlığı Günü kapsamında Ünal Erdem Elli’nin sunumuyla gerçekleşen etkinlik büyük ilgi gördü. Online gerçekleşen etkinlikte amaç toplumda erişilebilir psikolojik sağlık oldu. Birey olarak sağlıklı bir yaşam için öncelikler belirtildi. 17. Dünya Ruh Sağlığı Günü için Gelişim Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Esra Savaş konuştu. Toplumda sağlıklı bireyler yetiştirmeyi amaçlayan program annelerin yoğun ilgisini gördü. 3 7 18. Pandemi dönemiyle birlikte herkesin hayatına giren tembellik alışkanlığını en aza indirmek amacıyla sağlıklı bir toplum için Dr. Öğr. Üyesi Ömür Gülfırat eğitim verdi. 19. Pandemi dönemiyle birlikte hayatımıza giren anksiyete için Doç. Dr. Canan Tanıdır tarafından verilen eğitimde anksiyeteyi kontrol altına alma yöntemleri üzerinde konuşuldu. 3 8 20. Öğr. Gör. Özgür Doğan tarafından Savunma Sanatları Eğitimi verildi. Bu eğitimde amaç temel düzey de olsa savunma sanatını öğretebilmek. Toplumda kendini savunmayı bilen bireyler yetiştirmek. 21. Sağlık Konuşmaları kapsamında gerçekleşen Kanserden Korunma seminerinde Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Huri Özkarabulut konuştu. Toplum sağlığı için önemli bir konu olan kanser üzerine yapılan etkinlikte farkındalık oluşturuldu. 3 9 22. 24 Aralık 2020 tarihinde Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Yüksel Barut tarafından ‘Soğuk Algınlığı ve Gripten Korunma İpuçları’’ etkinliği düzenlendi. Zoom üzerinden gerçekleşen etkinliğimiz katılımcılarımızın soruları sayesinde çok daha renkli tamamlandı. 23. Yeme bozukluğu üzerine konuşan Dr. Öğr. Üyesi Başak Gökçe Çöl, önemli noktalara değindi. Keyifli anlatımıyla beraber etkinlik yoğun ilgi ile noktalandı. 4 0 24. Dr. Öğr. Üyesi Ayfer ATAMER, Diş Sağlığının Önemi üzerine önemli bir etkinlik gerçekleştirdi. 3 saate varan etkinlikte oldukça çarpıcı kazanımlar elde edildi. 25. Vegan ve Vejeteryan beslenme konusunda, 27 Kasım 2020 tarihinde etkileyici bir faaliyet gerçekleştirildi. Son gündemlerde oldukça moda olan beslenme türlerinin kökenleri ve farklı insan bünyeleri üzerinde etkisi konuşuldu. 4 1 26. Prof. Dr. Rıfat Mutuş’un katılımıyla 9 Aralık tarihinde bilgilendirici bir seminere imza atıldı. Meme kanserinde gelişmeler isimli etkinlikte, her yaş kesiminden kadınlara risklerden ve kazanımlardan bahsedildi. 27. Dünya Otizm Faındalık Günü dolayısı ile Dr. Öğr. Üyesi Turgay Dağtekin’in katılımlarıyla yapılan etkinlikte, otizmli bireylerin sosyal yaşamda yer sahibi olmalarının avantajları ve insanların otizm sendromuna sahip insanlar ile nasıl iletişim kurmaları gerektikleri tartışıldı. 4 2 28. Berk Efe Altınal tarafından 19 mayıs tarihinde Uyuşturucu ile Savaş etkinliği düzenlendi. Vücut ve bağışıklık sistemi üzerinde zararlarından konuşulan etkinlikte, katılımcılar bilgi sahibi oldu. 29. Eda Merve Kurtuluş tarafından ‘’Depresyon Belirtileri’’ konulu etkinliğimize öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. 9 Aralık tarihinde gerçekleşen etkinliğimizde çarpıcı konular ele alındı. 4 3 30. Öğr. Gör. Ünal Erdem Elli tarafından ‘’Sağlıklı Yaşlanma’’ eğitimi düzenlendi. Orta yaşlı insanların yaşlılığa daha emin adımlar atabilmelerini kolaylaştıran etkinliğimize katılımcılardan gelen sorular damga vurdu. 31. 3 Kasım Salı günü zoom üzerinden yapılan ‘’Covid-19 Aşıları’’ isimli etkinliğimizde, şu ana kadar ülkemizde ve dünyada üretilen aşılar hakkında bilgi verildi. Hangi devletlerin ne kadar koruyuculuk oranları ile dünya yararına kullanıldığı tartışıldı. 4 4 32. Dr. Öğr. Üyesi Gülay Tamer tarafından 5 Şubat 2020 tarihinde ‘’Tütüne hayır’’ denildi. Tütün kullanımının zararlarından bahsedilen etkinlikte katılımcılar ile etkileyici istatistikler paylaşıldı. 33. Hava kirliliğinin sağlığa etkisi üzerine tartışıldı. Dr. Öğr. Üyesi Eda Merve Kurtuluş’un verdiği bilgilerle devam etti. Ülkemizden ve dünyadan güncel istatistikler, tüm katılımcıları sevindirdi. 4 5 34. Sıtma hastalığının önüne geçilmesi adına yapılan etkinliğimizde, bu hastalıktan kurtulma yolları üzerine tartışıldı. Hava sıcaklığının büyük ölçüde etkilediği sıtma hastalığının çeşitli ülkelerdeki verileri paylaşıldı. 35. 10 Ocak tarihinde gerçekleştirilen etkinliğimizde aile içi şiddete değinildi. Şiddetin sadece fiziksel olmadığı temasında duran konuşmacı, katılımcıların sorularını memnuniyetle cevapladı. 4 6 36. Yeşili korumak konusunda duyarsız kalmamamız gerektiğini ve doğa konusunda daha nasıl bilinçleneceğimizi anlatan etkinlik, 22 nisan tarihinde gerçekleştirildi. Çevreci kulüplerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik keyifle sonlandı. 37. Görgü kurallarından ve herkes için kibar olmanın kurallarından bahsedilen etkinliğimizde uygulamalı senaryolar gerçekleştirildi. Katılımcılar her konuda ince düşünmenin sonuçlarını canlı bir şekilde gözlemleme fırsatı buldu. 4 7 38. Dünya Ruh Sağlığı Günü’nde tamamladığımız etkinlikte yoğun ilgi yaşandı. Topluma her açıdan fayda sağladığımız etkinlik 22 Nisan 2020 tarihinde canlı olarak gerçekleşti. Aklımıza gelen her şeye neden inanmamamız gerektiğini dinlediğimiz uzmanlar teşekkürlerle uğurlandı. 39. Zihin sağlığı farkındalığını yayma amaçlı küresel bir kampanya değerinde olan etkinliğimiz katılımcılarımız tarafından beğeniyle karşılandı. Katılımcılarımızın sayısı 3 haneli rakamlara ulaştı. Tekrarlanmak üzere noktalandı. 4 8 40. İstanbul Gelişim Üniversitesi BESYO bölümünün tanıtıldığı etkinliğimizde ülkede ve dünyada BESYO hakkında oldukça geniş bilgilere yer verildi. Dr. Öğr. Üyesi Mehmet SOYAL ve Girişimci Sporcular Kulübü’nden Özgür Özcanlı’nın gerçekleştirdiği etkinlik başarıyla bitirildi. 41. İGÜFITTALKS ‘COVID-19’Un Atletik Performans Sürecine Etkileri isimli etkinliğimiz moderatör Özgür Özcanlı’nın katkıları sayesinde daha keyifli geçti. COVID-19’un atletik performansları düşen ve korumak isteyen sporculara yönelik bilgiler paylaşıldı. 4 9 42. Moderatör Selman Kiremitçi ve MAC Academy Group’dan Mine Yılmazbilek’in katılımlarıyla gerçekleşen etkinliğimizde COVID-19 döneminde sağlıklı yaşam ve egzersiz konuları üzerinde duruldu. 43. ‘’Spor Sektöründe Kadın Yönetici Söyleşileri’’ isimli etkinliğimize TMDK Fair Play Konseyi Üyesi Semra Demirer katılım gösterdi. SKS Etkinlik müdürü Yonca Ünlü’nün moderatördü. 5 0 44. Ahmet Serdar Demir ve iki milli yüzücümüzün katılımlarıyla gerçekleşen Fit Sohbetler, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nda gerçekleştirildi. 45. COVID-19 Süreci ve sonrasına yaşam hakkında değerli bilgiler edindiğimiz Kaliteli Yaşam Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Haluk Saçaklı’nın katılımları ve Tekmil Sezen Göksu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe yoğun katılım vardı. Instagram üzerinden gerçekleşen etkinliğimiz keyifle noktalandı. 5 1 46. İGÜFITTALKS’ın yeni etkinliğinde Şenol GÜNEŞ katılım gösterdi. Pandemi süreci ve sonrası sporda yaşanan mesleki dönüşümün ele alındığı etkinlik Nursena Açıkgöz taradından koordine edildi. 47. Biyomedikal Mühendisi Göktuğ Şanlı’nın katılımıyla gerçekleşen ‘Bağışıklık Sistemi ve Egzersiz’ konuşması 22 mayıs 2020 tarihinde Instagram’dan canlı yayınla Özgür Özcanlı moderatörlüğünde gerçekleştirildi. 5 2 48. 23 Mayıs 2020 tarihinde gerçekleşen canlı yayınımıza ünlü teknik direktör Yılmaz Vural katıldı. Futbola ve hayata dair her şeyin konuşulduğu etkinliğimize ilgi bir hayli fazlaydı. 49. Master Trainer Mehmet Çetin ile 24 Mayıs tarihinde gerçekleşen ‘Mehmet Çetin ile Spora Dair Her Şey’ isimli etkinliğimize katılım her zaman ki gibi yoğundu. Instagram üzerinden canlı yayınlanan etkinliğimiz katılımcı sorularının cevaplanması sonrası keyifle noktalandı. 5 3 50. Deneyimli Teknik Direktör Bülent Korkmaz’ın katılımıyla Futbola ve hayata dair her şeyin konuşulduğu etkinliğimiz 25 Mayıs 2020 tarihinde Instangram canlı yayında yapıldı. Tekmil Sezen Göksu’nun moderatörlüğünde gerçekleşen etkinliğe katılım yoğundu. 51. Prof. Dr. Muhammed Emin Kafkas’ın katılımıyla gerçekleşen ‘Kalça Unutkanlığı: Egzersiz Stratejileri’ isimli etkinliğimiz 22 Aralık 2020 tarihide Google Meet üzerinden canlı olarak gerçekleşti. 5 4 52. Pandemi ve sporda dijitalleşmenin konuşulduğu etkinliğimize Spor Pazarlaması Uzmanu, Eğitmen ve Danışman Burak Gürkan katıldı. Girişimci Sporcular Kulübü’nün düzenlediği etkinlik Google Meet üzerinden gerçekleşti. 53. 29 Aralık Salı günü gerçekleştirilen Antrenman Yüklenmesinde Güncel Yaklaşımlar isimli konuşması ile aramızda olan Doç. Dr. Alper Aşçı verimli bir etkinliğe imza attı. Katılımcıların can kulağı ile takip ettiği etkinlik, sorularla noktalandı. 5 5 54. Dünya Temizlik Günü’nde Let’s Do It İGÜ BESYO Gönüllü Oldu. Her yıl Eylül ayında Dünya Temizlik Günü gerçekleştiren Let’s Do It! hareketi çevre kirliliğinde ve çöp toplama konusunda farkındalık oluşturmak adına çalışmalarını yürütmektedir. Dünya’da eş zamanlı gerçekleşen Dünya Temizlik Günü ile birlikte çöp körlüğünü yenmek ve farkındalık oluşturmak adına çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Let’s Do It! Türkiye 21 Eylül 2019’da Dünya Temizlik Günü etkinlikleri kapsamında 81 ilde 154 temizlik noktasında 116 binden fazla gönüllüye ulaşarak katı atık toplama hareketi gerçekleştirdi. Ulusal çapta gerçekleştirilen bu etkinlik ile çöp körlüğü mücadelesinde önemli bir adım atarak kitlesel farkındalık oluşturdu. İGÜ Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Öğr. Gör. Tekmil Sezen Göksu ve Rekreasyon Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Sevinç Serin Yaman Avcılar Sahilinde gerçekleştirilen bu farkındalığa gönüllü olarak katılım sağlamışlardır. 55. 16 Aralık 2020 Çarşamba günü tarihinde Google Meet üzerinden yapılan etkinliğimizde Prof. Dr. Turgay BİÇER, Zor Süreçlerde Zihinsel Dayanıklılık konulu konuşma yapıldı. Konfor alanını aşmamızın ne kadar önemli olduğu vurgulanan etkinliğimiz teşekkürlerle noktalandı. 5 6 56. İstanbul’u tercih eden sağlık turistlerini konuşulduğu etkinliğimizde 80’den fazla ülkeden özellikle estetik ve kilo aldırma operasyonları için gelen sağlık turistler hakkında bilgi verildi. İstanbul’un hastane ve otelcilik anlamında merkez şehirlerden olacağı hedeflenen etkinliğe yoğun katılımın ardından son verildi. 57. İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği sorunlarından ve nasıl bu sorunların önüne geçebileceğimizden bahsedilen etkinlikte Prof Dr. Aydın Başbuğ konuştu. GSF Konferans Salonu’nda yapılan etkinliğe katılım yüksekti. 5 7 58. 3 Haziran 2020 tarihinde Zoom üzerinden gerçekleşen panele, Arş. Gör. Engincan Yıldız öoderatörlüğünde Yazar Psikolog Şeyda Betül Kılıç ve öğrencilerden Esma Barulay katıldı. 59. Etkinliğe konuşmacı olarak Avukat Simge Uyanıker ve Mor Çatı Ofis Koordinatörü ve Proje Komite Üyesi Seda Zorca katıldı. Uyanıker, “Bu dönemde farkındalık yaratmak adına böyle bir proje yapılması takdir konusudur, proje oluşturucusu öğrencileriniz Burakcan Karadaş, Büşra Nur Bolatan, Ceren Kılıç, Buğra Çağdaş ve Gizem Özdemir’i ve Dr. Öğr. Üyesi Emel Tozlu Öztay’ı tebrik ederim” dedi. https://www.aksam.com.tr/guncel/izolasyonda-siddeteve-sigmaz-dediler/haber-1082675 5 8 60. Sosyal izolasyonda evde danışma var isimli webinar’a Türkiye Kadın Girişimciler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül Özsan katıldı. 3 Haziran 2020 tarihinde Meet üzerinden gerçekleşen etkinliğe katılım yüksekti. 61. 5 Haziran 2020 tarihinde ‘Evde Sorumluluk Bizde’ isimli etkinlik düzenlendi. Feveran İletişim Kurucu ortağı Tülin Çeneli Dönmez ve CİTİ PR Kurucusu Ajans Başkanı Derya Aslan’ın katılımlarıyla gerçekleşen etkinlik Google Meet üzerinden yapıldı. Katılımcıların bilgilendirildiği etkinlik keyifle noktalandı. 5 9 62. İstanbul Gelişim Üniversitesi, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Merkezi ortaklığıyla sosyal izolasyon döneminde çalışan anneye dikkati çekildi. Online düzenlenen etkinlik 2 Haziran günü 15.00-16.00 saatleri arasında “Güçlü Kadınlar Emekçi Anneler” başlığıyla gerçekleştirildi. Düzenlenen etkinliğe yoğun ilgi olduğu görüldü. Projenin Webinar ayağına konuşmacı olarak Fotoğraf Sanatçısı Alsu Öztürk katıldı. Konuşmacı Fotoğraf Sanatçısı Alsu Öztürk, “Sosyal İzolasyon döneminde çalışan annelerin iş hayatlarına devam ederek, kendileri ve aileleri için yaratacakları değer konusunda toplumsal bilinç oluşturmayı amaçlamıştır.” dedi. https://dostbeykoz.com/-guclu-kadinlar-emekci-anneler-etkinligi-yapildi 63. İstanbul Gelişim Üniversitesi, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Merkezi ortaklığı ile sosyal izolasyon döneminde kadınlar üzerinde oluşturulan zoraki güzellik algısına dikkat çekmek amaçlı online olarak ''Senin Güzelliğin Senin Tercihin'' adlı farkındalık projesi hayata geçirildi. Projenin Webinar ayağına konuşmacı olarak ÜÇES Prodüksiyon ve Halkla İlişkiler Ajansı kurucusu Sibel Savacı katıldı. Savacı, sürekli farklı trend ve güzellik anlayışlarının ortaya 6 0 çıktığının altını çizerken, insanın kendisini bu durumdan nasıl soyutlayacağı konusunda öğrencileri bilgilendirdi. https://sariyeryenigun.com/haber-3742-SOSYAL-IZOLASYON-DONEMINDE-SENIN- GUZELLIGIN-SENIN-TERCIHIN-DEDILER.html https://gelisim.edu.tr/haber/sosyal-izolasyon-doneminde-senin-guzelligin-senin-tercihin- dediler 64. İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Uygulamalı Bilimler Fakültesi (UBF) Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü ve Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Merkezi ile sosyal izolasyon döneminde TV’de kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amaçlı online olarak ‘’Seyirci Kalma’’ adlı farkındalık projesi hayata geçirildi. Projenin Webinar ayağına konuşmacı olarak Ruhsal Travma Uzmanı Gülbahar Eda Erbaş katılım sağladı. https://ubyo.gelisim.edu.tr/bolum/halkla-iliskiler-ve-reklamcilik-103/haber/sosyal-izolasyon- doneminde-‘‘-seyirci-kalma- 6 1 6 2